Öğrenci Kişilik Hizmetleri

Öğrenci Kişilik Hizmetleri

Öğrenci Kişilik Hizmetleri

Zaman çağımıza doğru ilerleyip de “örgün” eğitim görme işi, toplumun her tabakasından fertlerin hakkı sayılınca, okullar her çeşit kabiliyet, ilgi ve ihtiyaçtaki ve sosyo-kültürel yapıdaki çocuklarla dolmaya başladı. Psikolojideki yeni bulgularda, kişiler arasında geniş ferdi farklar dikkate alınarak yapılması gerektiğini ortaya koydu. Bu durumda, okullardaki öğretim ve yönetim faaliyetlerinin, öğrenciyi tüm bir varlık olarak eğitme işinin yeterli olmadığı görülmüştür. Bu suretle, okullarda bir üçüncü faaliyet grubu ortaya çıkmıştır.

Bu grup, öğrenci seçimi ve okula alıştırılması, öğrenci sağlık işleri, öğrenci kol faaliyetleri, disiplin işleri, beslenme ve barınma durumu, burs ve mali yardım, sosyal faaliyetler, öğrencinin kişisel, mesleksel, eğitsel ve dinsel sorunlarında kişisel yardım ve benzeri faaliyetleri içine alır. Bu faaliyetler öğrencinin tüm ve uygun değer derecede gelişip büyümesi için gerekli ortamı hazırlayan faaliyetlerdir. Okuldaki bu üçüncü faaliyet grubuna öğrenci kişilik hizmetleri denir.

Geleneksel eğitimde, öğretim ve yönetim hizmetleri bulunmasına karşın çağdaş eğitime üçüncü boyut olan öğrenci kişilik hizmetleri eklenmiştir. Çağdaş eğitimin üç boyutu aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.

Öğretim, belirli bir alanda, bilgi, beceri ve tutum kazandırmaya yöneliktir.

Yönetim, eğitim kurumunu amacına yönelik yaşatma öğretim ve kişilik hizmetlerini eş güdümleme ve yürütmektir.

Öğrenci kişilik hizmetleri, çağdaş eğitimin ayrılmaz bir boyutudur. Öğretim ve yönetim hizmetlerinden farklı, kendine özgü bir hizmettir. Öğrenci kişilik hizmetlerinin kapsamında sosyal ve eğitsel etkinlikler, sosyal yardımlar, özel eğitim özel yetiştirme, sağlık hizmetleri, ve psikolojik danışma bulunur. Bu etkinlikler öğrencilerin uygun değer derecede gelişmesi için ortam hazırlamaya dönüktür.

Hedef, bireyin bir bütün olarak özgün bir biçimde gelişmesidir. Öğrenci kişilik hizmetleri kapsamında bulunan rehberlik bireyin gelişmesine doğrudan yardıma yöneliktir.

Rehberlik, İngilizcedeki Guidance sözcüğünün karşılığı olarak  kullanılmaktadır. Eşanlamlısı kılavuzluktur. Ancak rehberlik hizmetinin içeriği kılavuzluktan farklıdır. Kılavuzlukta, belli bir konuda becerikli ve yetkili kişinin, başkaları için belli bir işi yapmaktan çok, bireyi tanımak ve onu kendisine tanıtmak, büyümesine, gelişmesine, olgunlaşmasına sistematik olarak yardım etmeyi içermektedir.

Genelde “psikolojik danışma” ve “rehberlik hizmetleri1” kavramları birlikte kullanılır. Psikolojik danışma, rehberliğin özünü oluşturur. Rehberlik ve psikolojik danışma  biçiminde kullanıldığında; rehberlik ağırlıklı psikolojik danışma anlamına gelir. Psikolojik danışma ve rehberlik  biçiminde kullanıldığında ise; psikolojik danışma ağırlıklı rehberlik hizmetleri olduğu anlaşılır. Psikolojik danışma rehberliğin vazgeçilemez  ve ayrılamaz hizmet alanını oluşturmaktadır. Rehberlik, psikolojik danışmayı da içeren geniş bir kavramdır. Psikolojik danışma ve rehberlik arasındaki ilişki aşağıdaki şekilde gösterilmektedir.

Psikolojik  danışma, alanını gün geçtikçe genişletmektedir. Hatta rehberlik adının kaldırılması bile düşünülmektedir.

ÖĞRENCİ KİŞİLİK HİZMETLERİNİN KAPSADIĞI HİZMET ALANLARI

Ø      Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri

Ø      Öğrenci sağlık hizmetleri

Ø      İş, okul, meslek seçme, yöneltme, yerleştirme ve izleme hizmetleri.

Ø      İnsan ilişkilerini, sosyal ilişkileri geliştirme etkinlikleri.

Ø      Özel eğitim, iyileştirme ve özel yetiştirme hizmetleri.

Ø      Öğrenci kayıt, kabul, devam ve başarılarını izleme hizmetleri.

Ø      Sosyal hizmet ve sosyal yardım hizmetleri.

Ø      Boş zaman etkinlikleri ve eğitsel kol faaliyetleri

Ø      Bireye maddi yardım, kredi ve burs gibi destek hizmetleri.

Ø      Barınma ve beslenme hizmetleri.

Bütün bu hizmetlerin yerine getirilmesi, okuldaki psikolojik danışma rehberlik uzmanları ile birlikte, doktor, psikolog, özel eğitim ve sosyal hizmet uzmanları, okul yöneticileri, sınıf öğretmenleri, ders öğretmenleri, eğitsel kol öğretmenleri, işyeri temsilci ve yöneticileri, öğrencinin ailesi ve okul aile birlikleri gibi hizmet ve destek gruplarının  işbirliği ile sağlanmaktadır.

REHBERLİĞİN ANLAMI

Rehberliğin anlamı üzerinde yıllardan beri çok şeyler söylenmiş ve rehberliğin çeşitli tanımları yapılmıştır. Yapılan bir edebiyat taraması sonucunda rehberliğin yüzden fazla değişik tanımının yapıldığı saptanmıştır. ( Kepçeoğlu, 1996; sh 8)

Rehberliği tanımlamada karşılaşılan sorunlar vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Rehberlik uygulamalarının dayandıkları kuramlar farklıdır. Kuramlar arasında görüş ayrılıkları bulunmaktadır.

Rehberlik başlangıçta eğitim sürecinin içinde onu tamamlayan bir boyut olarak yer almıştır ve günümüzde en yaygın  rehberlik ve psikolojik danışma uygulamaları eğitimde yürütülmektedir. Ancak bugün psikolojik danışma ve rehberlik ile eğitim sürecinin öteki boyutları arasındaki ilişkiler tam olarak belirtilememiştir.

Psikolojik danışma ve rehberlik alanında görev yapan personel arasında gördükleri eğitim ve uygulama becerileri bakımından farklılıklar vardır.

Rehberlik insan davranışları ile ilgilenen öteki bilim dallarından geniş ölçüde yararlanmaktadır. Gerek davranış bilimlerindeki hızlı gelişmeler gerekse bilim dalı olarak psikolojik danışma ve rehberlik alanında yapılan yeni araştırmalar uygulamaları sürekli etkilemektedir. Bu şekilde rehberlikte kullanılan deyim ve kavramlar hızla değişmekte ve kısa sürede eskimektedir.

Bireye psikolojik yardımı konu edinen psikoloji ve psikiyatri gibi alanlarda hızla gelişmektedir. Bu alanlarla  sınırların açık bir şekilde belirlenememesi rehberliğin tanımı ile ilgili kavramsal kargaşa oluşturmuştur.

Rehberliğin tanımlanmasını zorlaştıran etmenler bu şekilde karşımıza çıkmaktadır.(Kepçeoğlu,1996;sh 8–9)

Şimdi de rehberliğin tanımı üzerinde duralım. Başlangıçta rehberlik sadece “gençlerin yeteneklerine uygun iş bulma” anlamında kullanılmıştır. Ancak kişinin meslek seçme ve bir iş sahibi olabilmesi dahi psikolojik sosyal ekonomik ve ulusal birçok yönleri kapsayan karmaşık bir sorun olduğu anlaşılmıştır. Bu kez de rehberlik bütün eğitim faaliyetlerini içine alacak kadar aşırı bir uca kaymış, belirsiz bir anlam kazanmıştır. Rehberlik “ bir gencin kendine uygun bir meslek bulmasına yardım “ veya “bir çocuğa kötü alışkanlıklarının kötü olduğunu idrak ettirmek” gibi dar bir anlamda, bütün eğitim faaliyetlerini içine alacak kadar geniş bir anlamda olmak üzere çeşitli şekillerde tanımlanmıştır( Tan,1992; sh 14).  Yapılan tanımların ortak yanlarını  görmek ve bu şekilde bazı genellemelere gitmek amacı ile bir kaç rehberlik tanımı verelim:

1- Rehberlik, problem çözebilmesi, bağımsız hale gelebilmesi ve içinde yaşadığı toplumun sorumlu bir üyesi olabilmesi için bireye verilen yardım sürecidir.

2- Rehberlik bireyin kapasite ve yeteneklerini en uygun biçimde geliştirmeyi amaçlayan ve uzman kişilerce verilen tüm eğitim programının bir parçası olarak  sunulan hizmetlerdir.

3- Rehberlik, kendini anlaması ev okul ve topluma en iyi uyum  yaparken kendi kendini yönetebilmesi için bireylere yardım etme sürecidir.

4- Rehberlik, bireyin kendini ve çevresini tanımasına yardım sürecidir.

(Kepçeoğlu,1996; sh 9)

Rehberlik tanımlarına bakıldığında ortak bazı anahtar sözcükler dikkat çekmektedir. Bunlar arasında  süreç, yardım, birey, kendini anlama, gibi sözcüklere sık rastlanmaktadır. Bu sözcükler rehberliğin temel taşlarını oluşturmaktadır. Tanımların çoğunda ortak olarak kullanılan bu sözcüklerden hareketle tanımların ortak yönü aşağıdaki gibi özetlenebilir: (Kepçeoğlu,1996; sh 10)

1- Rehberlik bir süreçtir. Rehberlik hizmetleri süreklidir. Rehberlik yardımı sadece okulda değil insanın bulunduğu her yerde vardır.

2- Rehberlik, bireye yardım etme işidir. Rehberlik yardımı psikolojik bir yardımdır. Rehberliğin psikolojik bir yardım olma özelliği onu başka yardım hizmetlerinden belirgin bir biçimde ayırır. Buna göre rehberlik yardımı, bir yol gösterme, nasihat etme, bilgi verme yardımı değildir.

3- Rehberlik yardımı bireye dönüktür. Bireye yardım edildiği  takdirde birey kendi problemlerini çözmede kendi kendine yeter hale gelebilir. Rehberlik bireyi üzen ve kaygılandıran her türlü problemle yakından ilgilenir.

4- Rehberlik bilimsel ve profesyonel bir yardımdır. Rehberlik çalışmalarının dayandığı bilimsel ilkeler ve yöntemler vardır.

5- Rehberliğin esası bireyin kendini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Rehberlik yardımı ile kendi kişiliğini anlayan birey kendi dünyasını daha gerçekçi bir gözle anlayabilir ve bu şekilde çevresine daha dengeli ve sağlıklı uyum sağlayabilir. (Kepçeoğlu,1996; sh 11–12)

REHBERLİĞİN AMACI

Psikolojik danışma rehberliğin amacı “kendini gerçekleştirmedir.” Kendini gerçekleştirme insanı bir bütün olarak ele alır. Kavram, henüz tam bir açıklığa kavuşmamakla birlikte, Maslow  ihtiyaçlar hiyerarşisinin en üst basamağında yer almıştır. İnsan davranışlarına yön veren ana güdü olarak görülmüştür. Rogers kendini gerçekleştirme kavramı ile aynı anlama gelen “” kavramını kullanmıştır.

Kendini gerçekleştiren bireyler, psikolojik sağlığı yerinde olan çağdaş insanda bulunması gereken özelliklere sahiptir. Yeterli bir kişiliğe sahip, verimli, gerçekçi bir ben kavramına sahip, kim olacağı konusunda tutarlı, kendi ve başkaları hakkında iyi düşüncelere sahip, insan değerlerine saygılı, onları benimseyici ve geliştirici, zamanı iyi kullanıp geçmişten çok geleceğe yönelik, yaratıcı, kendine saygılı, kendini kabul eden, duygularını açıklayan, değişmeye ve yeni yaşantılara açık, değişmekte olan bir dünyanın değişmekte olan bir parçasıdır.

Kendini gerçekleştirme ömür boyu devam eder. Bir üst basamaktaki ihtiyacın giderilmesi için alt basamaktaki ihtiyaçların doyurulmuş olması gerekir. Psikolojik danışmanın görevi,  danışanın ihtiyaçlar hiyerarşisinde hangi basamakta kaldığını tespit etmek, daha sonra en son basamak olan kendisini gerçekleştirmesine yardım etmektir.

Danışmandan beklenen üç görev, , ve duygudaşlık kurmaktır. Danışmanın tutumu ait olma, sevgi ve saygı ihtiyaçlarını karşılıyorsa, danışman görevini yeterli şekilde yerine getirmiş olur.

Fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçları karşılanmamış, yani birinci ve ikinci basamakta ihtiyaçları karşılanmamış olan danışanlara, psikolojik danışma yararlı olmaz. Karnı aç, kalacak yeri olmayan öğrenci için psikolojik danışma değil, rehberlik hizmeti gerekir. Rehberlik hizmeti, öğrencinin ihtiyacı ile ilgili nesnel bilgilendirmeye ve yardıma dayalıdır.

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANIN ÖĞRETİM VE YÖNETİMLE İLİŞKİSİ

Okul öğrenciye salt bilgi ve beceri kazandırmayı amaçlamamaktadır. Öğretim ve eğitimin yanı sıra rehberlik ve psikolojik danışmadan da yararlanarak öğrencinin kişiliğini geliştirmesine yardımcı olmaya çalışmaktadır. Bu yüzden öğretim ve eğitim yönetimi  diğer kişilik hizmetleri ile birlikte eğitim sürecinin üç temel boyutu durumundadır. Ancak birbiri ile bu denli yakından ilişkili olmalarına ve aynı amaç doğrultusunda hizmet vermelerine karşın  bunları birbirinden ayıran yanları da vardır. Şimdi bu ayırıcı özelliklerden bahsedelim: (Bakırcıoğlu, 1994; sh 28)

Görev ve rol ayrılığı

Öğretmenler öğretim görevini, yöneticiler de yönetim görevini çoğu kez bir başlarına yerine getirmektedirler. Rehberlik ve psikolojik danışmanlıkta  ise ilgililerin tümü sürekli birbiri ile ilişki içinde bulunmak, gerekli kararları birlikte vermek zorundadırlar.

Bireysel yardım

Çağımızda öğretimin bireysel ayrılıklar göz önünde tutulmadan gerçekleştirilemeyeceği açıktır. Ancak gerek sınıfların kalabalık olması, gerekse öğretmenin bu iş için yeterince zamanın olmaması nedeniyle okullardaki öğretim genellikle orta düzeydeki öğrencilere göre ayarlanmaktadır. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin verildiği okullarda ise her bireyin kendi olanaklarını kişisel gelişimi yolunda en iyi biçimde kullanmasına yardımcı olmaya çalışılmaktadır. Çünkü her öğrenci “kendine özgü özelliklerine göre öğrenen ve yaşayan” birer birey olarak görülmektedir.

Gönüllülük

Rehberlik hizmetlerinde gönüllülük temel ilkedir. Rehberlik çalışmalarından elde edilen sonuçlar öğrenciyi başarılı ya da başarısız diye nitelemek, sınıf geçirmek veya sınıfta bırakmak amacı ile kullanılmamaktadır.

Kişinin Öznel Dünyasına Yöneliş

Bugünkü öğretim ve yönetim daha çok anlatma ve aktarma niteliği ağır basan uygulamalarla sürdürülmektedir. Karşılıklı   konuşmaya iletişime ve etkileşime oldukça az yer verilmektedir. Rehberlik hizmetleri ise daha çok kişinin duygusal dünyasına öznel yaşantılarına dönük bir hizmet özelliği taşımaktadır bu hizmet aracılığı ile kişiliğinin güçlendirilmesine yardımcı olunmaktadır.

Sonuç olarak rehberlik ve psikolojik danışma ile  öğretim arasında şöyle bir ilişki söz konusudur:

Rehberlik ve psikolojik danışma eğitimin temel boyutlarından biridir. Öğretim ve yönetim görevlileri ile rehberlik ve psikolojik danışma görevlileri aynı amaç çerçevesinde benzer bir tutumla ancak ayrı görev ve rollerle etkinlik göstermektedir. Eğitimin amaçları önceden hazırlanmış olmasına karşılık rehberlik ve psikolojik danışmada amaçlar ve bir takım kurallar önceden saptanmamakta bunlara psikolojik danışma sonunda varılmaktadır. (Bakırcıoğlu, 1994; sh 29, 30, 31)

REHBERLİĞİN TEMELLERİ

Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanındaki kavramlar köklerini psikoloji, sosyoloji ve felsefe biliminden almıştır.

PSİKOLOJİK TEMEL

Psikoloji biliminde ortaya çıkan araştırma bulgularına dayalı anlayışlar ve bilimsel ilkeler Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanını etkilemektedir. Bunlardan bazıları; bireysel ayrılıklar, , kişilik ve benlik gelişimine verilen önemin artması vb.

Bireysel Ayrılıklar: İnsanlar hem bedensel, hem psikolojik nitelikleri bakımından birbirlerinden farklıdırlar. İnsanlar yaş grupları bakımından farklı nitelikte olduğu gibi cinsiyet nitelikleri bakımından da ilgi ve yetenekleri farklıdır.

İnsanlar arasında özgeçmişleri, olgunluk ve bilgi düzeyleri, ilgi ve yetenekleri, duyguları, sosyal ve ekonomik durumları bakımından o kadar çok ayrılıklar vardır ki dünyada birbirine benzer iki insanı mümkün değildir. Özdeş ikizler bile parmak izleri  ve kişilik nitelikleri bakımından birbirinden farklıdır.

Eğitimde fırsat eşitliği kavramından söz edilmektedir. Fırsat eşitliği, sadece yoksul çocuklara eğitimde sunmamanın ötesinde geniş bir anlam kazanarak her bireye kendi ilgisini, potansiyelini ve zekâsını maksimum düzeyde geliştirme fırsatının verilmesi olarak algılanmaktadır.

Okullarda fırsat eşitliği sağlamanın yolu öğrencilerin ilgileri, potansiyelleri ve yetenekleri doğrultusunda eğitim yapmadır. Öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda  eğitim alabilmeleri için onların ilgi, ihtiyaç ve yeteneklerini keşfetmek gerekir.

Toplumun değişik kesiminden gelen zekâları, ilgileri, yetenekleri, değerleri farklı olan insanların aynı sınıfta değişmeyen bir programa devam etmeleri ve aynı başarı ölçütlerine göre değerlendirilmeleri üstün nitelikli öğrencilerde sıkılma, düşük nitelikli öğrencilerde ise zorlanma meydana getirmektedir. Böyle bir yaklaşım hem öğrencileri mutsuz eder hem de insan gücü israfına neden olur. (Can, 2002; s.9)

Duyguların Yaşamdaki Önemi: duygu gelişimi uzun yıllar ihmal edilmiştir. Oysa insan yaşamında bilişsel süreçler kadar duyuşsal süreçlerde önemlidir. Öğretmenlerin öğrencileri sadece öğrenen akıllı ve mantıklı varlıklar olarak görmeleri zihinsel süreçlerin ardındaki duyuşsal etmenleri göz ardı etmelerine neden olmuştur. Bu dar görüş eğitim uygulamalarında sadece öğretime, bilgi aktarımına önem vermiştir. Okullarda eğitim standardını düşürmeme kaygısı öğrencileri yaşama hazırlama amacını gölgede bırakmaktadır. Bu durum öğrencilerin başarısızlığına, elenmesine ve okul dışına itilmesine neden olmaktadır. İnsan doğasının bütünü dikkate alındığında, duygu yaşantılarının ve toplusal ilişkilerin yaşamın en önemli yönleri olduğu görülecektir.

Okullarda öğrenciler sadece bilişsel değil, duyuşsal ve toplumsal boyutları ile ele alındıklarında kendilerini gerçekleştirme ortamlarına kavuşmuş olacaklar.

Çağdaş eğitim görüşü, geleneksel eğitimi öğrencilerin ruh sağlığına olumsuz etkilerini şöyle açıklamaktadır. Okulların sadece bilişsel gelişimine ve akademik başarıya önem vermesi insanların çeşitli doğal yeteneklerini ve genel  gelişimlerini olumsuz etkiler. Öğrenim yaşantılarının yarışma ortamına getirilmesi özgüven ve dayanışma duygularına zarar verir.

Duygulardan soyutlanmış okul yaşantıları kalıcı bir davranış değişikliği meydana getirmez. (Can, 2002; s11–12)

Kişilik ve Benlik Gelişimine Verilen Önemin Artması:  Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında çalışanların görevleri öğrencileri bir volkan gibi görüp ve volkandaki gizemin ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır. İnsana verilen değer kişilik ve benlik gelişimine katkı yapacak ortamlar oluşturmayı, davranış bozukluklarının oluşumunu engellemeyi, önlemler alınmasını zorunlu kılar. Tehdit edici yaşam koşullarının düzeltilmesi, ruh sağlığı merkezlerinin açılması bu anlayışın örnekleridir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin hem kişilik gelişimi için uygun ortam yaratma hem de akıl sağlığının korunmasına ve geliştirilmesine yöneliktir.

Kişiliği; bir bireyi diğerlerinden ayıran biyolojik, psikolojik ve toplumsal niteliklerinin dinamik bir bütünü olarak tanımlamak mümkündür.

Benliği ise kişiliğin özel yanı, bir insanın kendini anlayış biçimi olarak tanımlayabiliriz. Benlik, “Ben neyim? Ne gibi özelliklerim var? Ne gibi yeteneklerim var? Ne olmak istiyorum? Nasıl davranmalı nasıl davranmamalıyım? Gibi soruların cevabını teşkil eder. Böylece benlik bireyin özellikleri, yetenekleri, amaçları, idealleri ve değer yargıları gibi konularda kendisine ilişkin görüşlerin dinamik bir görüntüsüdür.

İnsanın kendini algılaması ile davranışları arasında uyum vardır. Bireyin çevresine karşı uyum bozukluklarında benlik kavramının yani kendisini algılayışı sorunun çözümünde önemlidir. Çarpık benlik kavramı bozuk davranışlara neden olur.

Çevremizden edindiğimiz ve benlik kavramımıza özümsediğimiz bilgilerin çoğu doğru olmayabilir. Örneğin bize çirkin, başarısız, yetersiz olduğumuz söylenmiş olabilir. Bizde bu bilgileri gerçekmiş gibi kabul edip bu doğrultuda yaptığımız seçimler ve verdiğimiz kararlar, kendini gerçekleştiren kehanete dönüşebilir.

Kendilik bilinci zekâ ile ilgilidir. Gardner çoklu zekâ kuramında içsel zekâdan söz etmektedir. İçsel zekâ bir kişinin kendini tanıması ve çevresine karşı uyumlu davranışlar sergilemesidir.

İçsel zekâsı güçlü olan bir öğrencinin özellikleri şunlardır:

1.      Bağımsız olma eğilimindedir.

2.      Kendisinin zayıf ve güçlük yönleri hakkında gerçekçi bir görüşe sahiptir.

3.      Yalnız oynamaya veya ders çalışmaya bırakıldığında daha başarılıdır.

4.      Hakkında çok bahsetmediği en az bir ilgisi ve hobisi vardır.

5.      Yaşamındaki amacının ne olduğuna ilişkin bir anlayışa sahiptir.

6.      Duygularını ve görüşlerini açık bir şekilde ifade eder.

7.      Yaşamdaki başarı ve başarısızlıklarından ders alır.

8.      Kendisine güveni yüksektir.

9.      Yaptığı işin bilincindedir.

10.  Kendine saygısı yüksektir. (Can, 2002; s.12–13)

TOPLUMSAL  (SOSYOLOJİK) TEMELLER

Kültür Boşluğu: Kültür boşluğu yabancılaşma, kuşak çatışması ve iş yaşamındaki değişiklikleri ilgilendirmektedir.

Çağdaş kültürün değişik öğeleri, parçaları aynı oranda değişmez. Bazı parçaları diğerinden daha hızlı değişir. Eğitim ve endüstri iki değişkendir. Endüstride yapılan değişmeyi eğitim geç takip ediyorsa, her ikisi arasında uyum yoksa kültür boşluğu meydana gelir. Kültür boşluğu genelde maddi kültürün manevi kültürden daha hızlı değişmesinden meydana gelir.

Kültür boşluğu toplumsal çözülmeyi beraberinde getirir. Toplumsal çözülme uyuşturucu kullanmaya, alkolikliğe, cürüm, cinayetlere ve intiharlara neden olur. Bu durum Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerini gerekli kılar. (Can,2002; s.14–15)

Yabancılaşma: Yabancılaşma toplum ve kültüre karşı bireydeki kayıtsızlık ve ilgisizlik hissi ya da bireylerin kendilerinden ve diğerlerinden uzaklaşma veya ayrılmaları biçiminde ifade edilir. Güçsüzlük duygusu, yaşamın  anlamsızlığı, yalnızlık duygusu, kendini özünün dışında hissetme, yabancılaşmanın belirtileridir. Bireylerin uyumunu sağlamak açısından Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri gereklidir. (Can, 2002; s.15)

Kuşak Çatışması: Kuşak 25–30 yıllık yaş farkı olan bireylerin oluşturduğu gruplar için kullanılır. Kuşak çatışması, iki kuşağın sağlıklı ilişkiler içinde olmaması, aralarında anlaşmazlık bulunduğu anlamına gelir. Ailede yetişkin kuşak anne-baba, genç kuşak çocuklardır. Kuşak çatışmasının bireysel nedenleri, gencin kimliğini kazanma ve kanıtlama süreci ile ilgilidir. Sosyo-kültürel nedenler ise teknolojik değişmeler, bilgi patlaması, eğitim alanındaki gelişmeler savaşlar, devrimlerdir. Toplumsal değerlerin değişmesi, gençlerde deneyim eksikliği, yetişkinlerde çekicilik ve enerji eksikliğinden kaynaklanmaktadır. (Can, 2002; s.15)

FELSEFİ TEMELLER

Felsefe rehberlik etkinliklerine ruh ve anlam verir. Toplumun insana bakış açısı, insanın değerliliği rehberlik hizmetlerinin etkenidir. Bilimle felsefe arasında ilişki vardır. Felsefe, bilime uzun vadede ulaşacağı amaçlara ulaşmada ışık tutar. Karmaşık bir varlık olan insanı inceleyen psikoloji de felsefeden doğmuştur.

Felsefeleri bireye ve topluma dönük olmak üzere iki grupta toplamak mümkündür. Bireye dönük felsefelerde, bireyin kişisel bütünlüğü, kişisel mutluluğu ve özüne karşı sorumluluğu önemlidir. Topluma dönük felsefelerde, toplumun mutluluğu ve refahı önemlidir ve bunun bireye yansıyacağı varsayımından hareket edilir. Bu nedenle toplumun istek, gereksinme ve koşulları, bireyden daha önemli kabul edilir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik bu iki grup felsefeye göre amaç işlev ve yöntemini belirler.

Kısacası rehberlik anlayışı toplumun temel felsefesinden etkilenir. Rehberliğin dayandığı felsefi temel eğitim felsefesi ile bütünleşmek durumundadır. Gelenekçi eğitim felsefesi konuya dönük, girişimci eğitim felsefesi çocuğa dönüktür.

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri bireyin bir yönüne değil bütün olarak gelişmesine yardım eder. (Can, 2002; s.16)

REHBERLİĞİN İLKELERİ

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri belli ilkeler ışığında yürütüldüğünde amacına ulaşabilmektedir. Bu ilkelerden kasıt bütün rehberlik işlem ve süreçlerinde temel olan, yer alan esaslar, izlenmesi zorunlu gerçeklerdir. Bu ilkeler;

1.      Psikolojik Danışma ve Rehberlik bireye, saygın bir varlık olarak bakılmalıdır. Dini, ırkı, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun insan saygıya değer bir varlıktır. Saygı bir başkasının arzularını, düşüncelerini, kararlarını değerli bulmaktır ve ilgi ile dinlemektir. (Can, 2002; s.17)

2.      Rehberlik dıştan zorlamaya değil, işbirliğine, rehberlik sürecine katılmaya yönelik olup, bireyin kendi kendisini yönetmeye gittikçe daha yeterli olmasını sağlamayı içerir. (Özoğlu, 1997; s. 62)

3.      Rehberlik anlayışı öğrenciyi merkeze alan bir eğitim sistemini öngörür. Öğrenci merkezli eğitimde, sadece sorunlu öğrencilere değil, her öğrenciye rehberlik hizmeti verilir. Öğrencinin kendilerini tanımaları, sağlıklı karar vermelerine ve tercihler yapmalarına katkı getirir. Öğrencileri yargılamaktan ziyade algılamak önemlidir. (Can, 2002; s.18)

4.      Rehberlik hizmetleri ilgililerin işbirliği ile yürütülür. Psikolojik danışmanların öncülüğünde yöneticiler, öğretmenler, okul içi okul dışı kişilerin desteği ile ortak bir amaç doğrultusunda çalışılır. (Bakırcıoğlu, 1994; s.24)

5.      Öğrencilere rehberlik hizmeti verirken onları her yönüyle tanımak gerekir. Toplanan nesnel ve güvenilir bilgiler sayesinde öğrenci kendisini daha iyi tanıyarak okul içinde programa veya bir üst okula yönelmesinde daha sağlıklı karar verebilir. (Can, 2002; s.18)

6.      Rehberlik hizmetlerinde gizlilik esastır. Öğrencilerin psikolojik danışman ile çok özel sorunlarını paylaşabilir. Güven ilişkisini sarsmamak için danışanın izni olmaksızın bilgilerin herhangi bir kişiye veya kuruma aktarılmaması gerekir. (Can, 2002; s.18)

7.      Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri yararlanmak isteyen her bireye sunulmalıdır. Rehberlik tüm öğrencilere yönelik bir hizmettir. Rehberliğin bozuk davranışları düzeltmekten ziyade, koruyucu ve geliştirici bir işlevi vardır. O halde hizmetten gelişmek isteyen herkes yararlanabilir. (Bakırcıoğlu, 1994; s.24)

8.      Rehberlik uygulamaları her okulun amaç ve ihtiyaçlarına göre değişir. Tek bir program hazırlayıp tüm okullarda uygulamak sakıncalıdır. (Can, 2002; s.19)

9.      Rehberlik hizmetleri planlı, programlı, örgütlenmiş bir biçimde ve profesyonel bir düzeyde sunulmalıdır.

10.  Psikolojik Danışma ve Rehberlik eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak uygulanmaktadır. (Can, 2002; s.19)

11.  Psikolojik Danışma ve Rehberlik bireye, kendisi için seçimler yapma ve kararlar verme özgürlüğü tanınmalıdır. (Bakırcıoğlu, 1994; s.23)

12.  Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinde bireysel ayrılıklar göz önünde tutulmalıdır. (Bakırcıoğlu, 1994; s.24)

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANIN SINIRLILIKLARI

Rehberlik ve psikolojik danışma, “her derde deva” bir hizmet değil, sınırlılıkları olan bir hizmetler bütünüdür.

Rehberlik ve psikolojik danışma ile kişinin kendisini tanıtabilmesi için o, bedensel, devimsel, bilişsel, duygusal ve toplumsal tüm yönleriyle tanınmaya çalışılmaktadır. Ancak rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri, bu hizmetlerden yararlanmak isteyen kişinin kendisi, anne babası, öğretmeni, yöneticisi ile anlayış ve işbirliği yapabildiği ölçüde gerçekleştirilebilmektedir. Öğrenciye onun anne babasına, toplumsal – ekonomik koşullarına, öğretmen ve yöneticilerine karşın, rehberlik ve psikolojik danışma hizmeti verilmemektedir.

Rehberlik uzmanından ve tüm rehberlik ve psikolojik danışma görevlilerinden beklenen; bu hizmetlerden yararlanmak isteyen kişiye gerçekleri, sorunları ve çevresi konusunda bilinçlenmiş olacaktır. Kendi güçlerini kullanarak sorunlarını çözebilecek ve kendini gerçekleştirebilecek duruma gelecektir. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleriyle sağlanmak istenen başarı budur. Bundan sonraki başarıyı kişinin olanakları, kararı, girişim gücü ve çabası belirleyecektir. Onun için okulda rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin verilmesiyle, öğrencilerin tüm sorunlarının ortadan kaldırılacağı sanılmamaktadır. Ayrıca, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinden, kısa sürede sonuç alınamadığı da bilinmektedir.

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMADA YARARLANILAN BİLİM DALLARI

Rehberlikte özellikle yararlanılan bilim dalları, kişinin bireysel ve toplumsal boyutlarda  incelenmesini kendisine konu edinmiş olan bilim dallarıdır. Bu bilim dalları geliştikçe, rehberlikte gelişme göstermiştir. Rehberlik ve psikolojik danışma etkinliği olarak, kişiye yardım çabalarında yararlanılan kavram ve teknikler, değişik bilim dallarından alınmıştır. Çünkü rehberlik ve psikolojik danışma, disiplinler arası uygulamalı bir alandır.

Rehberlik ve psikolojik danışmaya katkıda bulunan bilim dallarının başlıcaları; , , toplumsal , , ve eğitim bilim’dir.

RUHBİLİM: İnsanların algılama, kavram oluşturma, dışa vurma, duygu, coşku vb. İnsanların ruhsal (duygusal ve bilişsel) yaşamını etkileyen koşulları incelemektedir. Organizmanın çevreye uyumu ile ilgili sorunları ele almaktadır. Buna göre ruhbilim; insanların davranışları, zihinsel ve duygusal süreçleri, kısacası kişilik oluşumları üzerinde çalıştığı ortaya çıkmaktadır.

Bu dal rehberlik ve psikolojik danışmanın yararlandığı bilim dallarının başında gelenlerden biridir. Kişinin gelişim örüntülerini, kişilik devingenliğini(dinamizmini) kişiler arası ilişkilerini anlamada  ruhbilimin, rehberlik ve psikolojik danışmaya büyük yardımları olmaktadır. Ruhbilim, kişinin yetenek ve değerlerinin ölçülmesinde önemli yardımda bulunmaktadır.

TOPLUMBİLİM: Toplumbilim, oluşumu, işleyiş ve gelişimiyle, kişiyi yaşadığı sürece etkileyen topluma ilişkin temel kavramları ve yasaları ortaya koymaktadır. Benzer bir deyişle  toplumbilim, toplum içinde insanı incelemektedir.

Rehberlik ve psikolojik danışma, toplum bilimsel bulgulardan yararlanmakla  kişiyi daha gerçekçi  bir biçimde ele almış olmaktadır. Kişiyi grup içindeki grup içindeki yaşantılarıyla inceleyen toplumbilim, kişinin benlik kavramının gelişim sürecinin daha iyi anlaşılmasına ve benliğinin güçlendirilmesine yardım etmektedir.

TOPLUMSAL RUHBİLİM: Ruhbilim, toplumbilim ve insanbilimler arası bir disiplin olan toplumsal ruhbilim, incelediği toplumsal etki ve uyma; tutumlar, grup yapısı ve devingenliği, iletişim, toplumsallaşma, kültür ve kişilik toplumsal değişme ve kişilik değişmesi gibi konulara ilişkin bulgulardan, rehberlik ve psikolojik danışmayı çokça yararlandırmaktadır.

EKONOMİ:  Rehberlik ve psikolojik danışmada; üretim, ürün ve tüketime ilişkin bilgiler sağlayan, kişinin toplumsal yaşamdaki rol ve statüsünü belirleyen ekonomi biliminden de yararlanılmaktadır. İnsan için sonuncu ve sürekli amaç olan “ Kendini gerçekleştirmeyi” başarmanın ilk koşulu durumundaki bedensel gereksinimlerinin giderilmesi, doğrudan doğruya ekonomik durumla ilgilidir. Kişinin benlik oluşumunun, eğitiminin, yöneleceği iş ya da mesleğin, toplumsal yaşam biçiminin belirleyicileri arasında ekonomik durum ön sıralarda yer almaktadır. Bu nedenle ekonomi, rehberlik ve psikolojik danışma alanında önemli yararlar sağlayan bir daldır.

İNSANBİLİM: Kültürü, tarihsel derinliği içinde inceleyen insanbilim, rehberlik ve psikolojik danışmanın yararlanmakta olduğu bir diğer bilim dalıdır. İçinde doğup büyüdüğü kültürel çevrenin insan kişiliği, insan benliği üzerinde silinmez izler bıraktığı bilinmektedir. Bu nedenle rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde, kültürü ve onun oluşum sürecini çalışma alanı olarak seçen insanbilimden, önemli ve anlamlı yararlar sağlanmaktadır.

EĞİTİMBİLİM: Disiplinler arası uygulamalı bir hizmet olan eğitim alanında da rehberlik ve psikolojik danışma, çokça yararlanmaktadır. Eğitim konusunda ve eğitim uygulamalarındaki gelişmeler rehberlik ve psikolojik danışmaya, doğrudan katkıda bulunmuştur. Eğitimbilim, toplumun eğitim sistemine göre oluşturulmuş olan okul örgütüne, programına, amaçlarına, yöntemlerine ve araçlarına ilişkin bilgiyi vererek rehberlik ve psikolojik danışmaya yardımcı olmaktadır.

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA ALANINDAKİ GELİŞMELER

Rehberlik, 20 yy. Başlarında ABD’de ortaya çıkmıştır ve en çokta bu ülkede gelişim göstermiştir. Avrupa ülkelerinde bu alanda ileri düzeyde bir gelişme görülmemektedir. Rehberliğe ilişkin çalışmaların bu ülkelerde daha çok, meslek rehberliği biçiminde sürdürüldüğü gözlenmektedir. Ülkemizde ise özellikle 2. Dünya Savaşından sonra, ABD’den etkilenerek rehberlikten söz edilmeye başlanmıştır. Bu görünümden yola çıkmak üzere rehberlik alanındaki gelişmeler ABD’deki, Avrupa’daki ve Türkiye’deki gelişmeler olarak ele alınacaktır.

ABD’DEKİ GELİŞMELER

ABD’deki geleneksel kültürün aktarılmasını amaçlayan eğitim programları, 20.yy başlarında hızla gelişen endüstrinin beklentilerine karşılık veremez duruma düşmüştü. Bunun üzerine, işveren kuruluşlarından işçi sendikaları ve kimi eğitimcilere değin birçok kişi ve kuruluşlar, bireyleri bu yeni iş ve meslek yaşamının koşullarına hazırlamaya giriştiler. Bu yeni insan gücünü yetiştirmek amacı ile başlatılan çalışmalar, daha sonra alanını genişleterek birçok rehberlik modellerinin oluşmasına yol açtı. Önce meslek rehberliği, sonra eğitsel rehberlik, daha sonra da kişisel rehberlik ve psikolojik danışma gerçekleşti.

AVRUPA’DAKİ GELİŞMELER

Rehberlikte etken olan bilimler özellikle psikolojik ölçme ve değerlendirme ile bireysel ayrılıklar psikolojisi önce Avrupa ülkelerinde gelişmeye başladı. Buna karşın rehberlik, bu ülkelerdeki okullara çok sonra girebildi. Buna neden olarak söz konusu ülkelerin eğitim felsefeleri ile eğitim uygulamalarına egemen olan ve gelişmeyi etkileyen geleneksel tutum gösterilmektedir.

2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa ülkelerinde, çocuk ve gençlere yönelik okul dışı birçok kurum oluşturuldu. Bu kurumlar, çocuk ve gençlere ilişkin sağlık, iş bulma, toplumsal hizmet, özel hizmet ve suçluluğu önleme gibi hizmetleri örgütlemeye çalıştılar. Daha sonra, okul bitiren gençlerin mesleklere yetiştirilmelerini sağlama çalışmalarına da yöneldiler. Ancak, bu kişilik hizmetleri  ABD’de kazandığı anlamıyla rehberlik ve psikolojik danışma uygulamaları olarak değerlendirilemez.

TÜRKİYE’DEKİ GELİŞMELER

Ülkemizde rehberlik çalışmaları,1950’lerde girmeye başlamıştır. Bir taraftan Amerikalı uzmanlar, eğitim sistemimizi incelemek üzere ülkemize davet edilirken, öte yandan, ülkemizdeki bazı eğitimciler psikolojik danışma ve rehberlik alanında uzmanlaşmak üzere Amerika’ya gönderilmiştir. (Can, 2002, s.22)

Ülkemizde rehberlik ve psikolojik danışmaya yönelik ilginin başlangıcı, en çok İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllara kadar görülmekte ve 1948 tarihli Ortaokul Programı’nda yer alan bir cümlede buna kanıt olarak gösterilmektedir.1948 tarihli Ortaokul Programı’ndaki  “Okul, öğrenciyi kendi yetenekleri sınırı içinde en yüksek başarıya götürecek kılavuzluğu yapmalıdır.” Cümlesinin, öğretmenlerin rehberlik görevine işaret ettiği belirtilmektedir. Eğitime yardımcı ayrı bir hizmet alanı olarak rehberlik girişimlerinin ise, 1950’li yıllarda başlatılabildiği vurgulanmaktadır.

KAYNAKLAR

1- Can, G. Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Pegem A yayıncılık Ankara 2002

2- Kepçeoğlu, M. Psikloljik Danışma ve Rehberlik, Özdemir Ofset Ankara 1996

3- Tan, H. Psikolojik Danışma ve Rehberlik, M.E.B. Yayınları Öğretmen Kitapları Dizisi 163. İstanbul 1992

4- Özoğlu, S.Ç. Eğitimde Rehberlik ve Psikolojik Danışma, A.Ü Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları No: 181 Ankara 1997

5- Bakırcıoğlu, R.  İlköğretim, Ortaöğretim ve Yükseköğretimde Rehberlik ve Psikolojik Danışma, Turhan Kitabevi Bilimsel Araştırma Yayınları, Ankara 1994

 

Leave a Reply

  • (will not be published)