Topic: Kişisel Rehberlik

Kişisel Psikolojik Danışme ve Rehberlik

ÖĞRETMEN VE ÖNLEYİCİ REHBERLİK HİZMETLERİ 0

Sınıf öğretmeninin sınıf öğretim etkinlikleri dışında okul psikolojik hizmetlerinde de önemli görev ve sorumluluklarının bulunması gerekir. Bu sorumluluklar arasında öğretmenin:

· Dinleyici ve yol gösterici olması,

· Havale edici ve psikolojik yardım almayı destekleyici olması,

· İnsan potansiyellerini keşfedici olması,

· Kariyer eğitimcisi,

· İnsan ilişkileri moderatörü; olması gibi roller yer alır.( CAN Gürhan(edt), 2002; s.112-135)

Öğretmenlerin yapabileceği rehberlik hizmetleri arasında, sınıfta öğrencilerin genel gelişimlerine elverişli bir ortam yaratmak, öğrencileri yeni durumlara alıştırmak, bilgi vermek, öğrencileri gözlemek, tanımak, okuttukları derslerle ilgili olarak verimli çalışma yöntemleri ile ilgili açıklamalar yapmak, öğrencileri dinlemek, kişisel ve sosyal gelişimlerine yardım etmek, özel problemleri olan öğrencileri ilgililerin dikkatine sunmak gibi hizmetler sayılabilir.( ÖZGÜVEN İ.Ethem, 2001; s.264-265)

Her sınıf öğretmeni öğrencilerle haftada en az beş gün, günde en az 45-50 dakika, yıllık olarak da ortalama 150-180 gün yüz yüze gelmektedir. Bu durum öğretmeni öğrencinin ebeveynler dışında en çok gördüğü kişi konumuna getirir. Bu oran bazen ebeveynleri bile geride bırakır. Böyle bir durumda öğretmenin herkesten daha çok öğrencileri tanıma ve onlarla iletişim kurma özelliği ortaya çıkmaktadır. Bu ilişki ve birliktelik karşılıklı saygı ve güvene dayalı olarak tesis edildiğinde, öğretmenin öğrenci üzerindeki etkin dinleyici, yol gösterici ve yönlendirici rolünü ortaya çıkarır.

Öğretmenin günlük olarak öğrenci ile temasta olması, öğrencinin her türlü durumundan haberdar olmasını sağlar. Öğretmen, öğrencilerin psikolojik danışma ihtiyaçlarını zamanında fark eden, öğrenciyi ilgili servise havale eden ve ihtiyaç duydukları yardımın alınmasında destekleyici sürekliliği sağlayan kaynak kişidir.

Öğretmenlerin öğrenciyi dikkatle dinlemesi, içtenlikle davranması, güven duyguları uyandırması ve pozitif yönde bazı telkinlerde bulunması, içinde bulunduğu gerginliği hafifletebilir.

Öğretmen, bu tür görüşmeleri öğrencilerin anne ve babaları ile de yapabilir.

Öğretmenler, gerekli bilgi ve beceri ile donanık olduklarında öğrencilerin özgün yeteneklerini ve potansiyellerini keşfetmede formal okul sistemi içerisinde yetkin bir konumda yer alırlar. Özellikle ülkemiz açısından değerlendirilecek olursa, yetenek ve potansiyellerin ortaya çıkarılmasında eğitim sistemimizin fazla işlevsel olmadığı bilinmektedir. Yapılacak gözlem ve diğer çalışmalarla her öğrencinin bir yetenek alanının ortaya çıkarılması ve potansiyellerinin geliştirilmesi modern öğretmenin görevleri arasındadır.

Öğretmenin bir diğer rolü kariyer eğitimciliğidir. Kariyer eğitimi, okulun toplam eğitiminin bir parçası olarak öğretmenin sunduğu alan bilgisi ile edinilmesi gereken bir eğitimdir. Öğretmenin kariyer eğitimcisi olarak sorumlulukları:

1.    Öğrencilerin tüm iş ve mesleklere olumlu tutum geliştirmelerini sağlamak.

2.    Toplumun ve yetişkinlerin sunduğu mesleklere ve işlere yönelik ön yargıları ortadan kaldırmak.

3.    Genel olarak eğitime ilişkin olumlu tutum geliştirmekle kariyer hazırlığı ve karar verme konusunda eğitmek.

4.    Yetenek ve potansiyeller doğrultusunda beceri, rol ve değerlerin kazanılmasında yardımcı olmak.

Eğitim ve öğretim etkinliklerinde, öğrencilerin genel gelişimlerini dikkate alan, etkinliklerde öğrenciyi ve öğrencilerin temel gereksinimlerini merkez alan, insancıl ve demokratik eğitim tutumlarını benimseyen öğretmenlerin insan ilişkilerinde rehberlik hizmetlerine daha yatkın olduğu belirtilmektedir.

KAYNAKLAR

1. GÜNDOĞAN S.,Mamak Rehberlik Ve Araştırma Merkezi,Ankara,1997, S.25)

2. ÇETİNÖZOĞLU  S., Eğitimde Rehberlik Ve Psikolojik Danışma,Ankara,1997, S:124-126)

3. CAN G., Psikolojik Danışma Ve Rehberlik ,Ankara,2002,S:112-113-114-115-116-117-118-119)

SOSYAL BECERİ GELİŞTİRME 0

İnsan gelişiminin sosyal yönü, insanın sosyal bir varlık olarak başka insanlarla varolmasını vurgular. Bu anlamda insanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliğin de sosyal bir varoluşa sahip olması gösterilebilir. İnsanın başkalarıyla birlikte gelişme,  öğrenme, değişme daha doğrusu yaşama zorunluluğu vardır.

Geçmişte daha yavaş değişen toplumsal yapıda belli sosyal beceriler daha küçük toplumsal dokular içerisinde kazanılıp kullanılmaktaydı. Günümüzde ise, bir taraftan hızlı değişim diğer taraftan insanların sosyal ve mekansal hareketliliği, yapılan işlerin karmaşıklığı ve farklı yapılarda işbirliğini gerektirmesi kişinin belli sosyal becerilerle donanık olmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu sosyal beceriler şunlardır:

1.    İletişim kurma

2.    Kendini sunma

3.    Empatik anlama

4.    Bilgi alma ve verme

5.    Sosyal rahatlık

6.    Karşılıklı bağlılık içerisinde olma

7.    Grup içi ve dışı performans sergileme

8.    Farklılığı tolere etme

9.    Kendine ve başkalarına güvenme

10.   İşbirliği gerçekleştirebilme

11.   Başkalarının ihtiyaç ve beklentilerini yordayabilme

12.   Arkadaşlık kurma ve sürdürebilme

13.   Yakın ilişki geliştirebilme

Okul, sınıfta grup formatında sunduğu eğitim ve öğretimle öğrencinin sosyal becerilerine ilişkin sınırlılıkları anlamada önemli bir ortamdır. Üniversiteye gelen öğrencinin 18-22 yaşlarında bile hala arkadaşları önünde konuşma zorluğunun olması, gerekli önleyici ve düzeltici çalışmaların yapılmadığını göstermektedir.

Okulun bir bütün olarak çocuğun sosyal beceri alanlarında yetenekleri ve diğer kişisel özellikleri doğrultusunda gelişimini teşvik edici eğitsel, sosyal, sınıf içi ve sınıf dışı etkinlikler yapması gerekmektedir. Bu konuda en önemli görev sınıf öğretmenlerine düşmektedir.

Sosyal beceri eksikliğine neden olan problem durumları vardır. Bunlardan en önemlileri şunlardır:

1.    Sosyal anksiyete/fobi

2.    Çekingenlik

3.    Kaçınma

4.    Kaçınmacı kişilik bozukluğu

5.    Sıkılganlık

6.    Test/sınav anksiyetesi

Bu problem durumları, sosyal beceri eksikliği sonucu gelişebileceği gibi sosyal beceri eğitimi ile bunların problemlilik düzeylerinin azaltılması da gerçekleştirilebilir.

Bireysel Farklılıklar 0

19. yy sonlarında 20.yy başlarında psikolojik çalışmaların temelinde  bireysel farklılıklar yatmaktaydı. Mesela zihinsel yetenekler üzerinde yapılan bir araştırmalar aynı yaşta olmalarına karşın, bireyler birbirinden farklı zeka seviyesinde oldukları gözlenmiştir. Aynı yaş grubundaki çocukların bedensel gelişimlerinin de birbirinden farklı oldukları gözlenmiştir.Bir sınıfı dolduran çocukların hiçbiri bir diğerinin aynı değildir. Boy, ağırlık, renk, zeka bakımından farklılık gösterirler. Öz-ikizler (tek yumurta ikizleri) hariç aynı anne ve babadan olan kardeşlerin bile aralarında fark vardır.Bireysel farklılıkları çocukların büyüyüp gelişmesinde de izleyebiliriz. Aynı takvim yaşındaki çocuklar yaşantılarının farklı zamanlarında gelişip olgunlaşırlar.  Mesela 6 takvim yaşında (ilköğretim 1. sınıf) bir çok çocuk zihin-kas koordinasyonu gerektiren oyunlara katılıyor, ayakkabısının bağcıklarını başkalarından yardım almadan bağlayabiliyor. Ama aynı takvim yaşındaki bir başka çocuk bunları gerçekleştirmeyebilir.  Yetenek seviyesindeki hız derecesi zihinsel seviye ile doğru orantılıdır diyebiliriz. (GÜNDOĞAN S., 1997,S.25)Rehberlik hizmetlerinin önemli alanlarından biri bireysel farklılıklardır. Her birey kendine özgüdür. Toplumsal yaşamın temel dinamiklerinden biri de bu farklılıklardır. Toplumun dinamik olarak çalışabilme, üretebilme, uygarlık ortaya çıkarma ve devamlılığını sağlayabilme özelliğini bireysel farklılıklar aracılığıyla gerçekleştirir.

Bütün öğrencilerin aynı özelliklere sahip olduğunu varsaymak, öğrencinin öznel doğasını yani özgünlüğünü ortaya çıkarma açısından büyük sorunları  beraberinde getirir. Bu yönden problemleri, üstün yönleri, zayıflıkları, başarı ve başarısızlıklarıyla her öğrencinin ayrı bir dünya olduğunu bilmek ve bunları keşfetmeye çalışmak gerekir.

Okul çocuğun psikososyal gelişimini sağlama ve olumlu yönde geliştirme adına iki yönde öğrenciye gelişim imkanı sunar. Bunlardan birincisi çocuğun toplumsal bir birey olarak yaşamasını sağlayıcı sosyal davranışları, normları ve ortak değerleri çocuğa öğretmektir. İkincisi ise her bireyin kendine özgü, farklılığını keşfetmesini sağlayıcı çalışmalar yapmaktır.

Eğitim-öğretim açısından en önemli bireysel farklılıklar daha çok zihinsel düzeyde fark edilmektedir. Zihinsel yeterlik bakımından toplumun büyük bir kısmı zihinsel yeterliğe sahiptir. Bunun yanında bütün bireylerin farklı zihinsel yeterlik alanlarına  sahip olabilecekleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Howard Gardner çoklu zeka kuramıyla eğitim açısından önemli bir bakış açısı sunmaktadır. İnsanların çok farklı yetenek alanlarına sahip olabileceklerini belirten Gardner bunların eğitim ortamında işlenmesinin veya ortaya çıkarılmasının gerekliliğinden bahseder.

Bireysel farklılıklar açısından zihinsel yeterlik kadar yetersizlik veya özürlülük de önemlidir. Her bireyin kendi kapasitesi veya potansiyelleri ölçüsünde eğitim alma hakkı vardır. Bu bireylerin belirlenmesi, onlara insanca yaklaşım sergilenmesi, kendilerine eğitim haklarının sağlanması modern eğitimin şartlarındandır.

Bireydeki nitelik farklılıkları:

İnsanlar arasında bireysel farklılıklar olduğu gibi bir bireyin kendi içinde  nitelik dereceleri ve vasıfları bakımından da farklık bulunabilir. Hiç kimsenin kişiliğini oluşturan nitelikleri aynı derecede değildir. Mesela bir insan kelime anlama ve muhakeme gücü bakımından niteliği vasatken, mekan ilişkileri, soyut düşünme niteliği ortanın altında sayılabilir.

Bireydeki cinsiyet farkları

Erkekler doğum zamanında ağırlık bakımından kızlardan daha ağırdır. Ama kızlar ergenlik çağında bunu erkeklerin ellerinden alır. Takvim yaşı aynı bile olsa kızlar fizyolojik bakımdan erkeklerden bir yaş ilerdedirler. Gerek bedensel, gerek sosyal yönden erkeklerden çok daha çabuk olgunlaşırlar. İlkokul çağlarında zeka testlerinde kızlar her ne kadar başarılı olsalar da ergenlikte bu durum ortadan kalkar ve erkekler daha başarılı olamaya başlarlar. Ergenlik sonrası yapılan testlerde kızlar dil konusunda başarı sağlarken erkekler daha çok sayı ve mekanik konularında başarı gösterirler.

Güç bakımından ilköğretim çağlarında kızlar erkeklere eşittir. Ama buluğ çağında ise erkekler lehine fark belirmeye başlar.

Yapılan araştırmalar kızlar son ergenlik çağında daha ziyade ev ve ev hayatı, aşk romanları ve gazetenin magazin sayfalarını karıştırırken, erkekler bilim-teknik araştırmaları, serüven romanları ile gazetenin spor sayfasını karıştırırlarmış(Araştırmalar 1950’li yıllarda yapılmış) (ÇETİNÖZOĞLU S,1997,S.124-126)

Bireysel Farklılıkların Rehberlik Açısından Önemi:

Bireysel farklılıklar sadece zeka ile sınırlı bir konu değildir. Tüm insan özelliklerinin bireysel farklılıklar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanında konu daha çok özürlü veya özel eğitime muhtaç olma durumu açısından ele alınmaktadır. Özel eğitime muhtaç olan kişileri maddeler halinde sıralayabiliriz.

-Zihinsel engellik

-Üstün yeteneklilik

-Öğrenme bozuklukları

-Duyusal bozukluklar ( görme, işitme)

-Psikososyal problemler

-Duygusal problemler

-Fiziksel bozukluklar

Genel sağlık problemleri

olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlara ilişkin eğitimin yapısı ve niteliği farklılık göstermektedir.

Bireyde Uyumu Güçleştiren Faktörler:

Birey günlük yaşamında bir çok problemle karşı karşıya kalmakta ve bunlara kendi özellikleri ve olanakları ölçüsünde çözümler üretmektedir.

Uyum bireyin bilişsel, duygusal ve sosyal uyaranlara kendi içsel özelliklerini entegre ederek varlığını sürdürme çabasıdır. Bu uyaranlar; ihtiyaçlar, çatışmalar, karmaşık seçimler, sosyal, ekonomik ve kültürel stres ve bazen de aile yapısındaki değişimler olabilmektedir.

Bunun yanı sıra ekonomik sıkıntılar, toplumsal baskı ve zorluklar, bireysel rollerin karmaşıklığı ve değişkenliği, kültürel ve ekonomik küreselleşme gibi süreçler bireyin sorunlara karşı başa çıkabilme sınırını zorlamaktadır.

Bunun yanı sıra ekonomik sıkıntılar, toplumsal baskı ve zorluklar, bireysel rollerin karmaşıklığı ve değişkenliği, kültürel ve ekonomik küreselleşme gibi süreçler bireyin sorunlara karşı başa çıkabilme sınırını zorlamaktadır.

Uyuma Yönelik Problem Alanları

İlişki Problemleri; gelişen ve büyüyen çocuğun sürekli olarak arkadaş veya akranlarıyla sağlıklı ilişkiler geliştirebilme ve bunları devam ettirebilecek beceriyi kazanması gerekmektedir. Gelişimsel özellikleri, aile faktörü ve çevresel nedenlerden ötürü çocukların arkadaş ve akranlarıyla problemler yaşaması kaçınılmaz olmaktadır. Paylaşma, oyun, ders içi ve dışı aktiviteleri birlikte gerçekleştirme gibi konularda özellikle gelişimin ilk dönemlerinde çocuklar problem yaşayabilmektedirler. İlişki problemleri çocuğun kendisinden kaynaklanabildiği gibi, dışsal faktörlerin etkisiyle de gündeme gelebilmektedir. Sosyal aktivitelere girememe, arkadaş ve akranlarıyla etkili iletişim gerçekleştirememe, oyun ve aktivitelerde bozucu ve engelleyici rol üstlenme gibi problemlere çocuklarda sıkça rastlanabilmektedir.

Özgüven; çocuklarda karşılaşılan önemli problem alanlarından biri de özgüven eksikliğidir. Özgüven, kişinin kendine yönelik olumlu yargılarının olması kendini sevmesi, kendiyle barışık olması ve kendini tanıması gibi durumlarla ilişkili bir kavramdır.

Kendine güveni eksik olan kişi akademik, sosyal ve diğer konularda zorluk yaşayacaktır. En küçük başarısızlıklar, reddedilme, performans eksikliği ve fiziksel eksiklikler kolayca özgüvenin olumsuzlaşmasına neden olabilmektedir.

Bu kapsamda ele alındığında özgüvenin yeniden tesis edilmesine yönelik çalışmalar daha çok çocuğun kendisini ifade etmesine fırsat verilmesi, kendi farkındalıklarının arttırılması, kendilerini olduğu gibi kabul etmelerini sağlama üzerinde odaklaşmaktadır. Her gelişim düzeyinde çocuğun yapabilirlik düzeylerinin arttırılması, daha güvenli bir ortamın onlara sunulması, sağlıklı aile ilişkilerinin geliştirilmesi özgüvenle oldukça ilişkili konulardır.

Benlik Saygısı (Öz Saygı); Akademik ve sosyal performansın önemli belirleyicilerinden biri kişinin belik saygısıdır. Benlik saygısı, kişinin kendi fiziksel ve zihinsel özelliklerine yönelik değer atfetmesi olarak tanımlanabilir. Benlik kavramı kişinin kendine yönelik yapılan tüm değerlendirmelerin algısıdır.

Demokratik olmayan aile ortamları, çocuğun sürekli başarısızlıklarıyla yüzleştirilmesi, belirli zihinsel ve yetersizliklere sahip olması düşük benlik saygısı ile oldukça ilişkilidir. Her şeyden önce çocuğun saygı görmesi, anlaşılması, değer verilmesi, yapabilirliklerine güvenilmesi, kabul ve onay görmesi kendine yönelik saygının da gelişimine zemin hazırlayacaktır.

Stres ve Başaçıkma

Modern rehberlik hizmetlerinin ele alınması gereken bir diğer önemli konusu ise stres ve bununla nasıl başa çıkılacağına ilişkin bilgi ve becerilerin kazandırılmasıdır. Günümüzde stres konusunun popülerliği ve bir çok sıkıntı ve karmaşaların açıklanamazlığının sonucu olarak stres çağın hastalığı olarak değerlendirilmiştir. Stres kavramını yaşamın her alanında ve herkesten duymak mümkündür. Bankada çalışan kişi de köylü çiftçi de stresten söz etmektedir. Hal böyle olunca stres konususun rehberlik hizmetleri içerisinde ele alınması ve stresle başa çıkma konusunda gerekli önlem ve eğitimin sunulması kaçınılmaz olmaktadır.

Stres, daha önceleri biyolojik açıdan ele alınmakta ve farklı yaşam koşullarının kişinin metabolizmasında meydana getirdiği dengesizlik olarak değerlendirilmekteydi. Bu kapsamda özellikle stres genel uyum sorunu olarak ele alınmış ve bireyin dışsal ve içsel etkenlerden kaynaklanan taleplere yapmış olduğu bir tür tepki olarak incelenmiştir. Günümüzde ise stresin biyopsikososyal bir yapı içerisinde ele alındığı görülmektedir. Stresin bireysel farklılıklar kadar sosyal etkenlerce de görecelilik gösterdiği kabul edilmektedir. Stresin ortaya çıkmasında stres kaynağının kendisi kadar stresin nasıl algılandığı veya kişi tarafından nasıl değerlendirildiği de stresin anlaşılmasında önemli bilgiler sunmaktadır. Aynı stres kaynağına insanların farklı tepkiler gösterdiği görülmektedir. Bunun ortaya çıkmasında önemli etkenlerden biride strese karşı kişinin sahip olduğu başa çıkma düzeyi ve strateji türleridir.

Stresle başa çıkmada farklı tarz ve stratejilerin kullanıldığı görülmektedir. Bunların sınıflandırılmasının farklı psikoloji okullarında farklı şekillerde yapıldığı görülmektedir. Bunlardan en genel olanı ise aktif ve pasif başa çıkma tarzlarıdır. Aktif başa çıkma daha çok duruma yönelik, problem odaklı, planlama, iş yapma, üzerine gitme, sorun çözme, yardım arama, bilişsel olarak durumu yeniden değerlendirme şekillerinde gerçekleştirilmektedir. Pasif başa çıkma yöntemleri olarak ise daha çok duygusal yaklaşım, kaçma ve inkar etme gibi süreçlerin işletildiği görülmektedir. Bu iki yaklaşım kişisel ve durumsal özelliklere bağlı olarak sonuçta kişi tarafında durumun üstesinden gelmeye yönelik olarak kullanıldıklarında işlevsel oldukları söylenebilir. Fakat kullanım süresi ve düzeyine göre aktif başa çıkmanın daha etkili, pasif-duygu odaklı başa çıkmanın ise etkisiz yöntem olarak değerlendirildikleri de görülmektedir.

Bir başka başa çıkma tarzı olarak sosyal destek arama ve kullanma eğilimi göze çapmaktadır. Sosyal destek ve yardım arama duygusal olabildiği gibi enstürümantal da olabilmektedir. Diğer taraftan sosyal desteğin varlığında çok kişi için önemli olan algılanıp algılanmamasıdır. Kişi sosyal destek algısına ne kadar çok sahip ise, başaçıkma özelliği de o derece artmaktadır. Özellikle problem çözmeye ve aktif anlamda sosyal yardıma başvurulması etkili veya olumlu bir yaklaşım olarak incelenmektedir. Bu açıdan, bireyin sahip olduğu sosyal desteğin farkında olması ve yardım almaya yönelik tutum ve davranışlarının artırılması başaçıkma konusunda yapılması gerekenler arasındadır.

Stresle başa çıkmada başvurulan yöntemler ;

Günümüz insanı önceden belirtildiği gibi hem kişisel hem de durumsal faktörler açısında daha fazla stres kaynaklarına, gerilime ve zorlanmaya maruz kalmaktadır. Tüm bunların ışığında kişisel rehberlik hizmetlerinin böyle önemli bir konu üzerinde durması, bireyi problemlik açısından başaçıkmaya yönelik olarak hazırlaması, etkili ve olumlu başaçıkma stratejileri kullanma becerileriyle donatması, gerektiğinde uygun dışsal yardım arama davranışlarının teşvik edilmesi stresle başaçıkma konusunda yapılması gerekenler arasındadır. Bu tür çalışmaların hem önleyici kapsamda hem de sorunların veya stresliliğin ortadan kaldırılmasına yönelik yapılmasının rehberlik hizmetleri açısından önemi büyüktür. Okullara da gelişimsel özelliklerinde göz önünde bulundurularak stres yönetimine yönelik hizmetlerin artırılması kaçınılmazdır. Özellikle sınav stresine yönelik çalışmaların tüm öğretmenler tarafından bilinmesinde ve buna yönelik çalışmaların yapılamasında büyük önem olduğu bilinmektedir. Bunlar arasında en kolay ve basit olabilecek yöntemlerden biri gevşeme egzersizlerinin yapılmasıdır. Bunu tüm öğretmenlerin yapabilmesi mümkündür. Böylece kişinin problemliliğin ortadan kaldırması amaçlanabileceği gibi, aynı zamanda kişisel gelişim ve etkililik açısından da önemli çalışma yapılmış olacaktır.