Tag Archives: rehberlik

Öğrenci Kişilik Hizmetleri

Öğrenci Kişilik Hizmetleri

Öğrenci Kişilik Hizmetleri

Zaman çağımıza doğru ilerleyip de “örgün” eğitim görme işi, toplumun her tabakasından fertlerin hakkı sayılınca, okullar her çeşit kabiliyet, ilgi ve ihtiyaçtaki ve sosyo-kültürel yapıdaki çocuklarla dolmaya başladı. Psikolojideki yeni bulgularda, kişiler arasında geniş ferdi farklar dikkate alınarak yapılması gerektiğini ortaya koydu. Bu durumda, okullardaki öğretim ve yönetim faaliyetlerinin, öğrenciyi tüm bir varlık olarak eğitme işinin yeterli olmadığı görülmüştür. Bu suretle, okullarda bir üçüncü faaliyet grubu ortaya çıkmıştır.

Bu grup, öğrenci seçimi ve okula alıştırılması, öğrenci sağlık işleri, öğrenci kol faaliyetleri, disiplin işleri, beslenme ve barınma durumu, burs ve mali yardım, sosyal faaliyetler, öğrencinin kişisel, mesleksel, eğitsel ve dinsel sorunlarında kişisel yardım ve benzeri faaliyetleri içine alır. Bu faaliyetler öğrencinin tüm ve uygun değer derecede gelişip büyümesi için gerekli ortamı hazırlayan faaliyetlerdir. Okuldaki bu üçüncü faaliyet grubuna öğrenci kişilik hizmetleri denir.

Geleneksel eğitimde, öğretim ve yönetim hizmetleri bulunmasına karşın çağdaş eğitime üçüncü boyut olan öğrenci kişilik hizmetleri eklenmiştir. Çağdaş eğitimin üç boyutu aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. Continue reading

PDR Tüm Konular

Psikolojik Danışma & Rehberliğin Konusu (Giriş)

1. REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA

1.1. REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIĞIN KONUSU

“Rehberlik ve psikolojik danışma kavramları, modern eğitimin çok önemli bir parçası haline gelmiş faaliyetleri ifade eden terimlerdir. Özellikle rehberlik sözü daha 1938’lerde okul müfredat programlarımızda geçmiş olmakla beraber , daha çok 1950’lerden sonra sıkça konuşulup tartışılmaya başlanmıştır. Özellikle 1970’den buyana da rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin “uzman” kişilerce yürütülen ayrı bir “yardım” ve “ihtisas” faaliyeti olarak okul eğitim programlarımızda yer almış olduğu memnuniyetle görülmektedir.”(Mertol;1998,s.5)

Aslında, bilen bir kimsenin bilmeyen kimseye yardımı, yol göstermesi, insan toplumları kadar eskidir. Yani rehberlik ve danışma kavramı, toplum yaşamının bünyesinde mevcuttur. İnsanoğlu öteden beri yabancısı olduğu bir durumla karşılaşınca veya bir derdi olunca, güvendiği birine derdini açması, sorun hakkında ondan fikirler alması, toplumsal yaşamda insan ilişkilerinin önemli bir yanını teşkil etmektedir. Kişi güvendiği birisine derdini açıp anlatmakla, sorunla ilgili yeni bilgiler, görüşler, soruna yeni bir bakış açıları kazandırabilir. Problemin karanlıkta kalmış yönlerini daha iyi görmeye başlayabilir. En azından içini boşaltıp baskıdan kurtulmuş, rahatlamış olabilir. Güvendiği kişinin akılcı, moral ve güç verici tavır ve sözleri sonucu kendinde yeni bir dayanma gücü bulup, sorunla uğraşma azmi kazanmış olur.

Diş ağrısı çeken birini düşünelim. Çektiği ıstırabı dostuna anlatır. Dostu cevap verir: “Geçmiş olsun ! Bilirim, diş ağrısı çok ıstırap vericidir.” Öteki devam eder: “Evet, geçen akşam yemeği yarıda bırakıp kalkmak zorunda kaldım. Lokmayı basar basmaz beynimde şimşek çaktı!” Sözü öteki alır “Ne zor değil mi! Benimde öyle olmuştu. Neyse ki falan dişçiye gittim de tedavi ettirip kurtuldum. Ama iyi bir dişçi.” Problemli kişi, o dişçinin adresini alır.

İşte bu küçük örnekte basit bir rehberlik işi cereyan etmiştir. Dostu, problemli kişiye bir anlayış göstermiş, önüne basit bir çözüm fikri sermiştir. Problemli kişi dişçiye gitmiş ve tedavi olmuştur. Dişi tedavi eden doktorun yaptığı tedavi, kişiye büyük bir yardımdır ama bir rehberlik ve danışma değildir. Halbuki dostunun konuşmasında da yardım vardır ama bu yardımda çekilen ıstırabı gerçekten anlayış, onunla hemhal oluş ve ortaya kişinin karar vermesine yardım edebilecek çözüm yolu koyuş vardır. İşte bu bir rehberliktir.

Bu örnekte vuku bulan rehberlik ve danışma, tabii ki sistemli ve amaçlı yapılmış rehberlik ve danışma sayılmaz. Ama burada gene de psikolojik yardım cereyan etmiştir. Günlük hayatımızda bunun gibi daha bir çok psikolojik yardım etkileşimleri olup durmakta dır. Aynı şekilde, okullarımızda da bu çeşitten birçok “yardımlar” olmaktadır. Ama bunlar sistemli, bilinçli ve uzman kişilerce yapılmış psikolojik yardımlar olmaktan ziyade, karara vuku bulmuş yardımlardır ki bunlara “rehberlik” değil, “tesadüfi rehberlik demek mümkündür.

“Duyan ve düşünen canlı bir varlık olarak her insan, günlük yaşantısında birçok problemlerle karşılaşıp durmaktadır. Aile-içi, meslek –içi toplumda kişiler arası ilişkilerde ya da kendi iç dünyasında birçok sevinçleri, üzüntüleri, düşünceleri, kaygı ve heyecanları olup durmaktadır. Bazı tercihler yapmak, karalar almak, yeni uyumlar sağlamak durumundadır. Sorunların birçoğunu kendi imkanları ile uygun bir çözüme kavuşturabilir. Ama bazılarının karşısında da kendini köşeye kısılmış hissedebilir. Ya problemin çeşitleri, yönleri hakkında yeterli bilgiye, gerekli tecrübeye ve moral gücüne sahip değildir, ya da kendini iyi tanımamaktadır. Bu çabalarda kişinin dışardan birinin, “bilen” birinin yardımına ihtiyaç duyacaktır.”(Tan;1992,s.12)

1.1.1 “REHBERLİK NEDİR?

• Rehberlik, seçimler ve uyum yapmada, problem çözmede bir kişinin ötekine verdiği yardımdır.

• Rehberlik, problem çözebilmesi, bağımsız hale gelebilmesi ve içinde yaşadığı toplumun sorumlu bir üyesi olabilmesi için bireye verilen yardım sürecidir.

• Rehberlik, demokratik ortam içinde bireyin kapasite ve yeteneklerini en uygun biçimde geliştirmeyi amaçlayan ve uzman kişilerce verilen ve tüm eğitim programının bir parçası olarak sunulan hizmetlerdir.

• Rehberlik, kendini anlaması ev okul ve topluma en iyi uyum yaparken kendi kendini yönetebilmesi için, bireylere yardım etme sürecidir.

• Rehberlik, kendini ve kendi dünyasını anlaması için bireye yardım etme sürecidir.

• En geniş anlamda rehberlik, bir insanın başka bir insana ya da gruba, o insanın ya da grubun en iyi bir biçimde yaşamasına, insanların kendilerini gerçekleştirmelerine en elverişli yolları bulabilmeleri için yapılan yardımlardır.

Buraya kadar yapılan açıklamalarda rehberliği şöyle tanımlayabiliriz:”Rehberlik, bireye kendini anlaması, çevredeki olanakları tanıması ve doğru tercikler yaparak kendini gerçekleştirebilmesi için yapılan sistematik ve profesyonel bir yardım sürecidir.

Yardım kavramı ile kastedilen tavsiye vermek, akıl öğretmek, bireyi doğru olduğu varsayılan bir hareket tarzı benimsemeye ve uygulamaya zorlamak olmayıp, onun çeşitli seçenekleri tanımada ve en uygun olanı seçmesi için gerekli değerlendirmeyi yapabilecek hale gelmesine çalışmaktır.(Mertol,Arsoy ve Ergin;1998,ss.12-13)

1.1.2REHBERLİĞİN TEMEL TAŞLARI

• “Rehberlik bir süreçtir. Rehberlik bir anda olup biten bir iş değildir. Rehberlik çalışmalarının etkili sonuçlar vermesi bir süre gerektirir. Rehberlik hizmetleri süreklidir, sadece okulda değil insanın bulunduğu her yerde vardır.”(Kepçeoğlu; 1992, s.9)

• “Rehberlik bireye yardım etme sürecidir. Rehberlik yardımı psikolojik bir yardımdır, yol gösterme, öğüt verme, bilgi yardımı değildir. Rehberlikte hem yardım eden hem de yardım alan önemlidir. Bunlar arasındaki ilişkiler tek yönlü değildir, her iki tarafın istekliliği ve gönüllülüğü esastır.”(Kepçeoğlu; 1992 ss.9-10)

• “Rehberlik yardımı bireye dönüktür. Rehberlik hizmetlerinin merkezinde birey vardır. Okul ortamında rehberliğin ilgilendiği birey öğrencidir. Her öğrenci geliştirilebilecek kapasiteye sahiptir.

Bunun için, günümüzde psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri eğitim sürecinin ayrılmaz ve tamamlayıcı yanını oluşturur.

Rehberlik anlayışında genel olarak birey değerlidir. Rehberlikte bireyin gücüne güvenilir. Bireye yardım edildiği takdirde kendi kendine yeterli hale gelebilir.

• Rehberlik bilimsel ve profesyonel bir yardımdır. Rehberlik yardımının dayandığı bilimsel ilkeler ve yöntemler vardır. Onun için, rehberlik hizmetleri bu alanda yetişmiş uzman kişilerce profesyonel bir düzeyde sunulduğu taktirde etkili olabilir.

• Rehberliğin esası bireyin kendisini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Kendini gerçekleştirme psikolojik danışma ve rehberlik yardımını tüm boyutlarını içine alan bir kavramdır.”(Kepçeoğlu; 1992, ss.9-10)

1.1.3 REHBERLİK, PSİKOLOJİK DANIŞMA VE PSİKOTERAPİ

Psikolojik Danışma faaliyetleri kişiye yardımı hedef alan rehberlik faaliyetleri içinde kendine has nitelikleri olan bir hizmet grubudur.

“Psikolojik danışma, problemli kişi (danışan) ile, onun kişisel probleminin çözümüne yardımcı olabilecek uzman kişi (danışman) arasında , problemin çözümüne dönük olarak kişi kişiye ve yüz-yüze cereyan eden psikolojik bir yardım oluşumudur.” (Mertol,Arsoy ve Ergin;1998,s.14) Danışanla danışman arasında cereyan eden bu yardım oluşumu esasta, karşılıklı görüşmeler yolu ile gerçekleşir. Bu özel niteliği bakımından psikolojik danışma, danışanın seçmeler yapmasında, kararlar vermesinde, planlar yapmasında ve uygulamaya koymasında kişiye yardımı hedef alan bütün diğer rehberlik faaliyetlerinden farklıdır.

Yüz-yüze, bir problem etrafında görüşmeye dayanan psikolojik danışma faaliyetleri, işaret edilen bu nitelikleri ile, rehberlik faaliyetlerinin özü, ana mihveridir. Kişiye yapılacak bütün rehberlik, dönüp dolaşıp yüz yüze olan bu psikolojik etkileşim görüşmelerine gelmektedir. Bütün rehberlik faaliyetlerinin sonal (nihai) amacı, kişiye problemini çözüp yeterli bir uyum ve denge sağlamasına yardım etmektir. Sınıflarda, ders dışı faaliyetlerde, sosyal ilişkilerde, çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişmesini, yaşının gerektirdiği erginliğe en uygun şekilde ulaşmasını sağlamak için yapılan rehberlik faaliyetlerinin birçoğu, psikolojik danışmada gereken kişi kişiye, yüz-yüze olan etkileşim ilişkisini gerektirmez. Mesela, çocukların meslek seçmelerinde yardımcı olabilecek nitelikteki mesleklere ait kitap ve benzeri yayınları toplayıp çocukların istifadesine sunmak, bir rehberlik faaliyetidir ama bir psikolojik rehberlik değildir. Bu bakımdan diyebiliriz ki bütün psikolojik danışma faaliyetleri, rehberlik faaliyetleridir, ama rehberlik faaliyetleri, psikolojik danışma değildir.

“Rehberlik ve psikolojik danışma kavram ve uygulamalarına giren birçok hizmet alanı vardır. Psikolojik danışma, rehberlik hizmetlerinin özünü ve merkezini oluşturmaktadır. Bireye verilen psikolojik yardım ilişkileri incelendiğinde rehberliğin psikolojik danışmada daha geniş kavram ve uygulama olduğu görülmektedir.

Şurası da işaret edilmelidir ki okulda rehberlik uzmanının, bütün öğrencilere yapılacak yardımları bu çeşitten kişi kişiye veya karşı karşıya yardım ilişkileri haline getirmesi zaten mümkün değildir. Okulun tüm eğitim programı içinde yer alacak olan rehberlik faaliyetleri için, onun yapması gereken daha birçok faaliyet vardır. Ofisinde oturup zamanını sadece danışma görüşmeleri yapmaya ayıramaz. Rehberlik faaliyetlerinden bazıları da zaten doğrudan doğruya kişi kişiye danışma görüşmelerini gerektirmez. Ama bütün rehberlik faaliyetleri, kendi sorunlarını kendi başına çözebilecek erginliğe henüz ulaşamamış bireylere yardım için yüz yüze ilişkileri gerektiren psikolojik danışma oluşumuna en iyi hazırlığı sağlar.

Psikolojik danışma ile psikoterapi arasında da ortaklık ve ayrılıklar vardır. Her ikisi de, esasta, problemli kişiye yapılan psikolojik yardım ilişkisidir. Her ikisi de danışanla uzman kişi arasında bir problemin çözümü için yüz yüze cereyan eden görüşmelere dayanır. Her ikisi de, kişiye yardım için, genelde aynı psikolojik teknikleri ve metotları kullanırlar.

Bu ortak yönlere karşılık psikolojik danışma, “normal” saydığımız kişilerin günlük hayatta yapacakları uyumlara karşılaştıkları olağan seçme ve kara verme soruları ile uğraşır. Psikoterapi ise, kişilik bozulmalarına yol açmış kaygı ve nörotik davranışların hakim olduğu “normal dışı” kişilik sorunları ile uğraşır. O halde bir genelleme yapılmak istenirse, psikolojik danışma, genellikle bir okul, endüstri veya sosyal hizmet veren bir kurum ortamı içinde, “normal” kişilerin “normal” sayılan sorunlarıyla kişiye yardım için uğraşır. Psikoterapi ise genellikle bir klinik ortamda ve kökleşip derinleşmiş, sebepleri geçmişin karanlıklarında kaybolmuş sorunların yarattığı “normal dışı” kişilik sorunlarına yardıma çalışır.

Şurası da hemen belirtilmelidir ki, “normal”le “normal dışı”arasındaki sınırı çizmek kolay değildir. Birinin nerede bitip diğerinin nerede başladığını tayin etmek zordur. Hele tek bir görüşmede bu teşhisi koymak hem zor hem de tehlikelidir. Bu konu, psikolojik danışma hizmetleri konusunda daha etraflı ele alınacaktır.

1.2 REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANIN AMACI

“Rehberliğin anlamı ilke ve kavramları, bütünü ile rehberliğin amacını yansıtırlar. Ancak, ayrı bir başlık altında rehberliğin amacını özetlemek gerektiğinde buna rehberlik kuram ve uygulamaları ile ulaşılmak istenen bir sonuç olarak, rehberliğin amacı bireyin kendini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Günümüzde kendini gerçekleştirme, genel olarak psikolojik danışma ve rehberlik altında tüm hizmetlerin amacı olarak kabul edilmektedir.”(Kepçeoğlu; 1992, s.13)

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANIN AMAÇLARI

“Konusu incelendiğinde de anlaşıldığı gibi rehberlik ve psikolojik danışmanın amacı bireyin, kendini tanımasını ve kendi güçlerine güvenmesini sağlayarak , kişisel- toplumsal gelişimine yardımcı olmaktır.

Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinden yararlanan birey sonuç olarak şunları başarabilir:

• Kendi yetenek ve ilgilerini, eğitim olanaklarını, içinde yaşamakta olduğu toplumun beklentilerini ve meslekleri tanımış olabilir.

• Özyapısından gelen ya da doğal ve toplumsal çevresinin etkileri sonucu ortaya çıkan sorunlarını görebilmeli ve bunları çözümleyebilmelidir. Bedensel, devinişsel, bilişsel ve duyuşsal sorunlarının olası çözüm yollarını inceleyerek, bu yollardan uygun olanı kendi özgür iradesi ile seçebilmelidir.

• Başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmeli, yaşama karşı olumlu bir tutum göstermelidir.

• Boş zamanlarını en uygun biçimde kullanabilmek için gerekli anlayış ve görüşü edinmiş olmalıdır.

Görülüyor ki rehberlik ve psikolojik danışma; eğitimin amaçladığı kişinin bir bütün olarak gelişmesine, kendini gerçekleştirmesine yardım eden bir hizmet olarak belirmektedir.”(Bakırcıoğlu; 2000, s.9)

1.3 REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANIN İLKELERİ

Rehberlik ilkeleri ve bu ilkelerle ilgili temel kavramlar bir kişinin genel olarak sahip bulunduğu rehberlik anlayışını gösterir.

Rehberlik Anlayışı: Kısaca rehberlikle ilgili temel ilkeleri ve kavramları anlamadır. Rehberlik alanının boyutları;

• Rehberliğin temel ilke ve kavramlarını anlama ile ilgili kavramsal

• Rehberlikteki görev ve sorumlulukları kabul etmeye, hazır oluşla ilgili tutumsal

• Kişiler arası beşeri ilişkilerle ilgili sosyal boyutlardır.

Rehberlik anlayışı bu üç boyut arasında rehberlik ilke ve kavramlarını anlama ile ilgili olan kavramsal boyut içinde yer almaktadır.

Rehberliğin ilkelerini şöyle sıralayabiliriz:

•    Her birey seçme özgürlüğüne sahiptir: Rehberlik, bireye seçme özgürlüğü tanıyan çevrelerde var olabilir. Rehberliğin görevi bireyin bu özgürlüğünü kullanabilmesi için seçenekleri algılayabilmesine ve doğru tercihler yapmasına yardımcı olmaya çalışmaktır.

• İnsan saygıya değer bir varlıktır: Saygı    bir başkasını değerli bir varlık olarak algılamak, onun ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmak demektir. “Bir başkası” kavramı; dinini, ırkını, cinsiyetini, sosyal sınıfını, fiziksel ve psikolojik özelliklerini dikkate almaksızın, tüm insanları kapsayacak kadar yaygın olmalıdır.

• Rehberlik hizmetlerinden     yararlanmak isteğe bağlıdırGönüllülük) Rehberlik hizmetleri, birinci derecede bireyi hedef alır. Onun iç dünyasının daha iyi anlaşılması amacını güder. Bu nedenle bu hizmetten yararlanmak kişinin isteğine bırakılmalıdır.

• Rehberlik hayat boyu yararlanılabilecek bir hizmettir:      Rehberliğin fonksiyonu kişilik gelişimini gerçekleştirmek daha doğrusu gelişimini kolaylaştıracak koşulları sağlamak olarak tanımlanır. O zaman rehberlik hizmetlerinin kişiye bütün hayat basamaklarında verilmesi gerekir.

Gelişim doğumdan ölüme kadar devam eden bir süreçtir. Bu süreçte her gelişim basamağının kendine özgü görevlerinin yerine getirilmesinde bireyler zaman zaman yardıma ihtiyaç duyabilirler. Bu nedenle rehberliği sadece belli yaş dönemlerine özgü bir hizmet olarak görmemek, ihtiyacı olan herkese hangi gelişim döneminde bulunursa bulunsun yardı sağlamak gerekir.

• Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde gizlilik esastır: Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin verilişi sırasında danışmanın mahremiyetine saygı duyulmalı, onun sırlarını saklamaya özen gösterilmelidir. Psikolojik danışma oturumlarında danışmanın sağladığı güven ortamı içinde danışan bazen kendisine bile itiraf edemediği, söyleyemediği yaşantılarını danışmanla paylaşabilir. Danışman bunları, danışanın onayı olmaksızın hiçbir kurum ya da şahsa iletmemek durumundadır.

• Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri ilgililerin işbirliği ile yürütülmelidir: Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri bu alanda yetişmiş uzmanların liderliğinde, öğretmen, yönetici ve diğer okul personelinin ortak bir amacı gerçekleştirmek için el birliği ile çalışmalarını gerektirir.

• Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri tüm öğrencilere açık bir hizmettir: Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin amacı bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerine yardımdır. Kendini gerçekleştirme bütün canlılarda özellikle insanlarda görülen doğal bir eğilimdir. O halde bu hizmetler bütün bireylerin yararlanmasına açık olmalıdır.

• Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde bireysel farklılıklara saygı esastır: Her birey kendine özgü bir varlıktır, ilgi, yetenek, değer ve tutumlarıyla başkalarından farklılıklar gösterebilir. Farklı yaradılışı olan, farklı çevrelerden gelen bireylerin ihtiyaçları da farklıdır. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri bireylerin birbirinden farklı eğitim ihtiyaçlarına dayalı bir ortamda gerçek manada işlevini sürdürebilir. Rehberlik uzmanları bireysel farklara saygılı eğitim ortamlarının sağlanması hususunda çaba göstermelidir.

• Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri hem bireye hem de topluma karşı sorumludur: Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri bireyin hem kendi isteklerini yerine getirmesine yardımcı olmalı, hem de topluma uyum sağlamasını kolaylaştırmalıdır.

• Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır: Eğitim sürecinde diğer fonksiyonlarla rehberlik, ahenk içinde yürütülmelidir. Rehberlik eğitimden ayrı ama eğitim için yürütülen bir hizmet olarak anlaşılmalıdır.

“Rehberlik anlayışını oluşturan temel ilkelerin belirgin bir açıklığa kavuşturulması, alanın bir bütünlük içinde gelişmesini sağlamak bakımından önemli bir gerçektir.”(Kepçeoğlu; 1992, s.32)

“Rehberliğin temelinde insan hak ve sorumlulukları ile yakından ilgili demokratik ve insancıl bir anlayış vardır.”(Kepçeoğlu;1992, s.32)

1.4. REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANIN SINIRLILIKLARI

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık “her derde deva” bir hizmet değil; sınırlılıkları olan bir hizmet bütünüdür.

Sağlıklı etkin bir kişilik geliştirmek için ruhsal yardımla birlikte, diğer kişilik hizmetlerinin de karşılanması gerekir.

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık ile kişinin, kendisine tanıtılabilmesi için o; bedensel, devinişsel, bilişsel ve duyuşsal tüm yönleriyle tanınmaya çalışılmaktadır. ancak Rehberlik ve psikolojik danışmanlık Hizmetleri, bu hizmetlerden yararlanmak isteyen kişinin kendisi, ailesi, öğretmeni, yöneticisi ile işbirliği yapılabildiği ölçüde gerçekleştirilebilmektedir. Öğrenciye, anne-babasına , toplumsal ekonomik koşullarına, öğretmen ve yöneticilerine karşın, Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmeti verilemez.

Rehberlikte, danışana karşın, onun sorununu çözmeye yer olmadığı gibi, onunla birlikte onun sorunu çözmeye de yer yoktur.(Bakırcıoğlu; 2000, ss.10-11)

Rehberlikte uzmanından beklenen; bu hizmetlerden yaralanmak isteyen kişiye kendi gerçeklerini, sorunlarını ve çevresini tanıması için yardımcı olmaktır. Bu anlamdaki yardımla kişi; kendi güçlerini kullanarak sorunlarını çözebilecek ve kendini gerçekleştirebilecek duruma gelecektir.

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinde yaydın olan yanlış anlatışlardan bazıları şunlardır:

1. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık yardımı bireye tek yönlü olarak dorudan doğruya yapılan bir yardım değildir: Rehberlik ve psikolojik danışmanlık yardımı karşılıklı yardım sonucu meydana gelir.

2. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin temelinde bireye acımak, onu kayırmak, her sıkıntıya düştüğünde ona kanat germek gibi bir anlayış yoktur: Rehberlik ve psikolojik danışmanlık anlayışına göre birey güçlü bir varlıktır. Sunulan yardım ile birey sahip olduğu gücü kullanma ve daha da geliştirme olanağına kavuşur.

3. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık bireyin sadece duyusal yanı ile ilgilenmez: Rehberlik ve psikolojik danışmanlık bir bütün olarak bireyin tüm gelişimi ile yakından ilgilenir. Buna göre sosyal, duyuşsal, zihinsel hatta fiziksel gelişim gösteren her türlü gelişim sorunu, mesleki ve eğitsel sorunlar ve tüm kişisel sorunlar Rehberlik ve psikolojik danışmanlığın yakından ilgilendiği konulardır.

4. Rehberlik ve psikolojik danışmanlıkta kullanılan bütün yöntemler ve teknikler amaç değil araçtırlar: Yapılan testlerin, anketlerin sonucu öğrenciye dönük olmazsa hiçbir işe yaramaz.

5. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık bu yardımı alan birey bakımından akademik öğrenme konusu ya da ders değildir: Genel bir kural olarak rehberlik bireye bilgi verme işi değildir.

6. Rehberlik bir disiplin görevi değildir, rehberlik yargılamaz ve ceza vermez: Okullarda Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetini bir disiplin ve kontrol aracı olarak görmek kesinlikle yanlıştır.(Bakırcıoğlu;2000,s.11) Rehberlik ve psikolojik danışmanlık yardımı ile öğrenci davranışları değişebileceği böylece öğrencilerin daha sağlıklı ve dengeli bir birey olabilmeleri açısından bir bağlantı kurulabilir.

7. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık her türlü sorunu hemen çözebilecek sihirli bir güce sahip değildir: rehberliğin sağlanabilmesi için bireyin almaya açık olması gerekir. Almaya hazır ve istekli olmayan birey için yardımı sonuç vermeyebilir.(Kepçeoğlu; 1992, ss.23-24-25)

1.5 REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIKTA YARALANILAN BİLİM DALLARI

Rehberlikte yararlanılan bilim dalları, kişinin bireysel ve toplumsal boyutlarla incelenmesini kendisine konu edinmiş olan bilim dallarıdır. Rehberlik ve psikolojik danışmanlığın ilgilendiği konular gerçekten çok geniştir. Bireyin nitelikleri ve davranışları, içinde bulunduğu toplum ve kültürel çevre, rehberliği temelini oluşturan kuram, ilke ve kavramlar, kullanılan yöntem ve teknikler geniş bir konu listesini oluştururlar. Bütün bunları tek başına bir disiplin açıklayamaz.(Kepçeoğlu; 1992,s.33) Rehberlik ve psikolojik danışmanlık etkinliği olarak kişiye yardım çabası sırasında yararlanılan kavram ve teknikle, değişik bilim dallarında alınmıştır. Çünkü, Rehberlik ve psikolojik danışmanlık, “disiplinler arası” uygulamalı bir alandır.(Bakırcıoğlu;2000,s.11)

Rehberlik ve psikolojik danışmanlığa katkıda bulunan başlıca bilim dalları; psikoloji(ruhbilim), sosyoloji(toplumbilim), toplumsal ruhbilim(sosyal psikoloji), ekonomi, antropoloji(insanbilim) ve pedagoji(eğitbilim)’dir. Bunlardan özellikle psikoloji, sosyoloji, kültürel antropoloji ve ekonomi ile rehberlik arsında çok yakın ilişkiler vardır. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık bu alanlarla bir grup olarak ele alınmakta; son yıllarda bu meslekler için topluca “yardım meslekleri” (Mertol,Arsoy ve Ergin;1998,ss.12-13)denmektedir.

1.5.1 Psikoloji: İnsanın iç dünyasını, davranışlarını inceleyen bir bilim olarak Rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanı ile çok yakından ilgilidir. İnsan davranışlarının türlü yönlerini, rehberliğin temel ilke ve kavramlarını psikoloji açıklamaktadır. Zeka,, yetenek e ilgi ölçülmesinden, kişilik yapısı ve dinamiği, bireylerin büyüme ve gelişme modellerine kadar Rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanında kullanılan bilgilerin çoğu kaynağını psikolojiden alır.

1.5.2 Sosyoloji: Davranış bilimi olarak, insanın toplumsal yaşamını açıklar. (Mertol,Arsoy ve Ergin;1998,ss.12-13) Rehberlik ve psikolojik danışmanlık sosyoloji bulgularından faydalanmakla, kişiyi daha gerçekçi bir biçimde ele almış olur. Kişiyi grup içindeki yaşantılarıyla inceleyen sosyoloji (Bakırcıoğlu; 2000,s.13) bireyin toplum içindeki rollerini bireylerle olan karşılıklı ilişkilerini inceleyerek bireyi davranışlarını etkileyen toplumsal etmenlerin neler olduğunu ortaya koyar. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık bireyin “dış dünyası” ile ilgili olan bilgilerin kaynağını sosyolojiden alır.

1.5.3 Sosyal psikoloji: Psikoloji, sosyoloji ve antropoloji alanları arası bir disiplin olan sosyal psikoloji; incelediği toplumsal etki ve uyma, tutumlar, grup yapısı ve dinamizm, iletişim, toplumsallaşma, kültür ve kişilik, toplumsal değişim ve kültür değişimi gibi konularda Rehberlik ve psikolojik danışmanlığa yardımcı olur.

1.5.4 Ekonomi: Toplumların insan gücü ihtiyacı, iş ve mesleklerin gerekli otomasyon bilgileri, gelecekte iş ve meslek alanında ortaya çıkacak yeni gelişmeler ve eğilimler konusunda geçerli bilgileri sağlar.(Kepçeoğlu; 1992, s.34) kişini benlik oluşumunu, eğitimini, yöneleceği iş ya da mesleğin, toplumsal yaşam belirleyicileri arsında da ekonomik durum, ön sıralarda yer almaktadır. Bu nedenle ekonomi, Rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanında önemli yaralar sağlayan bir daldır. (Mertol,Arsoy ve Ergin;1998,ss.12-13)

1.5.5 Antropoloji: toplumların yaşama yollarını yani kültürlerini inceler. (Mertol,Arsoy ve Ergin;1998,ss.12-13) İçinde doğup büyüdüğü kültürel çevrenin, insan kişiliği, benliği üzerinde silinmez izler bıraktığı bilinmektedir. Bu nedenle Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinde, kültürü ve oluşum sürecini çalışma alanı olarak seçen antropolojiden, önemli ve anlamlı yararlar sağlamaktadır.

1.5.6 Eğitim Bilimi: Eğitim bilim, toplumun eğitim sistemine göre oluşturulmuş okul örgütüne, programına, amaçlarına, yöntemlerine ve araçlarına ilişkin bilgiyi vererek, Rehberlik ve psikolojik danışmanlığa yardımcı olmaktadır. Türlü nedenlerle eğitim amaç ve uygulamaların değiştirilmesi, Rehberlik ve psikolojik danışma gereksiniminin ortaya çıkmasında önde gelen etkenlerden biri olmuştur. Toplumların yönetimi demokratikleştikçe; toplumda insan haklarına saygı, temel ilke durumuna geldikçe, eğitim de bu yönde değişme göstermiştir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlığa eğitimdeki hizmet kapısı, bu değişim ve gelişmelerden sonra aralanmıştır.(Bakırcıoğlu; 2000, s.10)

1.6. REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANIN OKULLARA GİRİŞİ

1.6.1. REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANIN EĞİTİM VE ÖĞRETİMDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

1.6.1.1. Rehberlik ve eğitim

Günümüze kadar eğitimin bir çok tanımı yapılmıştır. Yapılan bu tanımlardan bazıları eski görüşleri, bazıları ise yeni görüşleri yansıtır. Eski bilginler eğitimi; “dıştan içe doğru yapılan amaçlı ve sistemli etkiler”(Binbaşıoğlu;1986, s.10) olduğunu savunuyorlardı. Mesela Durkheim gibi 19. ve 20.y.y.‘nin bazı ünlü düşünürleri eğitimi; “Yetişkinlerin gençler üzerinde yaptığı etkiler”(Binbaşıoğlu; 1986,s.10) olarak tanımlamışlardır. Ama son zamanlarda yapılan araştırmalar ve görüşler çocuğun eğitilmesinde kendisinin de rolü olması gerektiğini savunuyor ve günümüzde eğitim programları bu anlayışa göre düzenlenmektedir.

Eğitim programı kavramı öğrencinin gelişmesi için düzenlenen etkinliklerin tümüdür. Ayrıca konu alanlarından hız alan eğitim programlarının yerini öğrenciden hız alan eğitim programları aldığı için rehberlik hizmetleri de eğitim programlarının ayrılmaz ve tamamlayıcı bir tarafını oluşturmaktadır.

Eğitim ile rehberlik ve psikolojik danışma, amaçları itibarıyla bireylerin kendilerini tanımalarına ve gerçekleştirmelerine yardım etmek suretiyle bireylerin davranışlarını değiştirmeye yöneliktirler. Eğitim sürecinin tamamlayıcı bir yanı olan rehberlik ve psikolojik danışma, eğitimin amaçlarının gerçekleşmesine yardımcı olur. Amaçları aynı olan eğitim ile rehberlik ve psikolojik danışma bir birine benzeseler de bir birinden farklı kavramlardırlar. Mesela bu farklılığa bir örnek verecek olursak: Eğitim diğer boyutlarındaki hizmetlerde denetim, yönetim, disiplin, yargılama, bilgi aktarma, sınav, not verme v.b. işlemler ve uygulamalar varken, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde bu türlü uygulamalar yoktur.

Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Eğitim ile rehberlik ve psikolojik danışma aynı şeyler değil; rehberlik ve psikolojik danışma eğitimin tamamlayıcı bir boyutudur.

1.6.1.2. Rehberlik ve Öğretim

“Rehberlik ve psikolojik danışma bilgi verme açısından öğretime yaklaşsa da ikisi arasında çok farklar vardır.” (İÜ Ed. Fak. Eğit. Bil. Böl. Ders Notları;s.32) Bu farkları şöyle sıralayabiliriz:

• Öğretim toplu halde bulunan, oldukça kalabalık gruplar verilen bir hizmet iken, rehberlik ise bireysel bir yardımdır.

Rehberlikte önce bireye sonra küçük gruplara yardım söz konusudur. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri mutlak surette bu şekilde yapılması gerekir. Bu demek oluyor ki öğretimde rehberlik için grubun büyüklüğü açısından gözlenen fark bu yüzden önemlidir.

• Öğretim zorunlu lakin rehberlik hizmetlerinden yararlanmak zorunlu değildir.

Rehberlikte gönüllülük ilkesi esastır. Yani bu hizmetten isteyenler yararlanır. Rehberlik hizmetlerinin ise sınıflarda yürütüldüğü; bir mesleki tanıtma programı, toplu test uygulamaları, öğrenci gözlem fişleri ve öğrenciyi tanıma işlemleri gibi durumlarda bütün öğrencileri kapsadığı görülür. Demek ki bu gönüllülük ilkesi daha çok psikolojik danışma hizmetleri için geçerlidir.

• Öğretimde hedeflenen davranışların ne ölçüde kazanıldığı sınavla değerlendirilir. Oysa rehberlikte gönüllülük ilkesi esas olduğu için böyle bir uygulama yoktur. Öğretim hizmetleri rehberlik ilkelerine göre yürütüldüğü vakit; değerlendirme esnasında öğrencinin kapasitesi göz önünde bulundurulacağından bu ikisi arasındaki fark giderek azalacaktır.

• Rehberlik bireyin iç dünyasına, yaşantılarına, kısacası duygusal yönüne yönelmiş hizmetlerdir. Öğretim ise toplumun ve insanlığın kültürel mirasını bilgi olarak aktarıp, bu bilgilerden düşünme ve problem çözme gücünü geliştirmektedir. Rehberlik ise derslerde kazanılan bilgileri bütünleştirerek hayata uygulanmasına yardımcı olmaktadır.

1.6.2 OKULLARDA PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK HİZMETLERİ NEDEN GEREKLİDİR?

Rehberlik ve psikolojik danışmanın ne olup ne olmadığı, ilkeleri, amaçları, sınırlılıkları ve yararlandığı bilim dallarından yukarıda bahsedilmiştir. Bunlara dayanarak rehberlik ve psikolojik danışmanın okullarda neden gerekli olduğu hususlarına bir göz atalım. Bu hususları şöyle sıralayabiliriz:

• Okul çeşitlerinin artması

Yaşamın gittikçe karmaşık bir yapı alması, hayata adam yetiştirmek ve hazırlamakla yükümlü olan okulların çeşidini de artırmıştır. Bu gün ilköğretimi bitiren bir çocuğun girebileceği bir çok orta dereceli okul mevcuttur. Bu okulların her birisinin giriş koşulları ve öğrenciye sağladığı avantajlar farklı farklıdır. İşte çocuğun ve ailesinin bu hususlarda yanlış bilgiler edinmemesi ve bocalaması için rehberlik hizmetlerine ihtiyaç vardır.

“Öğrencinin karşılaştığı sorunlar yalnızca okul seçme problemi değildir. Girdiği okulun dalları arasından kendi yetenek, ilgi ve kişilik yapısına en müsait olanı seçmesi lazımdır. Ayrıca girdiği programda bir çok seçmeli ders olabilir. Öğrenciler bir çok seçmeli ders arasından kendi amaçlarına en uygunlarını seçme ve an programı aksatmadan zamanında mezun olamama problemleri ile karşılaşmamalıdırlar. Çocukların bu hususlarda da rehberlik hizmetlerine ihtiyaçları vardır.”(Tan;1992; s.32)

• Okul yapısındaki değişme ve gelişmeler

Bilim ve yaşamdaki değişiklerin bir sonucu olarak bu günkü okullar da kendi yapılarında değişikliklere gitme ihtiyacı duymaktadırlar. Ders sayısı artırıla biliniyor veya bazı derslerin süresi kısaltılıyor, bazı dersler konulup bazıları kaldırılıyor. Bu deşikliğe en güzel örnek olarak; bilgisayar ve yabancı dil derslerinin ilköğretimin birinci kademesinde zorunlu hale getirilmesini verebiliriz. Ayrıca herkesin çocuğunu okutmak istemesi ve yetersiz imkanlardan dolayı sınıflar kalabalıklaşmakta böyle olunca da herkese ayrı ayrı program uygulanamamaktadır. Bundan dolayı da sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Okulların bir başka işlevi de çocuğu demokratik yaşama hazırlamaktır. Çocuk okuldayken başkalarının haklarına saygılı olmayı öğrenecektir.“Tüm bunlar yaşama etkin bir şekilde uyum gösterebilmek için gerekli birer davranıştır. Çocuğun bu davranışları kazanmasında rehberlik hizmetleri zorunludur.”(Binbaşıoğlu;1986, s.16)

• Boş zamanları değerlendirme gereksinimi

Bilim ve teknikte sağlanan gelişmeler çalışma hayatında insan gücünden daha fazla tasarruf etmeyi sağlamıştır. Böyle olunca da insanların daha fazla boş zamanları olmuştur. İnsanların bu boş zamanlarını kendilerini geliştirmek için kullanmaları gerekir. Bu alışkanlığın da en iyi verilebileceği kurum okullardır. Okullarda da bu alışkanlığın kazandırılabilmesi için rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerine ihtiyaç vardır.

• Meslek seçiminin önemi

“İnsanların hayatlarında en önemli dönüm noktalarından birini yapacakları işi seçmeleri oluşturur. Bu bir anlamda gireceği okulu seçmek demektir. Bunun için çocuğun özellikleriyle yapacağı işin bağdaşması lazımdır. Bunu yapabilmek de ancak bilimsel bir inceleme yapmakla mümkün olur. Okulda rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri ile öğrenciye bu konuda da yardım edilmiş olunur.”(Binbaşıoğlu;1986,s.15)

• Okullarda uyumsuzluk sorunları

Okullardaki öğrenci sayısının artması bilim ve teknikteki ilerlemeler köyden kente göçlerin artması gibi çeşitli nedenlerden dolayı yaşam her geçen gün karmaşık bir hal almaktadır. Bu da insanın çevresi ile etkin ve başarılı uyum sağlamasını güçleştirmektedir. Neticede de hırsızlık, yalan söyleme, okuldan kaçma, kabadayılık ve cinsi sapıklık gibi uyum sorunları ortaya çıkmaktadır. Tüm bu sorunları ortadan kaldırabilmek için iyi bir rehberlik ve psikolojik danışma hizmeti uygulanmalıdır.

“Bu sorunun bir başka boyutu da şu sebepten dolayı ortaya çıkmaktadır: Eskiden yapılan eğitim çalışmaları insan zihninin gelişmesine yönelik olduğu için duygusal yönü ihmal edilmişti. Oysa insan bilişsel ve duyuşsal yönleri ile bir bütündür. Çocuğun duygusal yönünün de eğitilmesi ve onun başkaları ile olan ilişkileri ve duygusal yaşamı da düzenlenmelidir. Bu da planlı bir rehberlik ve psikolojik danışma hizmeti ile mümkün olacaktır.”(Binbaşıoğlu;1986, s.16)

• Öğrenci başarısızlıkları

Okullarda önemli sayıda öğrenci başarısız olmaktadır. Bu başarısızlığın nedenleri okul koşulları, öğretmen kişiliği, öğretim yöntemi, aile, çevre hatta öğretim programının yetersizliği de olabilir. Sebep ne olursa olsun bu başarısızlığın sonucunda ülkemiz ekonomisi zarar görmektedir. Okul rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri ile bu konuya da eğilerek sorunun çözümüne kendi imkanları dahilinde yardımcı olabilmektedir.

İşte yukarıda sayılan ve daha da çoğaltılabilecek nedenlerden dolayı okullarda rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerine ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.

1.6.3 Orta dereceli okullarda rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri servislerinin kurulması

Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri ile ilgili bir servisin kurulması için bir genelge yokken veya böyle bir servis kurulmadan önce bu hizmetler sınıf öğretmenliği bünyesinde yürütülüyordu. Ama Milli Eğitim Bakanlığı 5 Ağustos 1970 tarihinde bütün valiliklere gönderilmek üzere bir genelge yayınladı. 10 Ağustos 1970 tarih ve 1619 sayılı tebliğler dergisinde de yayınlanan genelgede özetle şöyle denilmiştir:

Her yaştaki Türk vatandaşlarının yetenek ve kabiliyetlerine göre en üstün seviyede yetiştirilmeleri; kendine güvenir, davranışlarını kontrol edip iyice yöneltir ve yeteneklerine göre en uygun işi seçebilir duruma getirilmeleri Milli Eğitimimizin amaçlarındandır.

Öğrencileri yakından tanıyıp onların problemlerine nüfuz edilmesi ve onlara yardımcı olunması, daha üst düzeydeki öğrenim alanlarının isabetle seçmelerine veya bir mesleğe yönelmelerine yardımcı olmak okullarımızın görevleri arasındadır. Bu sebeple 2. beş yıllık kalkınma planında rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin gereği gibi yapılabilmesi öngörülmüştür.

Bu güne kadar orta dereceli okullarımızda genellikle sınıf öğretmenliği düzeyi ile yürütülmekte olan bu hizmetlerin daha etkili yürütülebilmesi için bu okullarda rehberlik hizmetlerinin yeniden düzenlenmesi gerekli görülmüştür.

Bu genelge ile birlikte adı geçen okullarda rehberlik servislerinin kuruluşu ile ilgili çalışmalara ve hazırlıklara hemen geçilecek ve 1970 – 71 Öğretim yılından itibaren de çalışmalara fiilen başlanacaktır.

1.6.3 Orta dereceli okullarda rehberlik servislerinin kurulmasında dikkat edilecek esaslar

1970-71 Öğretim yılında Milli Eğitim Bakanı olan Prof. Dr. Orhan OĞUZ tarafından Tebliğler Dergisinde çıkan yazısında “rehberlik” konusunda şu hususlara değinmiştir:

1. Rehberlik servislerinin kurulduğu okullarda hizmetin gereği gibi yürütülmesinden okul müdürü birinci derecede sorumludur. Servis, bu alanda ihtisas yapmış veya hizmet içi kurslarda kendini yetiştirmiş bir Rehber öğretmenin yönetiminde bulunan, bu hizmet için okulda bir oda ayrılmasına çalışılır. Servislerde, okulun öğrenci sayısına göre istekleri göz önünde tutularak yeteri kadar grup rehberi öğretmen görevlendirilir.

2. Rehberlik servislerine, özellikle yöneticiler, eğitim şefleri ve sınıf öğretmenleri ile eğitsel kol rehberi öğretmenler yardımcı olurlar ve gerekli hususlarda rehber öğretmenlerle sıkı işbirliği yaparlar.

3. Rehberlik çalışmalarında okul- aile birlikleri ve okul koruma dernekleri başkanları, il rehberlik büroları ve rehberlik servisleri bulunan başka okullar ilgilileri ile de işbirliği yapılabilir.

4. İlgili okullarda rehberlik konusundaki yayın ve dokümanlar özel bir kitaplıkta bulundurulur ve ilgililerin istifadesine sunulur.

5. Okul müdürleri, kuruluş hazırlıları sırasında öğretmenler kurulunu toplayarak, ekte gönderilen rehberlik esasları hakkında nottan da faydalanmak sureti ile rehberlik servisini fonksiyonlarını açıklayacaklar, bu hizmetlerin başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için şart olan işbirliği ruhunu uyandıracaklardır.

6. Danışman rehber ve grup rehberi öğretmenler okul müdürü tarafından istek ve formasyonları dikkate alınarak seçileceklerdir.

KAYNAKLAR:

BAKIRCIOĞLU, Rasim. Psikolojik Danışma ve Rehberlik. Ankara: Yayınevi.1976

BAKIRCIOĞLU, Rasim. İlk, Orta ve Yüksek Öğretimde Psikolojik Danışma ve Rehberlik. Ankara: Anı Yayıncılık, 2000

KEPÇEOĞLU, Muharrem. Psikolojik Danışma Ve Rehberlik. Ankara: Yayınevi,1992

KUZGUN, Yıldız. Psikolojik Danışma Ve Rehberlik. Ankara: ÖSYM Yayınları,1992

MERTOL,Şengül; ERGİN,Hatice; ERSOY,Saniye. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Ders notları. İstanbul: İÜ Edeb. Fak. Eğit. Bil. Böl. Ders Notları, 1998

TAN, Hasan. Psikolojik Danışma Ve Rehberlik. İstanbul: Yayınevi,1992

Rehberliğin Başlıca Türleri

REHBERLİĞİN BAŞLICA TÜRLERİ

A – Hizmet alanlarına göre rehberlik

B – Öğretim basamaklarına göre rehberlik

C – Problem alanlarına göre rehberlik

D – Birey Sayısına göre rehberlik

E – Temel işlevlerine göre rehberlik,

A-HİZMET ALANLARINA GÖRE REHBERLİK TÜRLERİ:

1-Eğitim alanında rehberlik

2-Sağlık alanında rehberlik

3-Sosyal yardım alanında rehberlik

4Endüstri alanında rehberlik

1- Eğitim Alanında Rehberlik:

Rehberlik hizmetlerine yaygın olarak önce eğitim alanında ihtiyaç duyulmuştur.

Okullarda öğrencilerin, bedeni zihni, ahlaki ve sosyal yollardan Türk Milli Eğitimin amaçlarına uygun bir şekilde gelişebilmeleri, kendi problemlerini çözebilmeleri, çeşitli alanlarda beklenen uyumları sağlayabilmeleri, ilgi ve yetenekleri yönünden bir öğrenim görebilmeleri ve bir mesleğe, bir işe yönelebilmeleri hususunda kendilerin sistemli ve sürekli bir yardım sağlamak amacıyla rehberlik çalışmaları düzenlenmesi gerekmektedir.

Eğitim alanında yürütülen hizmetleri yönetim, öğretim ve öğrenci kişilik hizmetleri olmak üzere üç boyutlu hizmetler olarak görebiliriz. Bu hizmetlerin üçü de birbirini tamamlamaktadır.

Rehberlik hizmetleri okulda öğrenci kişilik hizmetleri başlığı altında verilen bir dizi hizmetin merkezinde yer alır. Bu haliyle öğrencinin bir bütün olarak gelişmesine yardım eden diğer hizmetlerle de yakından ilgilidir.

2- Sağlık alanında Rehberlik :

Sağlık alanında koruyucu sağlık hizmeti olarak rehberlik etkinlikleri giderek yaygınlaşmaktadır. Bu anlayışla eğitim ve sağlık kurumlarının rehberlik hizmetleri yaygınlaştırma konusunda işbirliği yapmaları yararlıdır.

Bugün ülkemizde sağlık ve sağlıkla ilgili problemler halen çözülebilmiş değildir. Vatandaşların sağlığını koruyucu bilgilerden yoksun olmalarının yanında sağlık hizmetleri kuruluşların hizmet kalitesindeki eksiklikler bu alandaki önemli problemlerdir. İnsanın sağlığını koruyucu, temel bilgiler edinmesi, sağlık kurumlarından etkin bir şekilde yararlanması bu konuda yapılabilecek iyi bir rehberlik hizmetini gerekli kılmaktadır.

Sağlık ocağı, sağlık evi ve Ana çocuk sağlığı merkezi gibi sağlık kurumlarının sunduğu hizmetler arasında ruh ve beden sağlığını korumaya yönelik çalışmaların da yürütülmesi sağlanmalıdır.

Sağlık kurumları da, özellikle psikiyatri bölümlerinde ruh sağlığı merkezlerinde psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri benimsenmekte; her gün artan sayıda medikal kaynaklı uzmanla medikal olmayan uzmanların yan yana hizmetlerini bütünleştirdikleri dikkat çekmektedir.

3-Sosyal Yardım alanında Rehberlik :

Ülkemizdeki bütün kurumları, huzurevleri, çocuk esirgeme kurumu, Kızılay derneği, sosyal ve dayanışma kurumu gibi kurumlar oluşturmaktadır.

Huzurevleri korunmaya muhtaç yaşlıların temel ihtiyaçlarının karşılanılmasına çalışıldığı kurumlar olarak işlev görür.

Çocuk Esirgeme kurumları, çocukların kendilerine ve ülkelerine yararlı olacak şekilde yetişmelerini sağlamak, hak ve sağlıklarını korumak amacıyla kurulmuştur. Bu yönüyle sosyal yardım kurumu olması yanı sıra bir eğitim kurumu niteliği de taşır.

Kızılay Derneği, doğal afetlerin zor durumda bıraktığı insanlara yardım sunan bir kurumdur.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma, hizmet verdiği vatandaşlara etkili bir hizmet sunmakla yükümlüdür.

4-Endüstri Alanında Rehberlik :

Endüstri alanında sanayi kuruluşları, işçi sendikaları, iş ve işçi bulma kurumu gibi kurumlarda da son yıllarda rehberlik hizmetlerine yer verilmektedir.

ÖĞRETİM BASAMAKLARINA GÖRE REHBERLİK TÜRLERİ

1-Okul öncesi eğitimde rehberlik

2-İlköğretimde rehberlik

3-Orta öğretimde rehberlik

4-Yüksek öğretimde rehberlik

Eğitim sistemleri çeşitli öğretim kademelerinden oluşur. İlk, orta ve yükseköğretim kurumları başlıca öğretim kademeleridir.

Rehberlik uygulamalarında gerek ülkemizde gerekse batı ülkelerinde uygulamaların diğer öğretim kademelerine oranla ortaöğretim kademesinde daha yaygın ve yoğun düzeye eriştiği görülmektedir. Bu sonuç okulların ve öğrencilerin özellikleri bakımından psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerin en çok ihtiyaç duyulan öğretim kademesinin orta öğretim olduğuna dikkati çekmektedir.

Genel olarak hangi eğitim basamağında verilirse verilsin rehberlik hizmetlerinin amaç ve genel ilkeleri değişmez ancak bu genel amaç içinde yer alan alt ve özel amaçlar ve bunları gerçekleştirmede uygulanacak programlar, seçilen etkinlikler kullanılacak teknik ve yöntemler değişebilir.

Bu bakış açısına göre farklı öğretim basamaklarında rehberlik hizmetleri şöyle sıralanabilir.

1-Okul öncesi eğitimde rehberlik :

Okul öncesi eğitimi, zorunlu ilköğretim çağına gelmemiş çocukların (3-6 yaş)sosyal,bilişsel, zihinsel ve hareketsel gelişimini, programlanmış bir eğitim ortamında gerçekleştirilen bir eğitim kademesidir.

Gelişim kuramcıların bir çoğu Freud, Erikson, Piaget gelişimde ilk yılların önemini vurgulamıştır. Özellikle 3-6 yaşlar arasında gelişim çeşitli alanlarında çok önemli değişmelerin gerçekleştiği konusundaki görüşler, okul öncesi eğitimin önemli olduğu anlayışını doğurmuştur. Okul öncesi eğitim döneminde çocukların her yönüyle sağlıklı gelişmeleri, okul ortamına uyum sağlamaları ve kapasitelerini ortaya koyabilmeleri için eğitim çalışmaları rehberlik hizmetleriyle birlikte yürütülmelidir. Okul öncesi, oyun oynama, bedeni kullanma, merakını giderme hayal ve istekleri açığa vurma,bağımsızlığını kazanma gibi ihtiyaçları karşılar.

Bu dönemde çocuğun ilgilerini, yetenek ve becerilerini geliştirmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlemek çocuğa kendini sınama ve tanıma imkanları sunmak, çocukların yaptıklarını izlemek, ona dönüt vermek ve doğru davranışları pekiştirmek gerekir. Rehberlik hizmetleri kişisel açıdan kendini kabul, özgüvenini geliştirme, benlik kavramı oluşturma, sosyalleşmeyi sağlama hedeflerine yönelik etkinlikleri kapsar. Eğitsel acıdan, okula uyum ve ilköğretime hazır olma hedefleri esastır.

2-İlköğretimde Rehberlik

İlköğretim düzeyinde rehberlik hizmetlerinin sunulmasının bazı gerçekleri şöyle sıralanmaktadır.

a)öğrencilerin sadece bilişsel kapasitelerinin geliştirilmesi onun eğitildiği anlamına gelmez. Çağdaş eğitim yaklaşımlarının tümünde çocuğun tüm yönleriyle geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

b)Rehberlik hizmetleri yoluyla kazandırılacak niteliklerin önemli bir bölüm için kritik dönemler ilköğretim çağı içerisindedir. Daha sonra bu yönde ortaya konacak çabaların sonucu ulaşması ya çok güç, yada imkansız olmaktadır.

c)İlköğretimden sonra iş hayatına atılacak yada çeşitli üst öğretim kurumlarına yönelmesi gereken bireyleri bu konuda verecekleri kararların sağlıklı olması için, kendilerine katkı sağlayama rehberlik hizmetlerinden mahrum bırakmak çağdaş eğitim ve demokrasi ilkelerine uygun olmayacaktır.

d)İlköğretim düzeyinde çocuğa düzgün konuşma, okuma ve yazma, özetleme , hesaplama gibi temel becerilerin kazandırılmasının yanı sıra kişilik gelişimini kolaylayacak etkinlere yer verilmesi de önemlidir.

3-Orta Öğretimde Rehberlik :

Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerine en çok ihtiyaç duyulan dönem olsa gerek, dünyada ve ülkemizde diğer öğretim basamaklarına göre, orta öğretimde bu hizmetler daha yaygın olarak sürdürülmektedir.

Bilindiği gibi ortaöğretim 15-18 yaş grubunu kapsayan bireylere bir meslek kazandırmayı, onları yüksek öğretime ve hayata hazırlamayı amaçlayan eğitim basamağıdır.

Orta öğretim kurumlarını aşağıdaki işlevleri yerine getirmesi amaçlanmaktadır.

a-öğrencilerin ulusal ve milli çerçevede bütünleşmelerini sağlamak.

b-Öğrencilerin bireysel özelliklerini ve yetenekleri azami düzeye kadar geliştirmek.

c-Ülkenin iş ve çalışma yaşamına orta nitelikli insan gücü yetiştirmek.

d-Toplumda yapıcı, yaratıcı, uyumlu ve girişimci yurttaşlar yetiştirmek.

e-Öğrencilerin bilim ve teknolojide derinleşmesini sağlamak ve yüksek öğrenime hazırlamak.

f-Öğrencilerin iş yaşamı ile ilgili sanayi ve yaygın eğitim ile ilişkiler kurmalarını sağlamak.

g-Uluslar arası ilişkiler, girişimcilik bilgi ve becerilirin artırmak ve yabancı dillerini geliştirmek.

Yukarıdaki işlevlerin yerine getirilmesinde rehberlik hizmetlerinin önemli bir rolü olacağı açıktır.

Rehberlik hizmetleriyle ergenin zararlı alışkanlık ve arkadaşlarıyla şiddet ve teröre yönelik gruplara katılması önlenmeye çalışılırken, düzenli çalışma alışkanlığı edinmesi sağlıklı hedefler belirlemesi, gerçekçi planlamalar yapıp doğru kararlar almasına yardım edebilir. Böylece ergenlerin kendileri rahatça ifade edebilecekleri, sağlıklı ilişkiler kurabilecekleri demokratik bir ortam sağlanabilir.

İlköğretim ile ortaöğretim okullarında psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin farklılaştırılmasını gerektiren unsurlar şöyledir:

1-Öğrencilerin gelişim ve gereksinim ihtiyaçları birbirinden farklıdır.

2-Öğrencilerle kurulan ilişkinin biçimi birbirinden farklıdır

3-Okulların eğitim programları birbirinden farklıdır

4-Öğrencilerin psikolojik gelişim özellikleri birbirinden farklıdır.

5-Okulların örgütsel nitelikleri birbirinden farklıdır

6-Rehberlik uygulamalarında kullanılan yöntemler araç ve hizmetlerin alanlarına göre tür ve yoğunlukları birbirinden farklıdır.

4-Yükseköğretimde Rehberlik:

Önceki basamaklara göre yükseköğretim basamağında eğitim kurumlarının yapı,amaç,işlev ve işleyişindeki değişiklere ek olarak yükseköğretimdeki öğrencilerin ergenlik dönemlerinin sonlarında olmaları,onlara sunulacak rehberlik hizmetlerini farklılaştırmaktadır.

Öğrenim süresince barınma,beslenme,akademik başarı,kız-erkek arkadaş ilişkileri,flört,aile kurma,mali destek,sağlık gibi bir çok sorunu halletme,kişilik bütünlüğü ve kimlik kazanma,kendini seçtiği bir meslek için hazırlaması gibi sorunları en uygun tarzda çözmekle yükümlüdür.

Bütün bu vb. sorunların çözümüne yönelik karar ve planlarında asıl yetkili ve sorumlu olan gencin kendisidir.Bu yetki ve sorumluluklarda gencin desteğe ihtiyacı vardır.Bu desteği vermesi gerekende rehberlik örgütüdür.15

C) PROBLEM ALANLARINA GÖRE REHBERLİK TÜRLERİ:

1.Eğitsel Rehberlik

2.Mesleki Rehberlik

3.Kişilik Rehberliği

Bireyin büyümesinde ve gelişmesinde karşılaştığı sorunları ve problemleri,rehberlikle ilişkili gereksinimleri bakımından 3 ana başlık altında toplamak olasıdır.

Bilindiği gibi rehberlik,okullarda bütün öğrencilere yardım götürmeye dönüp,yalnız problemli öğrencileri ele almaz.Bu bakımdan Rehberliği öğrencilerin problemlerine göre çeşitlere ayırmak yoluna gidilmiştir.16

Rehberlik hizmetleri başlangıçta okullarda okuyan gençlerin mesleğe yönelme ve meslek seçme sorunları ile eğitsel sorunların birbiriyle iç içe olduğu görülmüş;böylece rehberlik hizmetlerinde mesleki rehberlik çalışmalarının yanı sıra eğitsel rehberlik çalışmaları da önemli bir yer almaya başlamıştır.Kişisel rehberlik boyutu ise,çağdaş rehberlik uygulamalarının oldukça yeni bir boyutudur.Demokrasi anlayışındaki gelişmeler ve demokraside bireye verilen değer,psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinde de kişisel sorunları önemli bir boyutu haline gelmiştir.17

1) Eğitsel Rehberlik:

Eğitim kurumlarında yürütülen rehberlik etkinlikleri büyük ölçüde eğitsel ağırlıklı rehberlik hizmetleri oluşturmaktadır.Eğitsel rehberlik;öğrencilere okul seçme,okula ve okulun bulunduğu çevreye uyum sağlama,alan ve ders konusunda sağlıklı eğitsel tercihler yapma,verimli çalışma alışkanlıkları kazandırma,öğretim güçlüklerinden kurtularak okulda başarılı olma,yeteneklerini geliştirme ve zamanı iyi kullanma gibi konulardaki yapılan yardımları içermektedir.Bu bakımdan okul öncesi eğitimden başlayarak eğitimin her basamağında öğrencilerin eğitsel rehberlik alanındaki ihtiyaçlarının karşılanması okul ve yaşamdaki başarısını artırmada önemli görülmektedir18 Eğitsel rehberlik kavramı rehberlik alanına mesleki rehberlik kavramından daha sonra girmiştir.Zamanla ilköğretimin üstündeki örgün eğitim kurumlarının,aslında bireylere iş ve mesleklere hazırlamakla ilgili olduğu daha iyi anlaşılmış;öğrencinin eğitsel problemleri ile meslek seçiminde ilişkin problemlerinin birbirinden ayrılamayacak kadar iç içe bulunduğu görülmüştür. Bu yüzden günümüzde mesleki ve eğitsel rehberlik diye bir ayrımdan ziyade, sorunların bütünlüğü dikkate alınarak “eğitsel-mesleki rehberlik” deyimi yaygın kullanılmaktadır. Eğitsel rehberlik ve Danışmanın öğrenme ve öğrenimle ilgili olarak karşılaştığı problem alanları şöyledir :19

1.Öğrencinin bir okul seçmesi ve bu okula girmesi.

2.Girdiği okuldaki kollardan birini ve seçmeli derslerden kendisine yararlı olacakları seçmesi,

3.Seçtiği okul ve derslerde gerekli başarıyı sağlayabilmesi ,

4.Bu başarıyı sağlamada gerekli ders çalışma teknik ve alışkanlıklarını kazanması,

5.Derslerde karşılaştığı güçlüklerin giderilmesi,

6.Üstün yetenekli öğrencilerin zamanında ortaya çıkartılması ve yetenekleri ile ilgili olarak gelişmelerinin sağlanması,

7.Özel eğitime muhtaç, özürlü ve yavaş öğrenen çocukların zamanında keşfedilip özürlerine uygun bir eğitim programına yöneltilmelerinin sağlanması.

2 ) Mesleki Rehberlik :

Bireylerin çeşitli meslekleri tanımaları , kendi niteliklerine uygun meslekleri seçmeleri, seçtikleri mesleğe hazırlanmaları ve mesleki yönden gelişmeleri konusunda yapılan yardımlara mesleki rehberlik denir.Gençlerin mesleklere ilişkin tercih ve seçimlerinin bir çok farklı devrelerde oluştuğu araştırma bulguları ile ortaya koyulmuştur. Bu devreler mesleksel davranışların ve seçimlerin oluşması çerçevesinde yaşlarla belirlenmektedir. Bu devreler şunlardır ;20

a) Fantezi Devresi : ( 6-12 yaş arası )

Çocuk daha küçük yaşlarda evde aile üyelerinin ve aile çevresindekilerin yaptıkları işleri görür ; onları oyunlaştırarak taklit eder. Bu devre, çocukların meslek taklitleri yaptığı devredir. Orta ve son çocukluk yıllarında kendini en çok etkileyen durumlarla ilgili bazı meslek fantezileri kurar. Bazen doktor, öğretmen , polis, futbolcu , bazen arabacı , postacı, pilot olmak ister. Ama bu meslek adları geçicidir ve sıkça değişir.

b) Geçici Devre : ( 12-17 yaş arası )

İlk ergenlik devresinde hayatta bir iş tutmak gereği hakkında biraz daha bilinçlenir. Ama yinede meslekler hakkında romantiktir. Tarihte, sporda, yakın çevresinde hayranlık duyduğu bir kahramanın , önemli bir kişinin mesleğine yönelir. Hareketli , prestijli, çarpıcı meslekler onun ilgisini daha çok çekmektedir. Bu dönemdeki meslek ilgileri daha bilinçli ama geçicidir, sürekli değişmelere açıktır ve uyumuna yönelik hizmetler olarak, eğitimde öğrencilere kazandırılması hedeflenen duyuşsal davranışlar açısından alan umanları tarafından önemli görülmüştür.

c) Gerçekçi Devre: (18 yaş üstü )

Bu devre realiye yönelik dönemdir.Genç, bazı meslekleri daha ciddi olarak düşünmeye;bu meslekler karşısında kendini denemeye ve değerlendirmeye başlar.Son ergenlik çağında ise genç,meslek seçme işiyle daha ciddi ve bilinçli şekilde ilgilenmektedir.Kendi yetenek ve imkanlarını, mesleğin gereksinimlerini ölçüp tartar.Gencin meslek ilgileri, bazı mesleklere doğru daralmış ve yoğunlaşmıştır.Bir veya iki mesleğe karşı yoğunlaşmış olan bu meslek ilgisi daha sürekli ve kalıcıdır.Bu dönemin sonuna doğru genç artık bir meslek üzerinde karar kılıp kendini o mesleğe hazırlama gereği içindedir.21

Eğitimde mesleki rehberlik çalışmaları üç aşama etrafında toplanmıştır.

a) Öğrencileri Tanıma

b) Mesleklerin İncelenmesi

c) Bireyin Kişisel Nitelikleri ile mesleklerin gerektirdiği özellikler arasında bağlantı kurma

a) Öğrencileri Tanıma :

genel olarak rehberlik, öğrenciyi tanıma çalışmalarının en belirgin amacı; onların kendilerini daha iyi tanımalarına yardımcı olmaktır.

Araştırma sonuçlarına göre geliştirilen ve günümüzde de geçerliliği bulunan meslek seçimini etkileyen bazı etkenler vardır.22

1) Biyolojik Etkenler: (Bireyin fiziksel özellikleri, cinsiyet, beden yapısı,görme ve işitme durumu vs. )

2) Toplumsal- Ruhsal Etkenler: ( Duyguları, değerleri,aile ile ilişkileri,bağlı olduğu arkadaş çevresinin beklentileri ve başkaları ile etkileşimi, ailenin sosyal düzeyi, yakın ilişkisi kurulan diğer kişiler vs.)

3) Psikolojik- Kişisel Etkenler : (Bireyin ihtiyaçları, duyguları,tutumları, değerleri,ilgileri ve yetenekleri vs.)

4) Ekonomik EtkenleriAilenin ekonomik düzeyi, çevrenin ya da ülkenin ekonomik durumu, otomosyon ve teknik gelişmeler, bunların toplumun insan gücü ihtiyacı üzerindeki etkileri)

5) Politik Etkenler: ( Mesleğe girme olanakları, iş bulma olanakları, değişim eğitim ve yetiştirme fırsatı vs.)

6) Şansla ilgili Etkenler: (Doğal afetler,işyeri ve iş yerlerini etkileyen beklenmedik olaylar, ,iç ve dış savaşlar vs.)

Meslek seçiminde bireylere yardım ederken birey hakkında hangi bilgilerin esas alınacağı üzerinde araştırmacılar bazı sonuçlar elde etmiş ve bunları listelemiştir.Bireyin meslek seçimine yardım ederken birey hakkında şu bilgilerin esas alınması gerekli görülmüştür.

1. Bireyin Fiziksel Özellikleri : ( Kişisel Görünüş, ses ve konuşma biçimi, genel sağlık ve enerji düzeyi, fiziksel engelleri, yaş, boy, ağırlığı)

2. Kişisel Nitelikleri : Güdüleri, amaçları, değerleri, duygusal üzenlilik, olgunluk düzeyi, benlik tasarımı, sosyal gelişimi, başkaları ile ilişkilerinde etki düzeyi, bulunduğun grupta üstünlük ya da bağımlılık isteği vs.)

3. Genel ve Özel Zihinsel Yetenekleri :

4. İlgileri :

5. Yetiklikleri ( İstidatları ) :

6. Okul ve okul dışı yaşantıları : ( Başarı düzeyi, eğitsel etkinliklere katılması, geçici iş tecrübesi ve başarısı, özel becerileri, hobileri, aile içinde ve dışında başkaları ile ilişkileri, okul-dışı sosyal etkinliklere katılması vs.)

7. Aile statüsü ve aile özgeçmişiAilenin sosyal ekonomik düzeyi, parasal durumu,kültürel özgeçmişi ve kültüre karşı ilgisi, çocuğa karşı ailenin ilgi ve tutumu, aile üyeleri arasındaki ilişkiler)

b ) Mesleklerin incelenmesi :

Meslek rehberliği aracılığı ile kişinin kendi yetenek ve ilgisine uygun bir mesleği seçme olanağı elde etmesi için, hem kendisine, hem de mesleklerine ilişkin düzenli ve sürekli bilgilere gereksinimleri vardır.23

Bu bakımdan mesleklerin incelenmesinde kullanılmak üzere değişik araştırmacılar tarafından geliştirilmiş türlü inceleme listeleri bulunmaktadır. Bu nedenle her okul ya da kurum, ihtiyaç ve imkanlarına göre kendisi için bir meslek inceleme planı geliştirebilir. Humphreys ve arkadaşlarının çalışmalarından yararlanarak mesleklerin incelenmesinde cevaplandırılması gereken sorular şöyle sıralanabilir:24

1. Mesleğin esasını oluşturan işin özellikleri nelerdir? ( İşin yapılışı ile ilgili belirgin etkinlikler, sorumluluklar, yetkiler ve görevler)

2. Meslekte hangi yetenekler gereklidir? ( İşin gerektirdiği genel ve özel yetenekler )

3. Mesleğin gerektirdiği eğitim düzeyi nedir? (Öğrenim düzeyi, süresi, öğrenimin parasal yönü,özel yetiştirme gerekip gerektirmediği )

4. mesleğe giriş koşulları nelerdir? (Girişin sınavla olup olmadığı, sınavın biçimi ve kimlerin yaptığı,giriş için başvurunun nasıl yapılacağı vs.)

5. Mesleğe giriş için belirli bir sınırlama var mıdır? (Milliyet, din, dil, ırk gibi ayrımlar,fiziksel özellikler bakımından sınırlamalar vs.)

6. Çalışma koşulları nelerdir? (Günlük çalışma saatleri, mevsimlere göre işin yoğunlaşması,iş riskleri, bu risklerin karşılanması ile ilgili parasal güvence vs.)

7. Meslekte personel ihtiyacı ve personel alma eğilimi nedir? ( Mesleğin önemi , bu önemin artıp artmadığı, toplumun bu mesleğe olan ihtiyacı ve gerekli olan insan gücü vs.)

8. Mesleğin gelir durumu nasıldır? ( Başlangıç ücreti, sigorta ve emeklilik koşulları, meslekte yükselme koşul ve olanakları, ilgili olan öteki iş ve mesleklere geçiş koşulları ve olanakları )

9. Meslek genel olarak yaşam boyu sürecek bir meslek niteliğinde midir? ( Mesleğin birey için sürekli bir iş niteliğinde olup olmadığı)

Bütün bu meslek rehberlik çalışmaları,okulun psikolojik hizmetler programı içinde yürütülmek durumundadır.Baş danışman, yıllık rehberlik ve danışma faaliyetlerini ayrıntılı bir şekilde programlar ve koordine eder.

Okulda etkili bir meslek rehberliği için faaliyetlerin iyi bir şekilde planlanıp organize edilmesi gerekir. Bu hususta şu adımların atılması önerilir.25

1. Meslek rehberliği için temel amaçların, takip edilecek ana politikanın ve personel, mali imkanlar, faaliyet alanı gibi temel unsurların saptanması.

2. Öğrencilerin meslek rehberlik ihtiyaçlarının ve niteliklerinin saptanması için gerekli tarama çalışmalarının yapılması.

3. Meslek rehberliği için okulda halen mevcut çalışmalar, malzeme, personel ve diğer imkanların saptanması ve bir araya toplanması.

4. Çalışmalar için gerekli bütçenin düzenlenmesi.

5. mesleklere ait bilgi materyalinin toplanması, tasnifi ve muhafazası sorumluluğunun belli bir danışmana verilmesi.

6. Meslek rehberlik hizmetlerinin öğrencilere, öğretmenlere, yöneticilere, velilere ve çevreye duyurulması.

7. girişilen faaliyetlerin, yapılan meslek rehberliği danışmalarının ve kullanılan malzemenin etkinlik derecesinin belli zamanlarda değerlendirilmesi.

Meslek gelişim dönemleri:

Bireyde mesleksel gelişim sırasıyla; büyüme, araştırma,yerleşme, koruma,sürdürme ve emeklilik olmak üzere 5 evrede gerçekleşmektedir.Bu sınıflama evrensellik taşıma ile birlikte, mesleksel gelişim ve davranışların topluma ya da kültürlere göre farklılık gösterdiği de bilinmektedir.26

1) Büyüme dönemi: ( 0- 14 yaş arası )

Bu dönemde benlik kavramı gelişir, gereksinimler ve fanteziler belirgindir,ilgiler ve yetenekler önem kazanır, mesleksel eğilimler belirmeye başlar,konulara ve alanlara yönelik yetenek belirtileri ortaya çıkmaktadır.

2) Araştırma dönemi : ( 15- 24 yaş arası )

Bu dönem kendi kendine sınamayı, rol denemesini, okulda mesleksel araştırmayı,geçici sayılabilecek iş bulmayı ve bir kariyer için ilk adımları atmayı kapsar.

3) Yerleşme dönemi : ( 25- 44 yaş arası )

Bu dönem bir işe girmeyi ve bir kariyer sürdürmeyi kapsar.

4) Koruma ve sürdürme dönemi : ( 45- 64 yaş arası )

İş dünyasındaki yerini korumayı kapsar.

5) Düşme ( emeklilik ) dönemi : ( 65 yaş üstü )

emeklilik yıllarını kapsar, etkin meslek uğraşı son bulur,dinlenme yılları da denilen bu dönemde kişi günlerini kendi isteğine göre mesleğine ilişkin ya da özel ilgi alanına giren konularla uğraşarak geçirmektedir.

c)Bireyin kişisel nitelikleri ile mesleklerin gerektirdiği özellikler arasında bağlantı kurma :

Kişisel niteliklerle mesleklerin gerektirdiği özellikler arasında bağlantı kurma ve böylece bireye uygun olan meslekleri ortaya çıkarmaya doğrudan doğruya bir seçim yapma ve karar verme sürecidir. Mesleki seçim yapma zaman içinde oluşan uzun bir süreç olarak düşünülmelidir. Bireyin kişilik özelliklerinin sürekli olarak gelişmesi mesleki seçim yapma sürecinin hangi öğrenim ve yaş düzeyinde karar verme aşamasına erişmesi gerektiğini belirleme de sıkıntılar oluşturmaktadır.

Olgunluk düzeyi ne olursa olsun psikolojik danışma yardımı sağlanmış olsa bile hiçbir bireyin çok kısa bir sürede gireceği meslekle ilgili uygun bir karar alması düşünülemez.Mesleki seçim amacı ile yapılacak psikolojik danışma yardımının her bireye açık ve sürekli olması gerekir.

Okullarda çocukların ve gençlerin meslek seçimi sorunları ile ilgili olarak yapılacak psikolojik danışma uygulamalarına geniş yer verilmelidir. Ancak bu şekilde, öğrencilerin gelişen kişilik özelliklerini daha iyi tanımalarına ve kendilerine uygun durumları daha iyi ayırt edebilmelerine yeterli yardımlar sağlanmış olabilir.

3) Kişisel rehberlik :

Eğitim sürecinde öğrencilerin”kişisel- sosyal” gelişim ihtiyaçlarını karşılamak ve böylece onların kişisel gelişim ve uyumlarına yardımcı olmak amacıyla yürütülen rehberlik hizmetlerine”kişisel rehberlik” denir.

Bireyin çocukluktan yetişkinliğe, eğitimin çeşitli kademelerinde”kendini ve başkalarını anlaması ve kabul etmesi, günlük yaşam becerilerini kazanması,aile ve toplumun olgusunu kavrayarak bu ortamlarda sağlıklı ilişkiler geliştirebilmeleri” gibi alanlarda yeterlilik kazanması, kişisel ve sosyal gelişimini sağlıklı sürdürebilmesi için verilen rehberlik hizmetleridir.

Klasik rehberlik anlayışında eğitsel ve mesleki boyut ön plana çıkarılmışken gelişimsel rehberlik anlayışı kişisel rehberliğin de aynı ağırlıkta önemsenmesini sağlamıştır.

Karşılaşılan başlıca kişisel problemler şunlardır ;

1- Biyolojik gelişmeye ve fiziksel sağlığa ilişkin problemler

2- Toplumsal ilişkilerle ilgili problemler ( Toplumsal, Yurttaşlık yaşamı, sevilen ve sevilmeyen diğer bireyler , toplumsal ilişkilerde uyum derecesi , kişisel mutluluk )

3- Eve ve aileye ilişkin problemler ( Değişik durumlarda duygusal yaklaşım ve eylemler , zihinsel korkulardan uzak olmanın derecesi, kendi kendine güven ve yeterli saymanın derecesi )

4- Amaçlara, hedeflere ilişkin problemler ( Okul, meslek, kariyer ve toplum yönlerinden )

5- Parasal konulara ilişkin problemler

6-Cinsel hayata ve evliliğe , kız-erkek arkadaşlığına ilişkin

7-İnançlara, ahlaka ve fikirlere ilişkin problemler.

Bireyin problemlerine çözüm bulmasında yardımcı olan Rehberlik uzmanının , kişisel problemlerin duygusal içeriği olduğunu dikkate alarak bireyle yaptığı görüşmede bireyin duygusal davranışına , duygularına , tutum ve değerlerine karşı duyarlılık gösterme durumundadır. Bu tip görüşmedeki dinlemede rehberlik ve Psikolojik Danışma Uzmanı bireyin kendini tanımasına yardımcı olan şu sorulara cevap bulmalı:

1. Danışanın kendisine karşı genel tutumları nelerdir ?

2. Diğer bireylere karşı tipik tutumları nelerdir ?

3. Diğerlerinin kendisine karşı tutumları konusunda birey ne düşünmelidir ?

4. Bireyi hangi değerler güdülemektedir ? Birey yaşamdan ne beklemektedir ?

5. Bireyin belirttiği , ortaya koyduğu doyurulmuş ve doyurulmamış gereksinmeleri nelerdir ?

6. Bireyin davranışları onun gerçek mi yoksa fantezi dünyasında mı yaşadığını belirtmektedir ? Bunun görünümü nedir ?

7. Bireyin günlük yaşamı mantıksal mıdır ?Kontrollü müdür ? Yalnızca ve bütünü ile duyguları ile mi yaşamı yürütmektedir ?

D) BİREY SAYISINA GÖRE REHBERLİK ÇEŞİTLERİ :

1. Bireysel Rehberlik – Grup Rehberliği

2. Bireysel psikolojik Danışma- Grupla psikolojik Danışma

İster bireysel ya da gruplar halinde sunulmuş olsun rehberlik hizmetlerini oluşturan ilkeler aynıdır. Bu ilkelerin en önemli bir yanı da bu hizmetlerin bireysel ve tek bireylere dönük olarak verilmesidir.

1. Bireysel Rehberlik – Grup Rehberliği :

Bireyin uygun seçimler yapabilmesi , kararlar alabilmesi ve çevresine uyum sağlayabilmesi için bazı bilgilere ihtiyaç vardır. Bunlar ; program, okul ve meslek seçimine ilişkin çevredeki bireye açık olan çeşitli fırsatlar; yada burs , kredi, yurt olanakları vb. birçok konuyla ilgili çeşitli bilgiler olabilir. Bu tür etkinliklerde ele alınan temaları psikolojik danışmada olduğu gibi bireyin psikolojik gelişiminden çok doğru kararlar verebilmesi ve doğru seçimler yapabilmesi için gereksinim duyduğu olgusal bilgilerin sağlanmasına yönelik olması , grup rehberliğini oldukça kalabalık çalışabilmesini olanaklı kılmaktadır. 27

Ayrıca burada karşılaşılan bazı yanılgıları işaret etmek yararlı olacaktır.

a. Grup Rehberliği , grup süreci, grup dinamiği benzerdirler.

b. Grup Rehberliği’nin amacı grubun gelişmesidir.

c. Grup Rehberliği temelde bilgi vermek etkinliğidir.

d. Grup Rehberliği bireysel rehberliğin yerini alabilir.

e. Grup Rehberliği grup çoğaltıcıdır.

f. Grup Rehberliği’ni okuldaki herhangi bir sorumlu yürütebilir.

g. Grup Rehberliği bireyselliği ve yaratıcılığı önleyebilir.

Eğitim uygulamalarında , yetişmiş eleman sorunu , ekonomik nedenlerden dolayı grup rehberliği yaygın olarak kullanılmaktadır. Grup Rehberliği, rehber uzmanı ile 20-25 öğrenci arasında ve grup ortamında tartışma , soru-cevap tipi iletişim ve bir ölçüde bilgi verme aktarma yoluyla cereyan eden etkileşimi kapsamaktadır. Bu etkileşimin , yani Grup Rehberinin bazı temel amaçları şunlardır :

1. Okul çevresini en iyi biçimde kullanmak , uzun süreli eğitsel ve mesleki amaçlar geliştirmek ve varsa okuldaki test programının amaçlarını ve işlemlerini tanımak için öğr. Yardımcı olarak bilgileri sağlamak, yaymak.

2. Gruba özgü büyüme ve gelişim sorunlarını tartışmak için olgusal bilgi ve kaynak sağlamak

3. Gruptaki öğrencilerin biyolojik, psikolojik ve sosyolojik dünyaları hakkında düşünmelerini sağlamak.

4. Öğrencileri okulda mevcut öğretime yardımcı etkinliklere yöneltmek ve yönlendirmek.

5. Bireysel rehberliğe ve bireysel Psikolojik Danışmaya olanak sağlamaktır.

2.Rehberlik ve Psikolojik Danışma- Grupla Psikolojik Danışma :

Psikolojik Danışma konusunda yeterli düzeyde kuramsal donanımı ve pratiği olan uzman personel tarafından , profesyonel düzeyde sunulan bu hizmetler ; danışmanla-danışanlar arasında yüz yüze, samimiyet , güven, saygı ve sevgiye dayalı özel bir psikolojik ilişkiyi gerektirmektedir.

Grupta psikolojik danışmadan birden fazla danışanın aynı anda yararlanma imkanına sahip olması bu danışma türünün diğerine göre daha ekonomik olması anlamına gelmekteyse de psikolojik danışma yardımının danışana bireysel olarak mı yoksa grup içindemi verilmesi gerektiğine karar verilmesinde, danışanın probleminin belirleyici olduğunu belirtmek gerekir.

E) TEMEL İŞLEVLERİNE GÖRE REHBERLİK ÇEŞİTLERİ :

Rehberlik hizmetlerinin işlevleri konusunda yazarlar değişik listeler önermektedir. Fakat 6 madde üzerinde birleşirler.

1. Uyum Sağlayıcılık

2. Yönelticilik.

3. Ayarlayıcılık

4. Geliştiricilik

5. Önleyicilik

6. Tamamlayıcılık

1. Uyum Sağlayıcı Rehberlik :

Okullarda uygulanacak rehberlik programlarında öğrencilerin uyum sağlamalarını kolaylaştırıcı etkinliklere yer verilmelidir. Bu sayede öğrencilerde görülebilecek uyumsuzluğa dayanan davranış bozukluklarının ortaya çıkması engellenebilir. Okul rehberlik servislerinin en çok uğraştığı konulardan biri uyumsuzluklardır. Bu nedenle bu rehberlik türü önemlidir.

2. Yöneltici Rehberlik :

Bireyin başarılı ve mutlu olmasında kişisel niteliklerine uygun alan, ders, okul ve meslek seçmenin rolü büyüktür. Bu amaçla bireye yardımcı olabilmek için ona zamanında rehberlik hizmetlerinden yararlanma olanağı verilmelidir. Böylece bireyin kendisine en uygun bir alana yönelmesi ve o alanda başarılı olabilmesi kolaylaştırılabilir.

Okul rehberlik servisleri bireyi tanıma tekniklerini kullanarak elde edilme bilgilerden yararlanarak ders alan ve okul seçerken öğrencilere yardım etmelidir. Yanlış tercihler yapan öğrenciler kendilerine de topluma da yararlı olamazlar.

3. Ayarlayıcı Rehberlik:

Çağdaş eğitim öğrencilerin eğitimlerinde bireysel ayrıcalıklara ve .çevre şartlarına öncelik vermektedir.

Okul rehberlik servisleri öğrencinin özelliklerini , problemlerini umut ve özlemlerini belirleyerek, toplumun değerlerini ve yeni kuşaklardan beklentilerini dikkate alarak gelecekte ortaya çıkabilecek sorunları yordamaya çalışır.

Yapılan hızlı değişmeler eğitimin planmasında, müfredat programlarını ve rehberlik programlarının hazırlanmasında ve geliştirilmesinde rehberliğin bu işlevinin önemi artmıştır.

4. Geliştirici Rehberlik

Gelişimsel rehberlik anlayışının ortaya çıkmasıyla rehberliğin bu işlevi de önem kazanmıştı bu anlayışta bir gelişim dönemini başarıyla geçirenlerin daha sonra ki gelişim döneminin ödevlerini de başarıyla yerine getireceklerine inanılmaktadır.

Okul rehberlik programlarında öğrencilerin gelişim dönemleri dikkate alınarak bedensel, zihinsel, duygusal ve psiko-sosyal yönden sağlıklı bir şekilde gelişebilmelerini sağlayacak etkinliklere yer verilmelidir. Böylece beden ve ruh sağlığı yerinde kendisiyle doğayla barışık bireyler yetiştirilebilir.

5. Önleyici Rehberlik :

Rehberlik hizmetleri olumlu değişmeleri amaçlarken , bazı olumsuzlukların ortaya çıkmasını da önleyici bir işlevi yerine getirmektedir. Özellikle disiplinsizlik ve uyumsuzlukların önlenmesi bu hizmetlerin verimliliğini arttırıcı bir ürüne sahiptir. Unutulmamalıdır ki olumsuzlukların ortaya çıkmadan önlenmesi ortaya çıktıktan sonra giderilmesinden daha ekonomik ve daha kolaydır. Rehberliğin bu işlevi de bu amaca yöneliktir.

Örgün eğitim kurumlarında gerçekleştirilen öğretim etkinlikleri rehber hizmetleriyle birlikte sürdürüldüğünde , eğitimde istenilen kaliteye ve verimliliğe ulaşılabilmektedir.

KAYNAKLAR :

1. Altıntaş, Ersin , Can, Gürhan , Üre , Ömer, “Psikolojik Danışma Ve Rehberlik” pegem yayıncılık , Ankara , 2002

2. Bakırcıoğlu , Rasim , “ilköğretim ortaöğretim ve yüksek üretimde rehberlik ve psikolojik danışma” Turhan yayınevi, Ankara, 1994

3. Kepçeoğlu, Muharrem , “Psikolojik Danışma Ve rehberlik” Özdemir Yayınevi , Ankara, 1996

4. Özoğlu, Süleyman Çetin, “Eğitimde rehberlik ve Psikolojik Danışma” Ankara Üniv. Basımevi, Ankara , 1997

5. Tan, hasan, “psikolojik danışma ve rehberlik” milli eğitim basımevi, İstanbul , 1992

6. Yeşilyaprak, Binnur, “Eğitimde Rehberlik Hizmetleri”,Nobel yayınevi,Ankara,2000

7. Yılmaz,Hasan,Üre, Ömer, “Rehberlik Ders Notu”,Güney ofset, Konya, 1997

Psikolojik Danışma & Rehberliğin Dayandığı Temeller

1. REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIĞIN DAYANDIĞI PSİKOLOJİK, SOSYOLOJİK VE FELSEFİ TEMELLER

Rehberlik ve danışmanın doğmasında sosyal ve akademik birçok faktörler rol oynamıştır. Bugün rehberlik ve danışma hizmetlerini oluşturan çeşitli temel kavramların köklerini psikoloji, sosyoloji ve felsefe disiplinlerindeki gelişmelerde bulmaktayız.

1.1. PSİKOLOJİK TEMEL

Rehberliğin psikolojik temelleri olarak ele alınan konularda, birey ve onun psikolojik özellikleri esastır. Rehberlik uzmanının, rehberlik çerçevesinde yapacaklarının bireyin psikolojik boyutta ki özelliklerine dayandırılması gerekmektedir. Psikolojide ki bilgilerin, bireyleri anlamada ve onlara kişisel, toplumsal problemlerini çözmelerine yardımcı olması esastır. Psikolojinin sağladığı bireye ilişkin bilgiler, rehberlik ve psikolojik danışma etkinliklerinin dayanağı olmaktadır. Bu bakımdan psikolojinin rehberlik için temel olan bilgilerini incelememiz gerekir. ( Özoğlu, 1997; S.68)

1.1.1.Bireysel Farklar

Kişiler arasındaki bireysel farklar, psikoloji biliminin en önemli ve en temel bulgularından biri olmuştur.

Her birey kendine özgü bir varlıktır; ilgi, yetenek, değer ve tutumları ile başkalarından farklılık gösterir. Farklı yaradılışı olan ve farklı çevrelerden gelen bireylerin ihtiyaçlar da farklıdır. (Kuzgun, 1995; S.31)

Zihin kabiliyeti üzerinde yapılan araştırmalar, aynı yaşta olmalarına rağmen bireylerin birbirlerinden farklı zeka seviyelerine sahip olduklarını göstermiştir. Aynı yaş gruplarındaki çocukların bedensel büyümelerinin birbirlerinden farklı zamanlarda ve süratte olduğu anlaşılmıştır.

Bir sınıfı dolduran çocuklardan hiçbiri birbirinin aynı değildir. Boy, kilo, renk gibi bedensel nitelikler yönünden farklı olan bu çocuklar, zeka, özel yetenek, kişilik yapısı gibi psikolojik nitelikler yönünden de farklıdırlar. Aynı zeka derecesine sahip olan iki çocuk bile bu genel yeteneğin çeşitli yönlerinde farklar gösterir. Biri kelimeye dayanan konularda, diğeri ise sayıya dayalı konularda üstün olabilir.

Bireysel farklar, çocukların büyüyüp gelişmesinde de görülür. Aynı doğum yaşına sahip çocuklar bile birbirlerinden farklı zaman ve tempoda gelişip olgunlaşırlar. Bu sebeple, bir sınıftaki aynı takvim yaşına sahip olan birçok çocuk farklı farklı olgunluk derecesinde olurlar. Altı takvim yaşındaki bir çocuk sinir kas koordinasyonunu gerektiren oyunlara başarıyla katılabilirken ya da ayakkabısını kendi bağlayabilirken aynı takvim yaşındaki bir çocuk kalemini tutmakta güçlük çekebilir. Gelişme süratindeki bu farklılık zihinsel gelişmede de görülür. Bazı çocuklar zihin olgunlaşmasında daha süratlidir. Bu zihinsel olgunlaşma sürati sebebiyle, aynı yaşta okula başlayan çocukların bir kısmı, öğretilecek konuları öğrenmeye hazır bir zihin olgunluğunda oldukları halde bir kısmı zihnen henüz çok küçüktür. Çocuğun yetenek gelişmesindeki bu hız derecesi, onun okul başarısını da etkiler. Eğer bir çocuk zeka seviyesinin üstünde bir öğrenmeye zorlanırsa, çocukta çeşitli uyum bozuklukları görülebilir ve okula, öğretmene ve öğrenmeye karşı olumsuz tavırlar gelişebilir.

Bireysel farklardaki istatistiksel dağılım, her nitelikte, çan eğrisi denen normal bir dağılım gösterir. Yani ele alınan bir nitelik yönünden en yüksek ve en düşük seviyede bireyler olmakla beraber, gruptaki bireylerin çoğu, çan şeklindeki normal dağılım eğrisinin ortasına doğru toplanır. Öğrenciler arasındaki bireysel farklar bulunduğunu ve bireysel farklardaki dağılımın normal bir dağılım gösterdiğini bilen bir öğretmen, bir rehber öğretmen, bir yönetici ve bir danışman, aynı metot ve malzemenin bütün öğrencilerin gelişip olgunlaşmasında aynı derecede etkili olamayacağını bilir. Aynı zamanda bir bireyin normal dağılım içinde nerede olduğunu belirleyip ona göre bir yardımda bulunabilir. (Tan, 1992; S.S.71-72)

1.1.2. Bireydeki Nitelik Farkları

İnsanlar arasında bireysel farklar olduğu gibi, bir bireyin kendi içindeki niteliklerin dereceleri ve vasıfları bakımından da farklar vardır. Hiç kimse kişiliğini oluşturan bütün niteliklerde aynı derecede kuvvetli ya da zayıf değildir. Mesela bir kimse, kelime anlama, konuşma ve muhakeme nitelikleri yönünden ortanın üstünde sayılabilirken, mekan ilişkileri, soyut düşünme, sayılarla uğraşma gibi nitelikler yönünden orta ya da ortanın altında sayılabilir. Fazla konuşkan olmayan bir kimse, mesela kendine güveni yüksek ve girişimci olabilir.

Bireysel farklar ve kişideki nitelik farkları, psikolojik hizmetler için o kadar önemlidir ki bazı yazarlar, kişiler arasındaki bireysel farkları ve bireydeki niteli farklarını, etkili bir rehberlik ve danışma hizmetlerinin temeli olarak görmektedirler. Eğer danışman, söz konusu farkların tabiatını ve bu farkların genişliğini dikkate alarak çalışırsa, uğraştığı kişilerin ve grupların halde ve gelecekteki uyumlarına daha etkili bir şekilde yardımcı olabilir. ( Tan, 1992; S.72 )

1.1.3. Cinsiyet Farkları

Kızlarla erkekler arasında bedensel, duygusal gelişim özellikleri; ilgiler, cinsel ve kimi toplumsal roller bakımından ayrılıkların bulunduğu bilinmektedir. Örneğin, doğuşta erkekler kızlardan genellikle daha ağırlardır. Çocukluk çağında ise, her iki cinste de gelişim ve güç dengelenmektedir. Kızlar, ergenliğe yaşıtları olan erkeklerden daha erken ulaşmakta ve erkekleri ağırlık bakımından geride bırakmaktadırlar. Kızlarda genellikle bedensel, devimsel, bilişsel, duyusal gelişim, ergenlik çağı boyunca, yaşıtları olan erkeklerden bir iki yıl önde gitmektedir. Ergenlik dönemimden sonra ise, bedensel güç bakımından erkekler kızları geçmekte ve bu ayrımı yaşamları boyunca korumaktadırlar.

Bu doğal ayrılıklardan başka, kızlarla erkekler arasında bir de kültürel etkilerle oluşturulan ayrılıklar görülebilmektedir. Kültürel değerlerin, toplumsal kuralların etkisiyle kız ve erkeklerin ayrı alanlara ilgi gösterdikleri, ayrı alanlarda başarılı oldukları gözlenmektedir. Bunun sonucu olarak, toplumda kimi meslekler erkeğe, kimi meslekler de bayana yakıştırılmaktadır. Örneğin; ülkemizde yakın geçmişe kadar valilik, kaymakamlık erkeklere özgü bir meslek olagelmiştir.

Köklü nedenlere dayanmayan ve zamanla ortadan kalkacağı kuşkusuz olan bu gibi etkenlerin yol açtığı ayrılıklar bir yana, cinsler arasında, bir takım doğal ayrılıklar bulunmaktadır.

Cinse özgü kimi gelişim ve uyum sorunları da cinsel ayrılıklar yarattığı için rehberlik ve psikolojik danışma çalışmalarında, cinsel kimliğin kazanılmasına ilişkin bilimsel bilgiler de göz önünde bulundurulmalıdır. ( Bakırcıoğlu, 1994; S.66 )

1.1.4. Bireydeki Nitelikler ile Meslekler Arasındaki İlişkiler

İnsanların hayatta yapacağı çeşitli işler ile yetenekleri, ilgileri, ihtiyaçları, kişilik nitelikleri ve bedensel özellikleri gibi nitelikler arasında belirgin ilişkiler vardır. İş ve mesleklerin karmaşıklık dereceleri yükseldikçe işin, başarıyla yürütülmesi için iş görenden istediği özeliklerin derecesi de değişmektedir. Mesela , mesleklerin karmaşıklık ve güçlük dereceleri ile zeka puanları arasında ilişki üzerinde bir çok araştırmalar yapılmıştır. Hepsinde de aynı genel sonuçlar elde edilmiştir. Zeka puanları ile meslekler arsında sıkı bir ilişki vardır.

Özellikle endüstri psikolojisinde yapılan araştırmalar, her işin gerektirdiği asgari bir zeka seviyesi, beden özellikleri, kişilik nitelikleri, iş tecrübesi ve eğitim seviyesi olduğunu göstermektedir. Bir kimsenin belli bir öğrenim seviyesini tamamlayabilmesi için de belli bir asgari akıl yaşına ihtiyaç vardır.

Bir bireyin, sahip olduğu bedensel, zihinsel ve diğer kişilik nitelikleriyle başarı gösterebileceği birden fazla işler vardır.

Bir işin istediği niteliklerde asgari en alt seviyesi olduğu gibi, azami en üst seviyede vardır. İşin gerektirdiğinden daha yüksek seviyede niteliğe sahip olan kimselerde o işte kendini tatmin edemeye bilir ve verimi düşer. Eğitim ve meslek danışmanlığı yapılırken bu faktörler dikkatle gözden geçirilmelidir. ( Tan, 1992; S.75 )

1.1.5. Davranım

Psikoloji, insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Canlının, içinde bulunduğu ortamdaki uyarıcılara karşı gösterdiği yanıtım (mukabele) davranımdır. Fizyolojik anlamıyla davranım, organizmada kanallanmış (yöneltilmiş) bir enerji akımıdır.

Organizma ile durum arasında bir denge söz konusudur. Durumla organizma arasındaki denge bozulunca, organizma dengeyi tekrar sağlamak için harekete geçecektir. Organizmayı harekete geçiren bu denge bozulmasına ihtiyaç denilmektedir. Açlık, susuzluk, istirahat vb. ihtiyaca örnektir.

Yani her davranımın altında bir denge bozulması veya yeni bir denge sağlanma çabası, “ihtiyaç” vardır.

Rehberlik ve danışma için önemli temel görüşler ise;

1. Her davranım, organizmanın bir ihtiyacını doyurmak içindir.

2. Her davranım, bir enerji sarfını gerektirir.

3. Hiçbir davranım sebepsiz ve amaçsız değildir.

Davranım hakkında bu temel görüşleri kazanmış bir psikolojik hizmetler programı başarısız çocuğa “tembel” , arkadaşının silgisini aşıran çocuğa “hırsız” deyip geçemez. Bu davranışların altındaki asıl nedenleri ve amaçları bulmaya çalışır. (Tan, 1992; ss.76-78 )

1.1.6. Kişilik

Bireyin kişilik yapısını iyice anlamak, psikolojik danışmanın önemli amaç ve dayanaklarından biridir. Bireyin kişiliğini anlamak için önce kişilik kavramı üzerinde biraz duralım.

Yeni doğan çocuk, ne bilinen bir kişilik yapısına, ne de çevresindeki kişi, madde ve olaylar hakkında kavramlara sahiptir. Günler geçip bebek büyüdükçe, yavaş yavaş kendi varlığını, çevresinde bulunanlardan ayırt etmeye başlar. Mesela, beşiğinde ayağına dokunduğu zaman hem elinden hem ayağından bir duyum alır. Parmağını emdiği zaman hem ağzından hem parmağından bir duyum hasıl olur. Ama çıngırağının sapını ağzına aldığı zaman ağzında bir duyum hasıl olduğu halde, oyuncakta böyle bir duyum olmamaktadır. Böylece bebek, kendi bedeni ile kendi bedeninden ayrı olan şeyleri ayırt etmeye başlamaktadır. Dokunduğu ayağın, emdiği parmağın, emen ağzın “ben” e ait olduğuna, oyuncağın, battaniyenin, beşik demirinin “ben”in dışında olduğunu anlamaya başlamaktadır. Böylece bebek, bu “ben” , bu da “ben-den harici” kavramlarını geliştirmeye başlar. buna “ayırt etme devresi” denir. Ayağından, ağzından, parmağından ya da vücudunun başka bir yerine dokununca aldığı duyumlar, ayrı yerlerden gelmekle beraber, hep “ben”e ait parçalardır. Buradan da kendine ait bir çok parçalar olduğunu anlamaya başlar. “benden haricinin” de birçok gruplamalara girdiğini kavramaya başlar. Buna da “genelleme devresi” denir. Çocuk büyüyüp olgunlaştıkça ve çevresi ile olan ilişkiler sonucu sosyalleşmesi sağlandıkça, çocuğun “ben kavramı” yani çevresindeki kişi, grup, cisim ve olgular karşısında “ben”in yeri ve durumu daha belirgin şekil kazanmaya başlar. Bireyin sosyalleşmesi, tabiatı ile doğuştan getirdiği biyolojik imkanları, zeka seviyesi, sahip olduğu yaşantı çeşitleri ve zenginlikleri sınırları içinde şekil alacaktır. Bu yaşantılar, a) bireyin mensup olduğu kültüre has ortak yaşantılar, ve b) bireyin yalnız kendinin karşılaştığı kişisel yaşantılardır. Kültüre has ortak yaşantılar yolu ile birey, toplumun kendine yüklediği ve ondan beklediği sosyal rolleri öğrenir. Bu suretle birey, tek bir “ben” değil, bir çok “benlerden” oluşan bir “benlik kavramı” gelişir.

Bireyin, çevresi ile olan ilişkilerinden belli durumlara, kişilere ve olaylara karşı gösterdiği davranımların şekli ve tarzının bireye hasa bir biçimde sistemleşmesinde, bu “benlik kavramı” büyük rol oynar. Bu sistemleşmemiş davranımlar tarzı, onun kişiliğini oluşturmaktadır. Kişinin hayatında karşılaştığı kendine ve kültürüne has bir çok durumlar oluşan küçük “ben”ler sistemleşerek kişiye has bir “benlik sistemi” ya da “benlik kavramı” yaratır. Bunlara bağlı olarak da kişide ona has duygu, düşünce ve davranış sistemi gelişir ki buna kişilik denir.

Bireyin görünüşü, yetenekleri, güldürülerini ihtiyaçlarını, heyecansal yanıtımlarını ve geçmiş yaşantılarını içine alan kişilik, karmaşık, fakat bireyin kendine özgü tümdür. Kişilik, dinamik yani her zaman hareket halinde, değişmeye açık bir tüm olmakla beraber, oldukça sürekliliğe de sahiptir. Bu sebeplerdir ki ele alınan bir birey için sakin, atak, çekingen, kendine güvenir gibi sıfat ve özelliklerle onu tarif etme imkanı olmaktadır.

Kişilik ve gelişmesi hakkındaki bu kavram ve bulgular, psikolojik danışmada bireyi anlamak, onun halihazırdaki davranım tarzının niçinlerini kavrayıp ona göre bir yardımda bulunmak imkanı sağlar.

Bireyin çevresinde olan uyum bozukluklarında onun “benlik kavramı”, yani kendini görüşü, özellikle problemin teşhis ve çözümünde çok önemlidir. Eğer kişinin “benlik” kavramı ile, çevredeki, kimselerin bireyi görüşü arasında çok uyuşmazlık olursa, bu hal, çelişmelere yol açar ve kişi uyum bozuklukları gösterir.

1.2. SOSYOLOJİK TEMEL

1.2.1. Toplumun Karmaşımlaşması

Çağımızın toplumları, hızlı gelişme ve değişmelere sahne olmaktadır. Teknik gelişmeler ve bilgiler, çalışma zamanını kısaltmıştır. Yapmakta olduğu işi kısa zamanda yapıp bitiren kişinin işten artan zamanı çoğalmaktadır. Buna karşılık, yaşama şartları da daha karmaşımlaşmaktadır. Gelişmiş toplumlarda iş bölümü, özelleşme ve uzmanlaşma, artmaktadır. Radyo, televizyon, telefon, uçak gibi kitle ulaşım araçlarındaki gelişmeler, farklı kültürlerin birbirleriyle temasa geçmelerine yol açmakta, temasları artırmakta ve kültürlerin birbirlerini etkilemesine neden olmaktadır.

Teknoloji ve bilimdeki gelişme ve değişmelere paralel olarak, sosyal kurumlarda ve bunların fonksiyonlarında da değişmeler olmaktadır. Böylesine çabuk değişmelere açık ve karmaşımlı bir toplumda kişi, birbirine zıt politik ve ekonomik fikir ve problemlerle karşılaşmaktadır. Bireyin bu hızlı değişmeler ortasında yeni hayat şartlarına, yeni problemlere, yeni kavramlara ve değer hükümlerine hızlı bir uyum sağlaması lazımdır. Bu “yeni” şeylere uygun yeni tavırlar, yeni roller ve yeni çalışma metotları geliştirmek zorundadır. Basit toplumlarda bireylerin neyi yapacakları ve neleri yapmayacakları açık bir şekilde bellidir. Halbuki ilerlemiş toplumlarda, bireyi şaşkına çevirecek derecede birbirine zıt davranımlarda bulunmasını gerektiren toplumsal istek ve kavramlar vardır. Çelişkilere yol açmadan bunların hepsi arasında bir denge kurarak uyumlu bir hayat düzeni oluşturmak, çok gayret ve ustalıklar ister. Mesela, basit bir toplum olan Samoa gençlerinin çocukluktan ergenliğe geçişleri, bu basit kültürün koyduğu sade, belli ve kesin kurallar sayesinde gayet kolay olmaktadır. Halbuki gelişmiş kompleks toplumlarda ergenlik çağı, gençler için bir çok sıkıntılar, tereddütler, bunalımlar hatta uyumsuzluklar kaynağı olmaktadır. Görülüyor ki gelişmiş, karmaşımlaşmış bir toplumda birey, gerekli değişmeleri, geçişleri ve uyumları en kısa zamanda ve en etkili biçimde yapabilmek için rehberliğe muhtaçtır.

1.2.2.Kentleşme ve Değişen İş Hayatı

Toplum bünyesindeki değişmeler, toplumdaki iş hayatını ve iş çeşitlerini de etkilemektedir. Yeni ihtiyaçlara ve yeni gelişmelere yol açmakta, yeni iş alanları doğmaktadır.

İlkel toplumlarda gıda toplama, barınak yapma ve yöneticilik gibi birkaç kısımdan ibaret olan işler, toplumların gelişmesi ile sayıca çok artmakta ve karmaşımlaşmaktadır. İşlerin karmaşımlaşması, uzmanlaşmalara ve özelleşmelere yol açmaktadır. İşi yapan kişinin, bu özelleşme ve uzmanlaşmanın gerektirdiği bilgi ve becerileri geliştirmesi gerekmektedir. O halde, kişinin yetenekleri ve imkanları ile işin gerektirdiklerini birbirlerine uyumlamak için işlerin ve bireyin incelenmesi ve bunların en iyi birleşimi için bireye rehberlik yapılması gerekmektedir.

Dünyanın sanayileşmiş ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de süratli bir kentleşme göze çarpmaktadır.

Değişen bu durum, köyden şehre gelen, tarımdan fabrika işçiliğine, ticarete, esnaflığa, yarı hüner isteyen ustalığa ve bazı zanaata geçen kırsal bölge kökenli aileler ve bunların çocukları için yepyeni bir yaşama ortamı olmaktadır. Bu yeni hayat ortamı, onlar için yepyeni hayat görgüleri ve yaşantıları gerektirmekte, bu yeni hayata yeni uyum sorunları yaratmaktadır. Kentleşme ve sanayileşme, köyden kente olan nüfus hareketine sebep olduğu gibi, kentten kente olan nüfus hareketini de arttırmaktadır. Bu muhaceret de gene, ailenin alışılmış hayat şartlarını bozmaktadır. Çalışan aile üyelerinin girdikleri yeni iş alanında veya aynı iş olsa bile değişik bir ortamda çalışmaları, onlarda yeni çalışma ilgileri, yeni iş tavırları ve alışkanlıkları ve yeni iş uyumları buna paralel olarak yeni bir hayat düzeni sağlamalarını zorunlu kılmaktadır.

Bireyin bu denli karmaşımlı ve hareketli bir toplumda mevcut çok çeşitli ve epeyce bilgi ve maharetler isteyen iş dünyasındaki uğraşanlardan kendi yetenek, ilgi, ihtiyaç ve şartlarına en uygun olan birini seçebilmesi ve kendisine kazanç, prestij ve psikolojik bir doyum getirebilen bir mesleğe girebilmesi için ona rehberlik edilmesi lazımdır. Birey doyum sağladığı ve severek çalıştığı bir işe yönlendirirse bu toplumun ilerlemesinde ve refahında rol oynayacaktır. ( Tan,1992; S.S.82-84)

1.2.3. Aile Yapısı ve Fonksiyonu

Zamanımızın endüstrileşen ve karmaşımlaşan toplumunda eskinin “iki veya üç kuşağı bir arada tutan kalabalık ailesi” yerine anne, baba ve çocuklardan oluşan “çekirdek aile” denen küçük aile tipi yaygınlaşmaktadır. Eskiden anne, evinde kendi işleri ile uğraşırken, zamanımız toplumunda değer hükümlerindeki değişmeler, eğitim ve ekonomik şartlar, anneyi de para kazanacak işlere yöneltmektedir. Anne, zamanını dışarıdaki işle evinin işleri arasında paylaştırmak, dolayısıyla ya daha çok çalışmak, ya işlerden bir kısmını terk etmek ya da eksik yapmak zorunda kalmaktadır. Çocukların yetiştirilmesinde de anne ve babaya düşen sorumluluklardan büyük bir bölümü, haliyle okula ve çocuk yuvaları gibi bakım kurumlarına kaymaktadır.

Eski toplumda aile, ihtiyaçlarının büyük bir kısmını aile üyelerinin ortak çalışmaları ile sağlardı. Giyeceği dokur, çorabını ve kazağını örer, ekmeğini yapar, yağ, yoğurt, peynir gibi ihtiyaçlarını kendi emeği ile hazırlardı. Kız ve erkek çocuklarda aile büyüklerine yardım ederek, yetişkinlik hayatının gerektireceği bir çok hüner ve bilgileri kazanırlardı. Bugün ise durum farklıdır. Kırsal bölgede bile aile, ihtiyaçlarının büyük bir kısmını dışardan satın alarak karşılamak zorundadır. Sosyal akış, aile üyeleri arasındaki ilişkilerin niteliğini de değiştirmektedir. Eskiden evin otoritesi baba iken şimdi bu otorite anne ve baba arasında paylaşılmıştır.

Bu şartlar altında, yeni kuşakların toplum ülkülerine, özlemlerine, değerlerine uygun olarak yetişip etkili, verimli ve mutlu birer vatandaş olabilmelerine yardımda aileden başka sosyal kurumlara da sorumluluklar düşmektedir. ( Tan, 1992; S.84)

1.2.4. Kadının Çalışması

Toplumlarda etkisi büyük olan önemli değişmelerin biri de kadının toplumda kazandığı sosyal ve ekonomik mevkidir. Eski devirlerde eve kapanmış, yalnız çocuk yetiştirmek, evi çevip çevirmek ve kocasını rahat ettirmek rolünden başka bir fonksiyonu düşünülemeyen kadın zamanla zeka ve diğer yetenekler yönünden erkeklerden aşağı olmadığını göstermiştir. Buna psikoloji araştırma bulguları da büyük destek olmuştur. Böylece kadınlar, yalnız erkeklere has olarak bilinen bir çok iş ve sosyal faaliyetlerde yer almaya başlamıştır. Bugün kadınlar, erkeklerin sahip olduğu bütün yasal haklara sahiptirler. Hemen bütün öğrenim dalları onlara açılmıştır. Fakülteler bitirebilmekte teknik okullarda okuyabilmekte, spor yarışlarına katılmakta, sahnede görev yapabilmektedirler. Doktor, öğretmen, mühendis, satıcı, avukat, banka müdürü olabilmektedirler. 20. yy başlarında en ileri toplumlarda bile kadınlara açık iş alanı sayısı kısıtlıydı. Bu sayı zamanla giderek artmıştır. Bugün hemen hemen her uğraş alanında kadın eleman görmek mümkündür. Kadınların iş alanlarına ve sosyal faaliyetlere katılmaları, onlara ekonomik ve sosyal bağımsızlık kazandırmıştır. Bu durum kadın erkek ilişkilerinde sosyal ve ekonomik değerler sisteminde aile üyeleri ilişkilerinde vb. kültürel yapı ve değerlerde değişmelere sebep olmaktadır.

Bütün bunlara rağmen, kadınlara yasal olarak tanınan haklar bazı hallerde sosyal töre yargılarıyla kısıtlanabilmektedir. İş dünyası genel görünümüyle bir erkekler dünyasıdır. Bu problemlerin çözümünde psikolojik yardıma ihtiyaç vardır. (Tan, 1992; S.85)

1.2.5. Dinsel İnançlarda ve Değer Hükümlerinde Değişmeler

Din, eski toplumlarda en güçlü sosyal kurum olmuştur. Bugüne laik toplumlarında bile din toplumsal yaşayışta kişiler arası ilişkilerde ve kişinin ruhsal hayatında hala önemli bir kurum olmaya devam etmektedir. Eskiye oranla üstün kudretini biraz kaybetmiş görünmekle beraber kişi dinde sükunet, huzur, güven ve manevi doyum bulmaktadır. Buda kişinin ruh sağlığı, hayata bağlılığı, olaylar karşısında dengesini kaybetmemesi bakımından önemlidir.

Dinsel inançlarını kaybetmiş veya bu inançları sarsılmış bir çok kimse vardır. Aynı sarsıntı toplumda kişilerin sahip olduğu sosyal ve kültürel değer hükümlerinde de görülmektedir. Özellikle Türkiye gibi bir çok köklü inkılap geçiren ve hızla kabuk değiştirmekte olan toplumlarda eski ile yeni değer hükümleri bir çok hallerde yan yana gelip çelişme ve çatışmalara yol açabilir. Genç ailesini çok eski kafalı ailesi de genci çok havai bulabilir. Genç bir taraftan arkadaşları gibi yaka paça açık gezmek ister bir taraftan da evinde hakim değer hükümlerine itaat etmeye gayret eder. Bu sarsıntılar ve zıtlıklar arasında kendine en uygun ve zararsız yolu seçebilmesinde, bu karşılığa uyum sağlayabilmesinde psikolojik yardıma ihtiyaç duyacaktır. (Tan, 1992; s.86)

1.3. FELSEFİ TEMEL

Psikolojik yardım kavram ve faaliyetlerine vücut veren bir kaynakta felsefedir. Toplumun insana verdiği değer ile psikolojik yardım faaliyetleri arasında bir ilişki vardır.

Felsefe bilimlerin anasıdır. İnsanoğlu kendisini ve evreni tanımaya çalışırken bir çok gözlemlere ve akıl yürütmelere başvurmuştur. Sağlam gözlem ve deneylerden genellemelere gitmiş kanun ve kurallar çıkartmıştır. Bu suretle ana bilimler ve bilim dalları ortaya çıkmıştır. Her bilim alanı teoriler kurma aşamasında felsefi ve yargısal kararlara dayanmaktadır. Bu sebeple bilim ve felsefe arsında daima sıkı bir ilişki vardır. Felsefe bir bilim dalında o bilim dalının ulaşmaya çalışacağı uzun vadeli amaçları verir. Yani bilinenlerle bilinmeyenler arasında köprü kurar. İnsan denen varlığın davranışlarını keşfetmekle uğraşan psikoloji bilimi de aynı şekilde felsefeden doğmuştur. Aynı genel kurallara dayanarak bilinmeyenler bölgesine girip bilinenler alanını genişletmektedir. Yapacağı tahlil teşhis ve tedavi amaçları dayandığı felsefi görüşe göre bütünlük ve anlam kazanır.

Bireyci ve Toplumcu Görüş

İnsan davranışlarıyla ilgili felsefi görüşler genellikle iki grupta toplanır:

Bireye dönük yani kişiyi merkez olarak alan görüşler ve topluma dönük yani toplumu merkez olarak alan görüşler. Birinci grup görüşler daha çok bireyin kişisel mutluluğu, ahengi ve her şeyden önce kendi özüne karşı olan sorumluluğu üzerinde durur. İkinci grup görüşler ise daha çok toplumun istek ve ihtiyaçları üzerinde durur.

Birinci grup görüşler bireycidir ve demokratik hayat tarzına ait kavramlar üretir. İkinci grup görüşlerde ise toplumcu kavram ve değer hükümleri hakimdir.

İşte psikolojik yardım anlayışı, bu iki grup felsefi görüşe göre kendi amaç ve metotlarını düzenlemek durumundadır. Rehberlik ve danışma kişinin kararlar vermesine seçimler yapmasına yardım eder. Kişinin hür iradesine dayanan bu kararlar ise en çok demokratik bir düzende kendini gösterir.

Her şey toplum için olamayacağı gibi her şey birey için de olamaz. O halde rehberlik ve danışma faaliyetleri bireyin gelişip olgunlaşması ile toplumun istek ve ihtiyaçlarını en dengeli bir şekilde bağlama çabasındadır. Toplumcu görüşlerde rehberlik ve danışmanın en geniş fonksiyon alanı meslek rehberliğidir. Bunun sebebi bireyi topluma katkısı olan bir üretim unsuru olarak görmesidir.

İkinci dünya savaşında önem kazanan varoluşçu felsefe, insanla ilgili yeni bir görüş getirmektedir. Bir çok şeyin süratle değişmekte beklenmedik gelişmelerin ortaya çıkmakta ve yeni bir savaş korkusunun bireyi kuşatmakta olduğu bir dönemde bireyi bu güvensizlik ve kaygı çağından varoluşçu felsefe çıkarmaya çalışmaktadır. Tüm bu sorunlar karşısında insanın bir birey bir kişi olarak varlığını korumasına yardım eden bir felsefedir.

Rehberlik programı, kendine hizmet ettiği toplumun benimsediği temel felsefeye göre amaçlar çizmek ve çalışmak zorundadır.

Eğitim Felsefesi

Toplumun benimsediği genel felsefi kavramlara göre ortaya çıkan bir de eğitim felsefesi vardır. Psikolojik hizmetler, eğitim programının ayrılmaz bir parçası olduğuna göre bu hizmetlerin dayandığı temel de benimsenen eğitim felsefesinin dışında kalamaz.

İki ayrı eğitim felsefesi belirlenebilir:

Gelenekçi eğitim felsefesi, gelişimci eğitim felsefesi. Gelenekçi felsefe konuya dönük bir eğitim görüşüdür. Öğretilecek konular konuyu öğreneceklerden daha önde gelmektedir.

Gelişimci eğitim felsefesi ise çocuğa dönüktür. John Dewey’e göre önemli olan müfredat değil çocuğun varlığıdır. Psiko-sosyo-biyolojik bir varlık olan çocuğun öz yaşantısı onun öğrenmesinin temel dayanağıdır. Demokratik bir toplumda rehberlik ve danışma faaliyetlerinin temel taşı kişiye verilen üstün değerdir. Demokratik bir toplum bireyin yeteneklerini hem kendisi hem de toplumu için iyi ve yararlı bir şekilde geliştirmesi için imkanlarını sağlamakla kendini sorumlu görmektedir. Ancak bu suretle toplum ilerleyip gelişebilmektedir. O halde her birey kendi imkan ve sınırlarını kavrayarak kendi bütünlüğüne ulaşabileceği, “kendini gerçekleştirebileceği” bir ortamı bulmalıdır. Bir ülkenin eğitiminde ki psikolojik hizmetler programı, amaçlarını bulunduğu toplumun temel felsefesinden alır.

Rehberlik ve danışma programı, her bireyin büyüyüp gelişmesine, kendi imkan ve sınırlarına anlayıp kavramasına ve bir yurttaş olarak yetişmesine hizmet edecek gerekli fırsatları ve yardımları sağlamaya çalışır.

Özetlemek gerekirse psikoloji hizmetlerinin felsefi temelleri kısaca şöyle belirtilebilir. Rehberlik ve danışma programı için kişi üstün bir değere sahiptir ve her birey kendine has bir bütündür. Bu programın amaçları hem toplumun ideal ve ihtiyaçları hem de bireyin en iyi şekilde büyüyüp gelişmesi ortaya çıkmaktadır. Tüm bu amaçlara ulaşabilmek için felsefenin daima çaba harcadığı akılcılığı, yani bilimsel metotları kullanır. Bu çalışmalarda rehberlik ve danışma eğitimin ayrılmaz bir parçası ve onun bir tamamlayıcısıdır. Bu hizmetler yalnızca problem kişilerle uğraşmaz, her bireyin en iyi şekilde gelişmesine yardım için çalışır.

(Tan, 1992; ss.87-91)

KAYNAKLAR:

BAKIRCIOĞLU, Rasim. Rehberlik ve Psikolojik Danışma, Turhan Kitabevi; 1994

KUZGUN, Yıldız. Rehberlik ve Psikolojik Danışma, ÖSYM Yayınları; 1995

ÖZOĞLU, Süleyman Çetin. Eğitimde Rehberlik ve Psikolojik Danışma, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara; 1997

TAN, Hasan. Psikolojik Danışma ve Rehberlik , MEB Yayınları, İstanbul; 1992

Öğrenci Kişilik Hizmetleri & Rehberlik

ÖĞRENCİ KİŞİLİK HİZMETLERİ VE REHBERLİK

İkinci Dünya Savaşı, birçok bilim ve teknik alanlarında yeni buluş ve gelişmelere yol açmıştır. Savaş sonrası dünyamızın sosyal hayatında da, bu yeni gelişlere paralel olarak, birçok hamleler, değişmeler ve gelişmeler olması çok tabiidir.

Savaşın feci yıkıntılarını ve moral çöküntülerini yaşamış dünya toplumları, savaş sonrası, açlık ve sefaletten uzak, barış ve kardeşlik içinde, daha mutlu ve müreffeh bir dünya yaratabilmek için yeni buluş ve gelişmelerden insan yaşayışının her alanında yararlanma faaliyetlerine girmişlerdir. Her ferdin, kendisine, toplumuna ve insanlık alemine en yararlı olabilecek şekilde, sahip olduğu potansiyeller içinde, kendinin optimum seviyeye kadar geliştirerek insanca, daha mutlu ve zengin bir hayat yaşama hakkı olduğu fikri toplumlarda yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu temel fikir ve toplumların daha da ilerleyip gelişme özlemleri, genç kuşakların eğitimine olan dikkatleri iyice arttırmıştır.

“Muasır milletler seviyesi” üstüne çıkabilme çabaları içinde olan Türk toplumu da, aynı amaçlarla, en güçlü ve medeniyet aleminin en dinamik toplumlarının savaş sonrası eğitim-öğretim sistemlerindeki gelişme ve uygulamalarıyla yakından ilgilenmiştir. Kendi eğitim sisteminde de ona göre gelişmeler yapma çabasına girmiştir.

Özellikle 1950’lerden sonra üzerinde sıkça konuşulup yazılan rehberlik kavramı, okullarımızda çocuklarımızın sadece kuru bilgiler yüklenerek yetişmeleri yerine, kişiliklerini kazanmış, kabiliyetlerini işleten, edindikleri bilgileri günlük hayat çözümlerinde kullanabilen, akılcı, yaratıcı, yapıcı, duygu ve düşünceleri dengeli yürüten, sevgi dolu, hoşgörülü, milli kültürel değerlerine sahip vatandaşlar olarak gelişmelerini sağlamak için eğitim sistemimizin bir parçası olmaya başlamıştır.

ÖĞRENCİ KİŞİLİK HİZMETLERİ

Okul denen eğitim kurumu,toplumda genç kuşaklara öğretilecek şeylerin “düzenli ve etkili” bir şekilde “yetkili” kimselerce verilmesi amacıyla ortaya çıkmış ve gelişmiştir. O halde okul, esas itibariyle, genç kuşaklara, kişinin ve toplumun muhtaç olacağı düşünülen bilgi ve becerileri “tedris ettirmek” (öğretmek) amacına yöneliktir. Bu faaliyetler öğrenci/öğretmen ekseni etrafında döner.

Öğrenci/öğretmen arasında cereyan eden öğretim faaliyetlerini daha kolaylaştırmak ve etkili hale sokmak için yapılan diğer bir grup faaliyetler daha gelişmiştir. Bu faaliyetler grubu da “yönetim faaliyetleri”dır. Asıl amaç öğretimdir.

Zaman,çağımıza doğru ilerleyip de “örgün” eğitim görme işi, toplumun her tabakasından fertlerin hakkı sayılınca, okullar her çeşit kabiliyet,ilgi ve ihtiyaçtaki ve sosyo-kültürel yapıdaki çocuklarla dolmaya başladı. Psikolojideki yeni bulgularda,. Kişiler arsında geniş ferdi farklar olduğunu ve çocukların eğitiminin bu ferdi farklar dikkate alınarak yapılması gerektiğini ortaya koydu. Bu durumda, okullardaki öğretim ve yönetim faaliyetlerinin öğrenciyi tüm bir varlık olarak eğitme işine yeterli olamadığı görülmüştür. Bu suretle, okullarda bir üçüncü faaliyet grubu ortaya çıkmıştır.

Bu grup; öğrenci secimi ve okula alıştırılması, öğrenci sağlık işleri, öğrenci kol faaliyetleri, disiplin işleri, beslenme ve barınma durumu, burs ve mali yardım, sosyal faaliyetler, öğrencinin kişisel, mesleksel, eğitsel ve dinsel sorunlarında kişisel yardım ve benzeri faaliyetleri içine alır. Bu faaliyetler, öğrencinin tüm ve toplumun derecede gelişip büyümesi için gerekli ortamı hazırlayan faaliyetlerdir. Okuldaki bir üçüncü faaliyet grubuna ise Öğrenci Kişilik Hizmetleri denir.

KİŞİLİK HİZMETLERİNİN UZMANLIK MESLEĞİ OLMA NİTELİKLERİ

Yukarıda kısaca işaret edilen zorunluluklardın doğmuş olan Öğrenci Kişilik Hizmetleri, bugün birçok yönlerden gelişerek eğitim sistemi içinde bir “uzmanlık” dalı halene geliş bulunmaktadır. Hasıl bir uzmanlık dalı olmuştur?Okullarda Öğrenci Kişilik Hizmetlerinin durumunu inceleyen Wrenn ve Darley bir iş dalının uzmanlaşmış bir meslek olup olmadığını ortaya koyabilmek için şu ölçütleri saymaktadırlar:

1. Mesleğe alınacakları seçerken ve yetiştirirken belli bir “standartlar takımının” uygulanması,

2. Mesleği oluşturan iş grupları adlarının ve tanımlarının belirginlik kazanması,

3. Mesleğin kendine has birtakım özel bilgi,beceri ve teknikleri geliştirmiş olması,

4. Mesleğe başlarken ve mesleğin icrasında bazı meslek standartlarının, hiçbir zorlamaya lüzum kalmadan,. Kendiliğinden yürütülmesi,

5. duyduğu bir ihtiyaca cevap“Meslek” bilincinin ve meslektaşlık gruplarının oluşmuş olması,

6. Meslek mevcudiyetinin yasal olarak tanınması,

7. “Meslek ahlakı”nın oluşmuş olması,

8. Mesleğin, toplumun ihtiyaç vermesi.

Yazarlar, bu ölçütleri Öğrenci Kişilik Hizmetleri dediğimiz uzmanlık faaliyetleri grubuna uygulanmakta ve şu sonuca varmaktadırlar. Mesleğe gireceklerin seçiminde ve yetiştirilmelerinde üniversitelerde belli standartlar oluşmuş bulunmaktadır. Meslekte; danışmanlık, rehberlik koordinatörlüğü, okul psikologu gibi iş grupları oluşmuştur. Meslek, kendine has anlayış, kavaram, bilgi ve beceriler, araçlar geliştirmiştir. Mesleğe ait dernekler kurulmuştur. Meslekte çalışanlar arasında “meslektaşlık” bilinci gelişmiştir. Mesleğe yeni başlayacaklar bazı sınavlardan geçirilmekte ve kendilerinden bazı diploma ve sertifikalar istenmektedir. Meslekte çalışanlar, çalışmalarda bazı meslek ahlakı, adabı ve kuralları geliştirmişler ve bunlara uygun çalışmaktadırlar. Öğrenci Kişilik Hizmetleri, genç kuşakların eğitiminde önemli bir ihtiyacı karşılamaktadırlar. 1949 yılına kadar bu alanda elde edilen bulgulara bakan yazarlar, o halde, diyor, Öğrenci Kişilik Hizmetleri, uzmanlık mesleği olma yoluna girmiş ve süratle uzmanlık mesleği niteliğini kazanmaktadır. 1949’da varılan bu yargı, bugün tamamen kesinlik kazanmış bulunmaktadır. Öğrenci Kişilik Hizmetleri, bugün artık eğitim sistemi içinde bir grup uzmanlık faaliyetleridir.

KİŞİLİK HİZMETLERİ VE REHBERLİK

Görülüyor ki kişilik hizmetleri, eğitimin ayrılmaz bir parçası olmakla beraber, yönetim ve öğretim faaliyetlerinden ayrı, kendine has bir hizmetler grubunu oluşturmaktadır. Aynı şekilde Rehberlik da, kişilik hizmetleri içinde öğrencinin seçme, kara verme ve uyum sağlama problemlerinin çözümüne kişisel olarak yardım eden bir hizmetler grubundur. Meyrs “Rehberlik” teriminin, asıl amacı ferdin seçmeler yapmasında ve kendi kişisel gelişmesinin azami derecede etkileyecek olan hareket yolunu izlemesi hususunda ferde kişisel olarak yardım etmek olan kişilik faaliyetlerine saklanmasının önermiştir. Jones,Seymour, Roeber,Smith ve Erickson, Mahıney gibi yazarlar da Rehberliği, kişilik hizmetlerinden ayırmaktadırlar.

Bir yazarın dediği gibi öğrenci kişilik hizmetleri ve rehberliğin mahiyeti, meslekteki elemanlar arasında haylice aydınlığa kavuşmuş olmakla beraber, meslek dışında olanlar için bazı tereddütler görülebilir. Downing, bir orta yolu tutmayı tercih etmektedir. “Öğrenci kişilik hizmetleri” veya “Rehberlik hizmetleri” tabirlerinin kullanılması, okulda verilen hizmetlerin tabiatına, sayısına ve kapsamına bağlıdır. Hizmetler yerinin ve orada çalışanların kişisel tercihlerine göre bir terimlerden biri kullanılabilir, yeter kil hizmetler kaliteli ve hizmeti verenler yeterli olsunlar demektedir. Bununla beraber ikisi arasındaki farkı belirtmekten de geri durmamaktadır. Öğrenci kişilik hizmetleri rehberlik hizmetlerinden daha geniş hizmetler grubunu kapsar; rehberlik hizmetleri yanında, sağlık, öğrenci devamı, sosyo-psikolojik servisler ve öğretim ve yönetim dışında kalan daha birçok servisleri de içine alır, demektedir.

VARILAN SONUÇLAR

Öğrenci kişilik hizmetleri ve Rehberlik hizmetleri üzerinde buraya kadar yapılmış olan tanımlara ve açıklamalar ışığında ortaya çıkan fikir v genellemeleri şöylece özetlemek mümkündür:

1. Kişilik hizmetleri ve rehberlik hizmetleri, modern eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır.

2. Kişilik hizmetleri, okuldaki öğretim ve yönetim faaliyetlerinden ayrı bir hizmet grubudur.

3. Kişilik hizmetleri, kişinin azami derecede öğrenmesine ve gelişmesine imkan verecek ortamı sağlamayı hedef edinir.

4. Rehberlik, kişinin yeterli “seçimler” yapması, “kararlar” vermesini ve ”uyumlar” sağlaması hususunda kişiye ferden yarım eden kendine özgü bir hizmetler grubudur.

5. Öğretim ve yönetim faaliyetlerinden belirgin şekilde ayrı nitelikler gösteren bu “uzmanlık faaliyetleri, kendine özgü kişilik hizmetleri anlaşışı içinde” sistemli, sürekli ve organize bir yönetim ister.

REHBERLİĞİN ANLAMI

Rehberliğin anlamı üzerinde yıllardan beri çok şeyler söylenmiş ve rehberliğin çeşitli tanımları yapılmıştır. Günümüzde bile rehberlik bir çok kişilere ayrı ayrı anlamlar vermektedir. Rehberliğin anlamı hakkındaki anlatımların her birinde kuşkusuz bir gerçek payı vardır. Ancak, bunlardan hiçbirinin henüz tek başına rehberlik kavramının bütünü ile kapsayacak genişlikte ve yeterlikte olduğunu söylemek zordur. Nitekim, yapılan bir literatür taraması sonucunda rehberliğin yüzden fazla değişik tanımının yapıldığı saptanmıştır. Bu tanımlar arasında önemli ayrılıklarla birlikte geniş binişiklikler de gözlenmektedir.

Rehberlik alanında tanınmış uzmanlardan bazıları rehberlik kavramının açıklamaya çalışırken rehberliğin ayrıca bir tanımının vermekten kaçınmaktadır. Bu uzmanlar rehberlik kavram ve uygulamalarının sınırlı kelimeler içinde yeterli bir biçimde tanımlayabilmenin zorluğuna dikkati çekmektedir. Aslında, bir ölçüde her bilimsel alışma alnı için geçerli olan bir tanımlama zorluğu, disiplinler arası bir çalışma alanı olarak hızla gelişen rehberlik için daha da belirgin durumda ortaya çıkmaktadır.

Rehberlik kavramı ile ilgili anlatımlar arasında geniş ayrılıkları neden olan türlü etmenler ve dolayısı ile rehberliği tanımlamada karşılaşılan türlü sorunlar vardır. Bunların bazıları şöylece özetlenebilir:

1. Kavram ve uygulamaları ile, rehberlik ve psikolojik danışma hareketi yenidir. Rehberlik kavram ve uygulamalarının dayandığı değişik kuramlar vardır. Bu kuramlar arasında ise geniş görüş ayrılıklar bulunmaktadır.

2. Rehberlik başlangıçta eğitim sürecinin içinde onu tamamlayan bir boyut olarak yer almış ve günümüzde de en yaygın rehberlik ve psikolojik danışma uygulamaları eğitimde sürdürülmektedir. Ancak, bugün psikolojik danışma ve rehberlik ile, eğitim sürecinin öteki boyutları arasındaki ilişkilere tam olarak henüz belirtilememiştir.

3. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında görev yapın personel arasında gördükleri eğitim ve kazandıkları uygulama tecrübeleri bakımındın geniş ayrılıklar vardır.

4. Rehberlik disiplinler arası bir çalışma alanı olarak insan davranışları ile ilgilenen öteki bilim dallarından geniş ölçüde yararlanmaktadır. Gerek davranış bilimlerindeki hızlı gelişmeler, gerekse bilim dalı olarak psikolojik danışma ve rehberlik alanında yapılan yeni araştırmalar, uygulamaları sürekli olarak etkilemektedir. Bu şekilde, rehberlikte kullanılan deyim v kavramlar hızla değişmekte ve çok kısa sürede eskimektedir.

5. Rehberliğin yanı sıra, kişiler arası ilişkilerde bireye psikolojik yardımı konu edinen Psikoloji ve Psikiyatri gibi alanlar, çeşitli dalları ile hızla gelişmektedir. Ancak, benimsenen kavram ve uygulamalar bakımın8dan bu alanlar arasında geniş binişi klikler gözlenmektedir. İşte,psikolojik danışma ve rehberlik ile öteki yardım alanları arasındaki ilişkilerin ve sınırların henüz belirlenememiş olması da rehberliğin anlamım ile ilgili kavramsal karışıklıkların bir başka nedenini oluşturmaktadır.

Buraya kadar yapılan açıklamalarla rehberliğin anlamı ile ilgili bazı kavramsal karışıklıklara dikkati çektikten sonra, şimdiye kadar yapılan çeşitli tanımlardan örnekler alarak bu tanımların ortak yanlarının belirtmek yararlı olabilir.

BAZI TANIM ÖRNEKLERİ

Rehberliğin anlamı üzerindeki tartışmaları zenginleştirmek, tanımların ortak yanlarının görmek ve bu şekilde bazı genellemeler gitmek amacı ile birkaç rehberlik tanımı aşağıda verilmiştir:

v Rehberlik seçimler ve uyum yapmada, problem çözmede bir kişinin diğerine verdiği yardımdır.(Jones, 1963;s.8)

Rehberlik problem çözebilmesi, bağımsız halev gelebilmesi ve içinde yaşadığı toplumun sorumlu bir üyesi olabilmesi için bireye verilen yardım sürecidir.(Glanz, 1964; 5)

Rehberlik, demokratik ortamv içinde bireyin kapasite ve yeteneklerini en uygun biçimde geliştirmeyi amaçlayan ve uzman kişilerce verilen tüm eğitim programının bir parçası olarak sunulan hizmetlerdir.(Mortensen ve Schmuller, 1966; s .3)

Rehberlik kendiniv anlaması, ev, okul ve topluma en iyi uyum yaparken kendi kendini yönetebilmesi için bireylere yardım etme sürecidir.(Miller, 1968; s.7)

Rehberlik kendiniv ve kendi dünyasını anlaması için bireye yardım etme sürecidir.(Shertzer ve Stone, 1971; s.40)

Rehberlik,ferdin en verimli bir şeklide gelişmesi vev tatminkar intibaklar sağlamasında gerekli olan tercihleri, yorumları, planları yapmasına ve kararları vermesine yarayacak bilgi ve hünerleri kazanması ve bu tercih ve kararları yürütmesi için ferde yapılan sistemli v profesyonel yardımdır.(Tan,1975; s.13)

En geniş anlamında rehberlik bir insanın başkav bir insana ya da gruba, o insanın ya da grubun en iyi bir biçimde yaşamasına, insanların kendilerini gerçekleştirmelerine en elverişli yolları bulabilmeleri için yapılan yardımlardır.(Baymur, 1975; s. 6)

Rehberlik, bireyinv yeterlilikleri v yetenekleriyle en üst düzeyde gelişerek gereksinmelerini doyurmasında, benliğine uygun rol kavramları geliştirerek çevresindeki durumlarla ilişkisinde uyum sağlaması için gerekli problem çözme, karar verme, bilgi ve becerisini kazanmasında; benlik kavramı ile bağdaşan doğal ve toplumsal “gerçeği” içinde bir öğrenen olarak anlamlı ve mutlu bir yaşam sürdürmesinde, bireye profesyonel kimselerce yapılan bilimsel ve sistematik yardım sürecidir. (Öz oğlu, 1977; s.50,51) vb..

Bazı Genellemeler

Tanımların çoğunda ortak olarak kullanılan bu sözcüklerden hareket ederek rehberliğin anlamında temel olabilecek şu genellemeler sıralanabilir:

1. Rehberlik bir süreçtir,

2. Rehberlik bireye yardım etme işidir,

3. Rehberlik yardımı bireye dönüktür,

4. Rehberlik bilimsel ve profesyonel bir yardımdır,

5. Rehberliğin esası bireyin kendini gerçekleştirmesine yardım etmektir.

REHBERLİĞİN AMACI

Rehberliğin anlamı, ilke ve kavramları, bütünü ile rehberliğin amacını yansıtırlar. Ancak, ayrı bir başlık altında rehberliğin amacını özetlemek gerektiğinde bunu rehberlik kuram ve uygulamaları ile erişilmek istenen bir sonuç olarak alma zorunluluğu vardır. Rehberlik çalışmaları ile erişilmek istenen bir sonuç olarak, rehberliğin amacı bireyin kendini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Günümüzde, kendini gerçekleştirme genel olarak psikolojik danışma ve rehberlik alanındaki tüm hizmetlerin amacı olarak kabul edilmektedir.

Psikolojik danışma ve rehberlik yardımının amacı olan “kendini gerçekleştirme” rehberlik alanında benimsenmiş, son yılların önemli kavramlarından biridir. Kendini gerçekleştirme, bireyi bir bütün olarak ele alan ve özellikle normal bireyin gelişimini inceleyen “hümanistik psikoloji”akımının geliştirdiği bir kavramdır. Üzerinde çok çalışılmış olmasına karşın bu kavram halen karmaşık bir kavramdır. Kendini gerçekleştirme kavramı ile ilgili bütün açıklamaları ve değişik görüşleri burada sıralama olanağı yoktur.

Kendini gerçekleştirme kavramının gelişimine çok kişinin katkısı olmuştur. Ancak, bu kavramın bugünkü düzeye erişmesinde Maslow (1954) ile Rogers’ın (1961) katkıları büyük olmuştur. Kendini gerçekleştirme Maslow tarafından geniş şekilde işlenmiş ve insan ihtiyaçları arasında en yüksek düzeydeki bir ihtiyaç olarak sıralanmıştır. Buna göre, insanın davranışlarına yön veren an güdü insanın kendini gerçekleştirme güdüsüdür. Rogers, kendini gerçekleştirme kavramı ile aynı anlama gelen “tam verimlilik” kavramının kullanmıştır. Bu iki kavramdan kendini gerçekleştirme kavramının, bir deyim olarak psikolojik danışma ve rehberlik literatüründe daha yaygın bir biçimde kullanıldığı görülmektedir.

Günümüzde psikolojik danışma ve rehberlik çalışmaları ile erişilmek istenen bir sonuç gibi kabul edilen kendini gerçekleştirme kavramı, başlangıçta soyut bir kavram olarak algılanmış ve geniş biçimde eleştirilmiştir. Bunun için, kendini gerçekleştirme kavramı üzerinde geniş araştırmalar yapılmış; kendini gerçekleştirmekte olan insanın çeşitli özellikleri sıralanmıştır. Bu özellikler bakımından uzmanlar arasında tam bir anlaşma sağlandığı söylenemez. Çünkü, listelenen özellikler arasında geniş binişi klikler bulunduğu gibi belirgin ayrılıklar da dikkati çekmektedir. Burada, rehberlik uygulamalarına ışık tutacağı düşüncesi ile kendini gerçekleştirmekte olan bireylerin genellikle kabul edilen ortak özelliklerinden bazılarını sıralamak yeterli olabilir.

Kendini gerçekleştirmekte olan bireyin taşıdığı özellikler, aslında, psikolojik sağlığı yerinde olan çağdaş insanda bulunması gerekli özellikleridir. Bu özelliklerden genel olarak benimsenen bazıları şöylece özetlenebilir:

Kendini gerçekleştirmekte olan birey daha yeterli bir kişiliğe sahiptir; daha verimlidir. Kim olduğunu gerçekteki bir gözle algıladığı gibi kim olabileceği hakkında daha tutarlı bir görüşe sahiptir. Kendini gerçekleştirmekte olan birey hem kendisi hem de başkaları hakkında iyi düşüncelere sahiptir; insan değerlerine saygı duyar; onları benimser ve geliştirir. Kendini gerçekleştirmekte olan birey zamanının iyi kullanır; geçmişten daha çok geleceğe dönüktür; yaratıcıdır. Kendine saygı duyar ve kendini olduğu gibi kabul eder; duygularının açığa vurmaktan kaçınmaz. Kendini gerçekleştirmekte olan birey değişmeye ve yeni yaşantılara açıktır. Kendini, değişmekte olan bu gerçek dünyanın yine değişmekte olan bir parçası gibi görür, vb..

Kendini gerçekleştirme, birey için, kuşkusuz yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Her bireyin belirli her dönemde belirli bir gerçekleşme düzeyi vardır. Bu gerçekleşme düzeyinin zaman içinde olumlu yönde gelişmesi beklenir. İşte, psikolojik danışma ve rehberlik yardımının amacı da yukarıda sıralanan özellikler bakımından bireyin bu gerçekleşme düzeyini geliştirmek ve en uygun seviyeye çıkmasını sağlamaktır.

Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinden yararlanan birey sonuç olarak şunları başarabilir:

Kendiv yetenek ve ilgilerini, eğitim olanaklarını, içinde yaşamakta olduğu toplumun beklentilerini ve meslekleri tanımış olabilir.

Özyapısından gelen ya dav doğal ve toplumsal çevresinin etkileri sonucu ortaya çıkan sorunlarını görebilmeli ve bunları çözümleyebilmelidir. Bedensel, devinişsel, bilişsel ve duyuşsal sorunlarının olası çözüm yollarını inceleyen, bu yollardan uygun olanı kendi özgür iradesi ile seçebilmelidir.

Başkaları ile iyi ilişkilerv kurabilmeli, yaşama karşı olumlu bir tutum göstermelidir.

Boş zamanlarınıv en uygun biçimde kullanabilmek için gerekli anlayış ve görüşü edinmiş olmalıdır. Görülüyor ki rehberlik ve psikolojik danışma; eğitimin amaçladığı kişinin bir bütün olarak gelişmesine, kendini gerçekleştirmesine de yardım eden bir hizmet olarak bilinmektedir.

REHBERLİK SERVİSLERİNİN KURULMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

1. Rehberlik servislerinin kurulduğu okullarda hizmetin gereği gibi yürütülmesinden okul müdürü birinci derecede sorumludur. Servis, bu alanda ihtisas yapmış veya hizmet içi kurslarda kendini yetiştirmiş bir Rehber Öğretmenin yönetiminde bulunan, bu hizmet için 6okulda bir oda ayrılmasına çalışılır. Servislerde, okulun öğrenci sayısına göre istekleri göz önünde tutularak yeteri kadar grup rehberi öğretmen görevlendirilir.

2. Rehberlik servislerine, özellikle yöneticiler, eğitim şefleri ve sınıf öğretmenleri ile eğitsel kol rehberi öğretmenler yardımcı olurlar ve gerekli hususlarda rehber öğretmenlerle sıkı işbirliği yaparlar.

3. Rehberlik çalışmalarında okul-aile birlikleri ve okul koruma dernekleri başkanları, il rehberlik büroları ve rehberlik servisleri bulunan başka okullar ilgilileri ile de işbirliği yapılabilir.

4. İlgili okullarda rehberlik konusundaki yayın ve dökümanlar özel bir kitaplıkta bulundurulur ve ilgililerin istifadesine sunulur.

5. Okul Müdürleri, kuruluş hazırlıkları sırasında öğretmenler kurulunu toplayarak, ekte gönderilen rehberlik esasları hakkında nottan da faydalanmak sureti ile rehberlik servisinin fonksiyonlarını açıklayacaklar, bu hizmetlerin başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için şart olan işbirliği ruhunu uyandıracaklardır.

6. Danışman rehber ve grup rehberi öğretmenler okul müdürü tarafından istek ve formasyonları dikkate alınarak seçileceklerdir.

EĞİTİM, ÖĞRETİM, REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ

“Eğitim”, bireyin davranışında kendi yaşantısı yoluyla istendik davranışlar kazandırma sürecidir. Eğitimin amacı, bireyin kendisini gerçekleştirmesi, kendine ve topluma yararlı hale gelmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm bulma,problem çözme yeteneğinin kazandırılmasıdır.

Öğretim Ve Rehberlik Hizmetleri

Öğretim öğrencilerin “bilişsel”yeteneklerinin;rehberlik ise “duyuşsal” yeteneklerinin geliştirilmesine ağırlık verir. Öğreti; “gruplara; rehberlik ise doğrudan doğruya “bireylere” ilişkin bir hizmettir. Öğretim birey kendi dışında olup olaylar,durumlar hakkında bilgi aktarır. Rehberlik ise bireye kendini tanıtma,kendine ve topluma yararlı ve uyumlu olmada gerekli davranış ve değerler geliştirmesine yardım eder. Rehberlik kişinin iç dünyasına, öğretim ise dış dünyaya yönelir. Rehberlik hizmetleri bireyin gönüllü olarak katılımını gerektirir. Öğretim ise hedef aldığı grup için zorlayıcı olma özelliği sahiptir. Öğretimin konusu programlarla belirlenmiştir, rehberliğin konusu ise bireyin özel gereksinimlerine yöneliktir.

Çağdaş eğitim, bireylerin bilişsel yeteneklerinin yanı sıra duyuşsal yeteneklerinin de geliştirilmesi yer vermesi ve bireylerin davranışlarına yönelik olması nedeniyle temel amaçlarla birleşmektedir. Öğrenci kişilik hizmetleri eğitim süreci içinde, öğretim dışında kalan öğrencileri ve eğitimi destekleyici hizmetler olarak düşünülebilir.

Program Geliştirme ve Rehberlik Hizmetleri

Program geliştirme ile uğraşan uzmanlar, bireylerde geliştirilmek istenen “istendik davranışları” ve bu davranışların kazandırılması için gerekli “öğrenim yaşantılarını” saptarlar, daha sonrada programın etkinliğini, davranışların istenilen doğrultuda gelişip gelişmediğini değerlendirme yöntemleri ile kontrol ederler.

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uzmanının Katkısı

Program geliştirme ekibine danışmanların katılması geliştirilecek programların psikolojik boyutları yönünden yararlı olmaktadır. Danışmanlar çocuk gelişimi, akademik başarı, genel ve özel yetenekler, çevre koşullarının akademik başarıya etkileri, öğrenme ilkeleri,psikolojik testler gibi konularda yetişmiş olması yönünden program geliştirme faaliyetlerine katılmakta ve önemli bir rol oynamaktadır. Danışmanlar, alanları ile ilişkili olarak “geliştirici rehberlik”le uğraşanları dolayısıyla öğrencilerin temel gereksinimlerini ve davranış kazandırma yöntemlerini yakından bilirler. Okul programlarında yer alan tutum,istek ve davranışların değerlendirilmelerini de bilmektedir.

Okul öğretim programı, ders dışı programlar ve çeşitli derslerle ilgili sürülen fikir ve duygulara ilişkin yaşantıları vardır. Mesleki tarama ve mezunları izleme çalışmaları ve ilgili araştırmalar dolayısıyla çalıştığı toplumdaki ekonomik ve eğitsel değişiklikler konusunda sürekli olarak çevre ile temas halindedirler. Bu nedenle,okulun bireysel ve toplumsal gereksinimleri tatmin edip etmediğini değerlendirilebilir. Söz konusu durumlarda program değişiklikleri, bilgi,öneri, ve ipuçları verebilir. Bütün bunlar danışmanın program geliştirme grubu içinde aktif bir yol oynamasının gereğini vurgulamaktadır.

Danışmanların Program Geliştirmeye Katkı Getireceği Temel Aşamalar

Program geliştiriciler, “hedefleri”bireylerde eğitimle geliştirmek ve gerçekleştirmek istedikleri davranış örüntülerini saptarken,toplumun bireyden beklediklerini,bireyin toplum içinde uyumlu bir şekilde yaşaması ve değişen toplumda yeni sorunlara çözüm bulabilmesi için ne gibi davranışların gerekli olduğunu belirlerler (Ertürk 1972). Aşağıda program geliştirme süreci içinde,danışmanların özellikle katkı getirecekleri temel aşamalara değinilmiştir.

• Bireye kazandırılması gereken davranışlar belirlenirken program geliştiricinin temel hedefi bireydir. Bu aşmada belli bir yaş ve gelişim düzeyindeki öğrencinin davranış örüntülerinin ve yaşam boyu gereksinim duyacağı davranış örüntülerin neler olması gerektiği konusunda, program geliştirme uzmanları ile işbirliği yapması gerekir. Programlardaki konulara ilişkin bilgilerin öğrencilerin gelişim düzeyleri,yetenek,alışkanlık,tutum ve ilgileri doğrultusunda olması yönünden bu işbirliğine zorunduk vardır.

• Program geliştirme çalışmalarının ikinci aşaması,”öğrenim yaşantılarının”nasıl olması gerektiği saptanırken de psikolojik danışma ve rehberlik uzmanının da yardımı gereklidir. Öğrenci, öğrenim yaşantılarından doyum sağlamalıdır. Bireysel doyum kişiyi yeni öğrenmeye güdüler. Öğrenim yaşantıları bireyde doyum sağlamıyorsa gelecek öğrenme yaşantısı için istekli olmaz. Öğrenim yaşantıları bilişsel amaçlarla ilgili olmakla birlikte duygudan büsbütün arınık değildir. Bu nedenle öğrenme yaşantıları,öğrencilere dönük,gereksinimlerinin giderecek nitelikte ve öğrencilerin,öğrenim düzeylerine ilgi,tutum ve değerlerine uygun ve geçmiş yaşantıları ile de tutarlı olmalıdır.

• Program geliştirme sürecinin üçüncü aşaması, uygulanan program sonuçlarını değerlendirilmedir. Uygulanan programın bireylere kazandırmayı öngördüğü istendik davranışların ne derecede kazanılıp kazanılmadığı program uygulamasının “etkinlik”derecesini belirleme aşaması olan bu aşamada iki uzmanlık alanı birbirinden karşılıklı yararlar sağlar.

• Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin “sonucu izleme” aşmasında elde ettiği, okulu bitiren yada terk eden öğrencilerin hangi üst okula gittikleri ,nerede çalıştıkları,buralarda ne derece başarılı olduklarına ilişkin bilgilerde okul programlarının etkinliği hakkında program geliştiriciye önemli fikirler verir ve program eksik yönlerini görmeye ve tamamlamaya yardımsı olur.

Eğitimde Rehberlik Hizmetlerinin Öğrencilere Katkıları

Öğrenciler kendi yeteneklerini,güçlü ve zayıf yönlerini ve içinde yaşadığı toplumun özelliklerini ve beklentilerini bilmek ve bilinen noktaların ışığında kendilerine en uygun kararları vermek ve topluma uyum sağlamak zorundadırlar.

Eğitim süreci içinde,okul rehberlik ve kişilik hizmetlerinin katkıları aşağıda özet olarak belirtilmiştir.

Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri,bireysel değerlendirme,psikolojik danışma ve bilgi verme gibi öğrenciler yönelik temel hizmetler yolu ile bireyin kendini ve içinde yaşadığı fiziki ve sosyal çevreyi,genel ve özel yeteneklerin ilgilerin güçlü ve zayıf yönlerini daha iyi tanımlamalarına olanak verir. Kişi bu bireysel yardımların ışığında olanakları kendisi ve toplum için en iyi bir şekilde kullanmaya,olumlu yetenek ve ilgilerini daha çok geliştirmeye çalışır,kendisi ve çevresi ile ilgili gerçekçi bilgilerin ışığı altında geleceğe yönelik amaç ve planlar geliştirir. Rehberlik hizmetleri bu konularda da bireye yardım eder. Öğrencilerin utangaçlık,çekingenlik,sinirlilik,çabuk heyecanlanma veya korku gibi öğrenmeyi ve kişisel uyumunu engelleyici duygusal durumlarında bireye psikolojik danışma yöntemleri ile yardımcı olur.

Bireyin kendini tanıması,genel ve özel yeteneklerini,ilgi ve yeteneklerini,ilgi ve yetersizliklerini bilmesi yanında,dış çevreye ilişkin izlenimleri başkalarının da kendisini nasıl gördüklerini bilmesi gerekir. Öğrenci ancak,böyle iki boyutlu bir bilgi birikimi ile kendisi hakkında gerçekçi bir “benlik” imajı geliştirebilir.

Mesleki rehberlik,bireyin kendi yetenek,ilgi,beklenti ve koşullarına en uygun bir meslek seçmesine ve bu meslek için hazırlanmasına ve ekonomik bir varlık olmasına yardım eder.

Eğitsel rehberlik hizmetleri öğrencilerin,okul eğitim programında,kendi yönelim amaçlarına en uygun ders ve branşlar seçmelerine yardım eder.

Okul öncesi kişilik hizmetleri,bireyleri gözleme,inceleme ve değerlendirme yolu ile üstün yetenekli çocukları ve özel eğitim görmesi gereken çocukları zamanında belirleyerek,bu çocukların azami düzeyde gelişmelerini sağlayacak özel programlara girmelerine ve gerekli önlemlerin alınması konusunda da çocuklara,okula,öğretmenlere ve velilere yardımcı olur.

Danışman ve Öğretmenlerin Öğrencilere Etkileri

Bir kurum olarak etkili bir okulda,temel ilgi “öğretimin” vurgulanması şeklindedir. Okulun birincil amacının öğretim olduğu,okulun öğretim için var olan bir kurum olduğu ve okulda her şeyin öğretime katkı derecesine göre değer kazandığı taraflarca kabul edilir ve çeşitli ortamlarda vurgulanır. Okulun asıl işi olan öğretim ise öğretimin yönlendirme,denetim ve planlanması altında öğretmen-öğrenci etkileşimi ile gerçekleşir.

Etkili okulla ilgili kaynak ve literatüre göre,öğretmenlerin öğretimde “yeterlik duygusu” içinde olması öğrenci başarısında etkili olmaktadır. Yeterlik duygusu düşük olan öğretmenler, çocukları öğrenmeye güdeleyememektedir. Okuldaki normlar inanç,tutum ve uygulamalara ilişkin “okul kültürü” ile öğrencilerin ırk,sosyal sınıf, önceki akademik başarı,cinsiyet,fiziksel görünüm,konuşma kalıpları ve kişileri gibi “öğrencilere ilişkin bireysel özellikler” öğretmenlerin öğrencilere yönelik kişisel tutum ve beklentiler geliştirmelerine neden olmaktadır.

Öğretmenlerin farklı davranışları,öğrencilere kendilerinden neler beklenildiği konusunda “mesajlar”iletmekte öğrencilerin “benlik algısı” ve “başarı güdüsü” ve okuldaki “öğrenmelerinde” etkili olmaktadır. Öğretmenlerin bu tavır ve davranışları süreklilik gösterir, öğretmen ve öğrenci bu beklentileri değiştirmezse, bu tutum ve davranışlar öğrencinin başarı ve davranışını şekillendirmekte, sonuç olarak öğretmenin yüksek beklenti geliştirdiği öğrenciler başarılı,buna karşılık düşük beklenti geliştirdiği öğrenciler ise başarısız olmaktadır.(Proctor 1984;Brobhy And Good 1986).

Okul rehberlik programı ve danışmanlar öğretmenlerin eğitin ve öğretim çalışmalarını çeşitli yönlerden destekleyen bir nitelik taşır. Araştırma sonuçları okul rehberlik programlarının öğretmen-öğrenci ilişkilerini geliştirdiği,okulda öğrenci başarısını ve yüksek öğrenime devamı artırdığı okuldan ayrılım oranını düşürdüğü göstermektedir.

Rehberlik programı, öğretmen ve velilerin öğrencilerin gelişme sürecini ve her gelişme aşamasının problemleri hakkında bilgi ve anlayış sahibi olmalarına,dolaylı da öğrencilere yardım etmektedir.

Öğrencilerin Desteklenmesi Gereken Gereksinim Alanları

Öğretmen danışman, ana-baba ve velilerin öğrencilerde desteklenmesi gereken konular vardır. Öğrencilerin gelişim içinde en çok hangi alanlarda “yardıma gereksinimleri”olduğuna ilişkin araştırma sonuçları aşağıda özetlenmiştir.

• Verimli ders çalışma ve iş yapma yollarını öğrenmek,

• Başkaları ile iyi insan ilişkileri kurabilmek,

• Duygu ve heyecanlarını olgunlaştırarak iyi bir ruh sağlığına sahip olmak,

• Kendisine en uygun mesleği seçmek,

• Kendisine en uygun mesleği seçmek;

• Kendisine bir yaşam felsefesi,uygun toplumsal ve sosyal değerleri kazandırmak;

• Mutlu bir yuva kurabilmek,bir aile üyesi olarak aile ilişkilerini geliştirmek,

• Estetik,kültür ve güzellik alanlarında gerekli beceri ve bilgilere sahip,sevimli bir kişilik geliştirmek,

• Uygun dinlenme ve boş zaman etkinliklerini öğrenmek,toplum yaşamını kavramak ve gerekli hoşgörüye sahip olmak;

• Beden sağlığını geliştirmesini ve korunmasını öğrenmek.

Gelişimde Ergenlik Dönemi Ve Problemleri

Bireyin gelişim süreci içinde “ergenlik” döneminin özel bir yeri vardır. Ergenlik çağında süratle değişmelerin meydana gelemsi ve süratle değişmelere hızla uyum sağlamasına gereği, oldukça kısa olan bu yaşam dönemini bazı sorunlarla yüklü hale getirmektedir. Ergenlik döneminde gençlerin belli başlı problem kaynakları aşağıda özetlenmiştir.

• Ergenlik döneminde çocukta olan bedensel ve fizyolojik değişmeler,birden bire uzayan kollar ve bacaklar, sivrilmiş burun,incelik ve kalınlık arasında bocalayan çatlak bir ses,kabaran göğüs,yüzdeki sivilceler ve ölçüsüz ve süratle büyüyen organlar çocuk için sıkıntı ve utanç kaynağı olmakta, bir süre çocukta durgunluk ve dolaşlık yaratmaktadır.

• Bu dönemde, birer “erkek “ve “kadın” olmaya başlayan ergenlerde,fizyolojik doğal gelişmeler genci bir taraftan karşıt-cinsle ilişkiler kurmaya zorlarken,bir yandan da bu ilişkilerin nasıl yapılacağı ve cinsel konularda toplumun koyduğu kuralları bilmemeleri gençler için problemler yaratmaktadır.

• Ergenlik çağında,evden ve otoritelerden kurtularak bağımsızlığını kazanmaya çalışır. Ancak, çocuk olmayan ama henüz yetişkin de sayılamayan genç, bedenen yeter kuvvetle olsa bile,ekonomik yönden bağımsızlığına ulaşamamıştır ve ailesine bağımlıdır. Acele kararlar ve kesin hareketlere eğilimli olacak kadar yaşam tecrübesi olmayışı,bağımsızlık arzusu,genci,çeşitli yollarla otoriteye karşı gelmeye yöneltir.

• Ergen,akran ve arkadaş gruplarına girmeyi ,bir gruba ait olayı ve gruplarda kendi benlik kavramına uygun düşen bir rol alayı ister. Değer yargısı olarak arkadaşlarının fikir ve hareketleri,onun için aile ve öğretmenlerin düşüncelerinden daha önemlidir.

• Çocukluktan gençliğe ve yetişkinliğe geçerken genç,karşıt-cinsle ve akranları ile ilişkiler kuran,bağımsız bir birey olarak bir yaşam felsefesi geliştirmek ve hayatına yön vermek zorundadır.

Öğretmen ve Danışman İlişkileri

Öğrenciler bütün bu gelişme alanlarında yardıma gereksinim duyarlar. Rehberlik ve psikolojik danışma programı,bir taraftan bireye bu konularda yardım yapmaya çalışırken,bir taraftan da okulda çocukla doğrudan ilişkileri olan öğretmen ve idarecileri,rehberlik anlayışı ve teknikleri konusunda bilgilendirme ve birlikte çalışmak için uğraşır.

Rehberlik programı,öğretmenlerin öğrencilerde,ilerde problem haline gelebilecek patolojik davranım belirtilerini erken teşhis etmeye karşı duyarlığını artırır. Bu suretle öğrenmenin birey ve toplum için olabilecek problemleri “önleyicilik” rolünü artırmış olur.

Öğretmenin,sınıfındaki öğrencilerin bireysel olarak,sağlık durumlarını,bedensel ve ruhsal gelişimlerini,yetenek,ilgi,ihtiyaç ve problemlerini,geldikleri sosyal ve aile çevresini bilmesi ve öğretim etkinliklerini bireysel farklara göre yapabilmesi öğretimi etkili hale getirir .okul rehberlik programı,bireysel olarak her çocuk hakkında bilgiler toplar ve bu bilgilerden öğretmenlerde yararlanır. Gereğinde bir çocuk hakkında daha ayrıntılı bilgi toplanması hususunda öğretmene yardım eder. Öğrencilerin toplu dosyalarında sistematik olarak toplanan bu bilgiler öğretmenlerin çocuklar hakkında bilgi ve anlayışı artırır ve öğretmene çok zaman kazandırır.

Bireysel olarak,öğretimin,sınıfındaki problemi olan ve yetkisini aşan öğrencileri,gerektiğinde danışmana havale etmek suretiyle,zamanını öğretim işlerine yöneltme olanağı bulacaktır.

Öğrenci kişilik hizmetleri,öğretmenler,idareciler,veliler ve çevredeki kurumlar arasında bir çeşit ilişki hizmetleri de yapabilir.

Okul Yönetimi İle Danışman İlişkileri

Okul yönetimi konusunda yapılan araştırma bulguları,etkili okulların yönetici güçlü liderleri olduğunu ortaya koymaktadır. Okulda öğretimin geliştirilmesinde okul yöneticisinin liderliği önemli bir etkendir. Okul liderliği sadece okul müdürü ile sınırlı kalmamakla beraber yönetici üzerinde merkezileşir. Etkili okul yöneticileri,zamanının çoğunu sınıflarda ve diğer eğitim ortamlarında öğretim sorunları ile ilgilenerek geçirmekte,temel ilgi alanını öğretim sorunları olarak kabul etmektedir. Bu tür okul yöneticisi okuldaki kişisel “rolünü” öğretim lideri olarak görmektedir. Öğretim liderliğini bir göstergesi de okuldaki tüm etkinliklerin öğretimin geliştirilmesine dönük olarak bütünleştirilmesidir.

Öğretmenlerin algılarına göre,okul yöneticileri,öğretim liderliğinde başarılı olabilmeleri, öğrencilere daha çok zaman ayırabilmeleri için günlük bazı işlerini yardımcılara devretmesi,sınıfta olup bitenleri bizzat sınıfları ziyaret ederek görmesi ve sürekli olarak öğrenci ile temas halinde olması,yöneticilerin ilk elde kazanmaları gereken davranışlar olarak belirtilmiştir (Balcı 1993).

Okuldaki hizmetler, “yönetim”, “eğitim-öğretim” ve “öğrenci kişilik hizmetleri” olarak örgütlenmiştir. Rehberlik programı, hizmetlerin bir bölümüdür ve çeşitli faaliyetleri ile okul yönetimi da hizmet etmektedir. Danışman okul içi yetiştirme çalışmaları ve giriştiği araştırma bulguları ile okul yöneticilerin rehberlik anlayış ve bilgilerin artmasına yardım etmektedir. Okul yönetimi personelinin bu anlayış ve bilgilerinin artmasına yardım etmektedir. Okul yönetimi personellerinin bu anlayış ve bilgileri yönetici-danışman arasındaki işbirliği arttırmakta okulda rehberlik çalışmalarını daha çok yer ve önem vermektedir. Yönetim desteği,rehberlik çalışmalarının etkili bir şekilde yürütülmesinde önemli bir etkendir.

Okul psikolojik danışma ve rehberlik servisinin, öğrencilerin genel ve özel yetenekleri,akademik başarıları,ilgi alanları ve motivasyon düzeyleri,genel ve bireysel problemleri gibi konularda yapacakları araştırma sonuçları,okulun eğitim öğretim çalışmalarını daha iyi düzenleyip yürütülmesine,daha uygun öğretim yöntemlerinin kullanılmasına ve çeşitli etkinlikler düzenlenmesine olanak vermektedir.

Rehberlik çalışmaları ile okulun çalışma biçimi,amaç ve kuralları velilere ve çevreye daha iyi yansıtabileceği için okulun çalışmaları çevrede daha iyi anlaşılacak onların okula karşı olan tutumlarının geliştirecek ve okulu destekleme eğilimlerini artıracaktır.

Öğrenci Velileri Ve Danışman İlişkileri

Öğrenci kişilik hizmetlerinin amacı öğrencilerin gelişmesine yardım olmakla birlikte, bu yardımı birçok kişi ve kurumaların işbirliği ile gerçekleştirebilmektedir. Öğrenciler,günlük 24 saatin sınırlı bir bölümünü okulda geçirmekte,zamanının çoğunu ise ailesi ile birlikte evinde geçirmektedir. Bu nedenle öğrenciye yapılacak yardımın etkili ve devamlı olabilmesi yalnız danışman, öğretmen ve yöneticilerin değil,velilerin de anlayış,destek ve beraberliğini zorunlu kılmaktadır.

Okulda öğrencinin aktif olarak öğrenmeye katılması, ödev,seminer,sınav vb. etkinliklerle başarısını gösterebilmesi durumunda,öğrenci başarısının pekiştirilmesi, ödül alması yada tanınması hiç değilse olumlu bir tepki ile dönüt alması gerekir. Öğrenci öğretime dönük etkinlikleri ile ödül ve başarı arasında bir ilişki kurmadır. (Dulganan 1986;Balcı 1993). Velilerin çocuklarına karşı olan tutumları bu yönden de önem taşır.

Araştırma bulgularına göre, öğretimin niteliğinin geliştirilmesinde ve istendik davranışların kazanılmasında velilerin katılım ve desteğinin önemli bir rolü bulunmaktadır. Öğrencilerin bireysel çalışmaya ve ödevlere ayırdıkları zamanla, başarıları arasında önemli bir ilişli bulunulmuştur. Okulların doğrudan öğrencilerin ev ortamlarını düzenlemeleri beklenemez. Öğrenme etkinlikleri veli destek ve katılımına gerektirir şekilde düzenlenirse bunun öğrencilerin gelişim ve başarısına etkili olduğu görülmüştür. (Thomas 1981; Chon And Rossmiller 1987)

Okul rehberlik ve danışma psikolojik danışma hizmetleri,sorumluları,öğrencinin genel ve özel,ilgileri,geleceğe yönelik düşünceleri,ders programları ve başarı durumları hakkında velilere açık bilgiler vererek çocukları hakkında aydınlatılmasında büyük yararı vardır. Böylece veli,aile için çok önemli olan çocuklarını daha gerçekçi bir gözle anlayarak,çocukları ile ilgili yanlış duygu ve düşüncelerden sıyrılacaktır. Bu anlayış sahip olan bir veli ile çocuğa arasında ki ilişkiler daha gerçekçi bir duruma gelecek bu durum okula olan ilgiye de artıracaktır.

Rehberlik servisi meslek veya iş seçme aşamasından çocuğun yetenek,ilgi ve nitelikleri ile çeşitli mesleklere ilişkin bilgilerle velileri aydınlatmak suretiyle çocuklarının uygun bir meslek seçmesine yardım edebilir. Böylece çocuğun meslek için gerekli olan eğitim ve öğrenimine,mesleğe girmesine velinin de anlayışlı olması,gayret ve katkıları sağlanmış olacak, çocuk ve aile umutlu olduğu bir alanda ileri ki öğrenim, iş veya mesleği önceden planya ve önlemler alma fırsatı bulunacaktır.

Okul rehberlik programı, özellikle problemi olan çocukların, problemlerinin giderilmesi çocuk-aile ilişkileri ve sürtüşmelerin düzeltilmesi için “aile görüşmeleri” yapar. Veli ile danışman, gerektiği çocuğun da katılması ile yapabilecek psikolojik danışmalar, velilerin anlayış ve bilgisini geliştirecek, çocuğa ve problemine karşı olumlu tavırlar geliştirmelerine yardım edecektir.

Psikolojik danışma ve rehberlik uzmanları, öğrencileri önemli düzeyde etkilemesi bakımından,aile içindeki ayrı yaşama, boşanma, geçimsizlikler,hastalık vs gibi durumlarda da ana-baba ile ilişki kurmak suretiyle onlara yardımcı olabilir. Bu suretle hem çocuğun,hem de ailenin ruh sağlığına olumlu katkılarda bulunabilir.

Okul rehberlik ve psikolojik danışma sorumluları,velilerle ilişkili olarak, okul çalışmaları,eğitimin amaçları,eğitimin amaçları,özürlü çocuklar, çocuk gelişimi,beslenme, ergenlik çağı ve gelişmeleri gibi konularda ilgili uzmanlarla “aile konferansları” düzenleyerek veliler yardım edebilir,anlayışlarını olumlu yönde etkileyebilir. Danışman çocuklar üzerinde yaptığı araştırma ve inceleme sonuçlarını genel çerçeve içinde velilere duyurma yolu ile de çocukların gereksinimleri,idealleri,motivasyon ve başarılarına karşı daha duyarlı hale gelmeleri sağlayabilir.

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANIN DAYANDIĞI TEMELLER

Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleriyle bireyin gelişimine anlamlı bir yardımda bulunabilmek,bu hizmetlerin sağlam, tutarlı temellere dayanmasına bağlıdır. Düzenli,sürekli ve bu işi kendilerine meslek edinmiş olan kişilerce yapılması gereken uzmanlık düzeyindeki bir hizmet,sağlam temellerden yoksun olmaz. Rehberlik ve psikolojik danışma,sağlam ,bilimsel temellere dayanmaktadır. Bunlar;felsefi,ekonomik ve toplumsal-ruhsal temeller diye sınıflandırarak incelenebilir.

FELSEFİ TEMEL

Bilimsel bulgular,bilimsel yöntemler aracılığı ile elde edilen gerçek yol göstericilerdir. Bununla birlikte,her bilim dalı,kuram oluştura evresinde,belli bir felsefi görüşe dayanmaktadır. Toplumlar da bu bilimsel bulguları,benimsemiş ya da benimsemeyi amaçlamış oldukları felsefi görüş doğrultusunda kullanılmaktadır. Bu nedenle eğitimin ayrılmaz bir parçası ve bütünlenmeyicisi olan rehberlik ve psikolojik danışmanın felsefi temelini,uygulamakta olduğu toplumun seçtiği yaşama biçimi belirleyecektir. Örneğin, diktatörlükle yönetilen bir toplumun eğitim kurumlarında,bugünkü anlamıyla rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri verilemez. Çünkü diktatörün bireye bakışı ile rehberlik ve psikolojik danışma görevlilerinin bireye bakışı uyuşmayacaktır. Ülkemiz toplumsal yaşam biçimi olarak,Atatürk’ün belirleyişi ve deyişiyle “çağdaş uygarlık eğitim seviyesinin üstüne çıkmamızı” sağlayacak olan demokrasiyi; “en çok yol gösterici” olarak da “bilim”i seçmiştir. Eğitimimiz ve ona bağlı olarak rehberlik ve psikolojik danışma uygulamalarımız,bu felsefi temele dayanmaktadır.

Demokratik yaşam biçimin temel niteliği,her bireyin,yeteneklerini,kendisine ve içinde yaşadığı topluma yararlı olacak biçimde geliştirilmesine elverişliliktir. Toplum,bu sorumluluğunu yerine getirince,her birey,kendi gizilgüçleri oranında uyumlu ve mutlu oma etkin bir toplumsal yaşam sürdürme olanağını elde edecektir. Böylece,Atatürk’ün,”öğretenleri cumhuriyet sizden fikri hür,irfanı hür,vicdanı hür nesiller ister.” Diyerek yaptığı uyarının gereği,rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin de desteği ile getirilmiş olacaktır.

Görülüyor ki toplumumuzun seçmiş olduğu yaşam biçimi ile rehberlik ve psikolojik danışmanın amaç ve ilkeleri arasında bir uyum bulunmaktadır. Her bireye eğitsel,mesleksel,kişisel rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerin götürülmesi ile hem bireysel,hem de toplumsal mutluluğun oluşturulması katkıda bulunulacaktır.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, rehberliğin amaç ve ilkeleriyle toplumun amaçlamış olduğu yaşama biçimi; dolaysıyla eğitim anlayışı, bir bütünlük göstermek durumundadır. Çünkü rehberlik ve psikolojik danışma,eğitim amaçlarının gerçekleştirilmesine yardım eden bir hizmettir.

Öğretim, eğitim yönetimi,rehberlik ve psikolojik danışma görevlileri,ortak bir temele dayanmak ve genelde,ortak bir anlayış çerçevesinde etkinlik göstermek durumundadır.

Özetle denilir ki rehberlik ve psikolojik danışmanın felsefi temelleri,uygulandığı toplumun eğitim felsefesinden ayrı olarak düşünülemez. Toplumun eğitim felsefesini ise,seçmiş olduğu yaşam biçimi belirlemektedir.

Toplumumuzun eğitim felsefesi ile rehberlik ve psikolojik danışmanın amaç ve ilkeleri arasında,herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yeter ki her ikisini de amaç ve ilkelere uygun olarak yaşama geçtirebilelim.

EKONOMİK TEMEL

Rehberlik ve psikolojik danışmanın dayandığı temellerden biri de toplumun üretim,değişim,bölüşüm tüketim yapısını ve işleyişini içeren ekonomidir. Kişi içinde yaşadığı toplumun üretim ilişkileri çerçevesinde kendi yetenek ve ilgilerine uygun bir yer edinme çabası göstermektedir. Bireyin sağlıklı bir kişilik bir geliştirmesinin ön koşulu,ekonomik bölüşümde payına düşeni elde edebilmesi ve her türlü gereksinimlerini,yeterli düzeyde karşılayabilmesidir.

Maslow’un düzenlediği gereksinimlerin aşamalandırılmasın da birinci sırayı oluşturan “bedensel gereksinimlerin giderilmesi”inde kişinin,özellikle ekonomik gücü etken olmaktadır. Kişinin ruhsal yardımdan yararlanarak gelişebilmesi,öncelikle bedensel gereksinimlerini karşılamış olmasına bağlı bulunmaktadır. Bunları sırasıyla;koruma,sevgi,saygınlık ve kendini gerçekleştirme gereksinimlerin karşılanması izlemektedir.

Kişinin toplumsal-ruhsal gelişimi sağlayan eğitim çabaları ile bunun yardımcısı olan rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinden beklenen verimin elde edilmesi,ekonomik etkenin gözden uzak tutulmamasını gerektirmektedir. Çeşitli nedenlerle gereği gibi beslenemeyen,barınamayan giyinemeyen bunların sonucu olarak da beden sağlığını koruyup geliştiremeyen diğer parasal gereksinimlerini karşılamayan kişiyi toplumsal uyumunu oluşturmada düşünsel gelişimini sağlamada büyük güçlükler beklemektedir.

TOPLUMSAL-RUHSAL TEMEL

İnsan ilişkileri,kişisel dayanakları içinde değerlendirilmesi,rehberlikte temel yaklaşımdır. Kişinin bilişsel,duygusal,devinimsel ve toplumsal gelişimi,büyük ölçüde toplumsal yaşam biçimine bağlı olarak gerçekleşmektedir. Bu nedenle burada,rehberlik ve psikolojik danışmanın dayandığı “toplumsal boyut”la ,bilişsel ve duygusal özellikleri anlatan “ruhsal boyut”, bir bütün olarak ele alınacaktır.

Okul gelişimi hızlı olduğu çocukluk,erinlik,ergenlik ve ilk gençlik çağlarında bireyi çatısı altında bulunduran bir kurumdur. Onun için, öğrenciye bu çağlarla ilgili gelişim gereksinimlerini karşılayabilecek nitelikte bir öğrenme ortamı,bir toplumsa-ruhsal ortam hazırlamak görevindedir. Okul, bu görevini yapmak için,toplumbilim,ruhbilim,toplumsal ruhbilim ve eğitbilim bulgularından yaralanmalıdır.

Rehberlik ve psikolojik danışmanın toplumsal-ruhsal temelleri; bireysel ayrılıklar;bireyde var olan ayrılıklar,cinsel ayrılıklar,öğrenme ortamı ve kişilik gelişimi çerçevesinde incelenebilir.

Bireysel Ayrılıklar

Bireyler arasında ayrılıklar;büyüme ve gelişmenin sınırlarını belirleyen kalıtımsal etkenleri çevresel etkenler oluşturmaktadır. Çevresel etkenler denince, en geniş anlamıyla,içinde yaşanılan toplumu niteleyen öğelerin;toplumun duyuş,düşünüş birliğini sağlayan davranışların;düşünce ve sanat ürünlerinin tümü akla gelmektedir. Bu çevreye,kültürel (toplumsal-ekonomik)çevre denmektedir. Kültürel çevre,belirli yaşam biçimlerini,alışkanlıklarını;tüm ekonomik,politik,eğitsel,dinsel,sanatsal kurum,kuruluş ve değerleri içermektedir.

Her birey,içinde doğup büyüdüğü kültürel çevreden eşit yararlanma olanağı verildiğinde,beslenme,barınma,güvenlik içinde olma,sevgiyi yaşam,saygınlık kazanma ve kendini gerçekleştirme gereksinimlerini ,bu çevrenin olanakları ölçüsünde ve kendi alabilirliği oranında giderebilmektedir.

Bireyin,kendi alabilirliği ölçüsünde gelişimini sağlayabilecek yeterlikteki bir çevreden yararlanması durumunda ortaya çıkabilecek ayrılıklar, doğal diyebileceğimiz bireysel ayrılıklardır. Çevresel eksiklikler ve aksaklıkların yol açtığı ayrılıklar ise,”yapay bireysel ayrılıklar”ı oluşturmaktadır.

Gereksinimlerini,doyurucu düzeyde ve dengeli olarak giderebilen birey,gelişebileceği kadar gelişme olanağını bulacaktır. Bu düzeyde bir gelişme başarıldığında,kişiler,ruh sağlığını bozan yerleşik eksiklik duygusunu;korku,kaygı,kin,nefret,kıskançlık gibi olumsuz duyguları yaşamaktan uzak kalacaklardır.

Öyleyse,rehberlik v psikolojik danışma çalışmalarını,kişinin,sorun çözme gücünü geliştirmesinde,belirli tutum ve davranışlar göstermesinde,iki temel etken olan kalıtım ve çevre ile ilgili bilimsel bilgilere dayandırmak gerekmektedir. Kalıtım bilim,kişiler arasında,gelişim hızı açısından ayrım bulunduğunu kanıtlamıştır. Doğal ve özellikle kültürel çevrenin,kişiyi düşünce duygu v e davranış düzeylerinde önemli ölçüde etkilediği de bilinen bir gerçektir. Ayrı kültürler,bireysel ayrılılara yol açmada önemli bir etken olmaktadır.

Bireyde Var Olan Ayrılıklar

Bireysel ayrılıklar gerçeği,bizi her öğrenciden aynı başarıyı beklememeye götürmekte ve eğitim uygulamalarının sadece orta,üst, ya da alt düzeydeki yeteneklerden birine göre ayarlanmasının,sakıncalı bir uygulama olacağı konusunda uyarmaktadır.

Gelişim ruhbilim,bireyin kendi yetenekleri arasında da ayrılıkların bulunduğu ortaya koymuştur. Buna göre,herkesten aynı başarı beklenemediği gibi,bir kişiden de her alanda aynı düzeyde başarı beklenememektedir.

Bu nedenle kişinin olabildiğince gelişmesine yardım edebilmek için,bireysel ayrılıkların yanında,kendisinde var olan ayrılıklarında kişiye tanıtmak gerekmektedir.

Kişinin kendi genel ve özel yeteneklerine,ilgilerine ilişkin bilgiler de ona verilecek rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde,anlamlı bir dayanak olabilmelidir. Örneğin,özgür,resim yapmada çok becerikli;hesaplamada orta düzeyde başarılı,müzikte ise,oldukça yeteneksiz olabilir.

Kişinin kendine özgü bedensel,bilişse,duygusal devinimsel ve toplumsal özelliklerini tanıması,bu özellikleri arasındaki ayrılıkları görmesi sağlanınca onun kendi benliği ile çevresi arasında bir uyum gerçekleştirerek gelişmesine,daha iyi yardım edilebilmektedir.

Cinsel Ayrılıklar

Kızlarla erkekler arasında bedensel,duygusal gelişim özellikleri;ilgiler,cinsel ve kimi toplumsal roller bakımından ayrılıkların bulunduğu bilinmektedir. Örneğin;doğuşta erkekler kızlardan genellikle daha ağırdırlar. Çocukluk çağında ise,her iki cinste,gelişim ve güç dengeleşmektedir. Kızlar ergenliğe,yaşıtları olan erkeklerden daha erken ulaşmakta ve erkekleri ağırlık bakımından geride bırakmaktadırlar. Kızlarda genellikle bedensel,devimsel,bilişsel,duygusal gelişim,ergenlik çağı boyunca yaşıtları olan erkeklerden bir iki yıl önce gitmektedir. Ergenlik döneminden sonra ise,bedensel güç bakımından erkekler kızları geçmekte ve bu ayrımı yaşamları boyunca korumaktadırlar.

Bu doğal ayrılıklardan başka kızlarla erkekler arasında bir de kültürel etkilerle oluşturulan ayrılıklar görülebilmektedir. Kültürel değerlerin,toplumsal kuralların etkisiyle kız ve ereklerin ayrı alanlara ilgi gösterdikleri,ayrı alanlarda daha başarılı oldukları gözlenmektedir. Bunun sonucu olarak toplumda kimi meslekler erkeğe kimi meslekler da bayana yakıştırılmaktadır.

Cinsel özgü kimi gelişim ve uyum sorunlarını da cinsel ayrılıklar yarattığı için, rehberlik ve psikolojik danışma çalışmalarında cinsel kimliğin kazanılmasına ilişkin bilimsel bilgilere de göz önünde bulundurulmalıdır.

Öğrenme Ortamı

Kişilik gelişiminde baş etmenlerden biri olan öğrenme,belli olanak ve koşulların bulunduğu bir ortamda gerçekleşmektedir. Öğrenme ortamı denildiğinde,başta okul olmak üzere,aile,arkadaş çevresi ve diğer toplumsal ekonomik çevreler akla gelmektedir.

Çocuğun,bilişsel,duygusal,devimsel ve toplumsal gelişiminde aile ilk ve önemli etkendir. Ailenin bu etkisi,yetişkinliğe değin,belirgin bir biçimde sürmektedir. Bu çevre çocuğun okula,arkadaş çevresine ve diğer toplumsal çevrelere uyumu, okul başarısı üzerinde etkisini göstermektedir. Ancak, ailede planlı,programlı bir eğitimden çok,genellikle anne babanın özel eğilimleri doğrultusunda bir eğitim uygulanmaktadır.

Her öğrencinin,alabilme gücü ölçüsünde ve yönünde gelişim göstermesi sağlamak için öğrencilerin tanınması,onlara uygun öğretim programların düzenlenmesi ne ölçüde gerekliyse,uygun bir öğrenme ortamının hazırlanması da o denli gereklidir. Uygun öğrenim ortamını maddesel ve toplumsal-ruhsal ortamlar oluşturmaktadır.(Bakırcıoğlu,1983).

Olumlu maddesel ortam dendiğinde;öğrenmeyi destekleyen derslik,derslikteki masa,sandalye,ısı,ışık,hava;derslik dışında gezilip görülmesi,yararlanılması gereken yerler;öğrenmede kullanılacak kitaplar,öbür araç-gereçler vb. akla gelmektedir. Maddesel ortam,toplumsal-ruhsal ortama alt yapı oluşturduğu ölçüde bir anlam taşımaktadır.

Olumlu toplumsal-ruhsal ortamı ise; öğrenme isteğini kamçılayan öğretmen-öğrenci,öğrenci-öğrenci,yönetici-öğretmen ve yönetici-öğrenci ilişkileri oluşturmaktadır. Olumlu anne-baba-çocuk ve okul-aile ilişkileri de ortamın belirleyicileridir.

Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin başarıyla yürütülebilmesi,eğitim kurumlarında,yukarıda özetlenen niteliklere sahip bir öğrenme ortamın yaratılmasına bağlıdır. Başka bir deyişle,rehberlik ve psikolojik ortamın yaratılmasına bağlıdır. Başka bir deyişle,rehberlik ve psikolojik danışma,böyle bir öğrenme ortamının bulunduğu okullarda amacına ulaşabilmektedir.

Bireye,olabildiğince gelişmesi ve kendini gerçekleştirmesi için ona karşın yardım etmek olanaksızdır. Bu gerçek,tüm öğrencilerin varlığına ve kişiliğine saygı göstermeyi gerektirmektedir. Öğrencinin öğreniminden sorumlu olanlar,ancak,onun gereksinimlerinden yola çıkarak özlenen yere ulaşabilecekleri unutmamak zorundadırlar.

Yakın geçmişteki araştırmalar,davranışlarda,bilişsel özelliklerde görülen bireysel ayrılıkların,normal dağılım eğrisine uygun olduğu yolundaki yargıyı yıkmıştır. Her normal bireye,gereksinim duyduğu ölçüde zaman ve uygun öğrenme ortamı sağlandığında bu kişilerin tümünün öğrenmeyi başardığı gözlenmiştir. Üstün yeteneklerle daha az yetenekliler arasındaki ayrımı,birinin öğrenmeyi başarması;öbürünün ise başaramaması oluşturmamaktadır.

İyi bir öğrenme ortamında öğretmen,öğrencisiyle sevgi,sevecenlik ve saygıya dayalı bir toplumsal-ruhsal ilişki kuran kişi konumunda olacaktır. Öğrencini kimi düşünce ya da davranışlara karşı olsa bile onun kişiliğine saygılı olduğunu,her durumda,tam bir kararlılıkla gösterecektir. İtilmedikçe,aşağılanmadıkça;sevgiyle,saygıyla kendilerine yaklaşıldıkça,hemen her öğrenciye ulaşabileceği bilicini taşıyan kişi olacaktır.

Bu nedenle,rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin,öbür temellerle birlikte iyi bir öğrenme çevresinin oluşturulmasında özellikle etken olan eğitim teknolojisine;gelişim ve öğrenme ruhbiliminde özellikle etken olan eğitim teknolojisine;gelişim ve öğrenme ruhbilimine,ilgili öğretim ilke ve yöntemlerine dayandırılması gerekmektedir.

KİŞİLİK GELİŞİMİ

Kişilik,bireyin bedensel ve devinimsel yapısının;bilişsel,duygusal ve kişisel-toplumsal tepki biçimlerinin,benlik oluşumun özgün,karmaşık ve devingen bir bütünüdür. Bu yapı,bireyin yaşamanın da yer almış ve yer almakta olan olumlu,olumsuz tüm etkenlerin izlerini taşımaktadır. Bireyin kişilik gelişimini;zaman içinde,bedensel özellikler,gizilgüçleri gibi kalıtımsal etkenler ile,ilişkide bulunduğu doğal,ekonomik ve kültürel etkenler sağlamaktadır. Bireydeki gizilgüçlerin ortaya çıkabilmesi,bunlar için gerekli çevresel olanakların varlığına bağlıdır. Aile çevresi;okul ve orada yaratılan öğrenme ortamı,bunların önde gelenleridir.

Dünyaya yeni gelen çocuğun kafasında,kendisine ve çevresindekilere ilişkin herhangi bir kavram bulunmamaktadır. Çocuk büyüdükçe,kendisini,çevresindekilerden ayırt etmeyi öğrenmeye başlamaktadır. Örneğin,parlamağını emerken hem ağzı,hem de parmağı ile ilgili duyumlar sağlamaktadır. Bir yiyeceğe kendi giysisine dokunduğunda ise,edindiği duyumların,kendi dışında bir varlıkla ilgili olduklarını anlamaktadır.

Çocuk,yılları geride bıraktıkça,daha çok sayıda kişi nesne ve olaylarla karşılaşacak;bunların,kendi gereksinimlerini gidermedeki yer ve önemlerini öğrenecektir. Bu yolla,kendisine ve karşıtlarına ilişkin yaşantıları çoğalan çocuk, “ben”, “benden ayrı”, “benimle ilgili” kavramlarını geliştirmeye ve güçlendirmeye başlayacaktır. Edindiği bu kavramlardan yararlanmak,kendisi için güvenli bir çevre oluşturmaya çabalayacaktır. Ne var ki çocuk bunu,bir aşına gerçekleştiremeyeceğini anlayacaktır.

Bağımsız bir kişilik kazanmak için özellikle ergenlik dönemi sonuna değin,yetişkin yardımına gereksinim duyacaktır. Bu konuda ona ilk ve en önemli yardımı yapabilecek olan anne ve babasıdır. Çocuğun bağımsız bir kişilik geliştirmesinde ikinci önemli bir etken de öğretmenin tutumudur. Öğrenci odaklı eğitim uygulayan öğretmenlerin öğrencilerinde daha çok bağımsız davranışların;öğrenci odaklı eğitim uygulamayan öğretmenlerin öğrencilerinde ise daha çok,bağımlı davranışların oluşturduğu saptanmıştır.

Çocuk,her yaşın gelişimi görevlerini yerine getirince,beklenen kişilik gelişimini gerçekleştirmiş olmaktadır.

Kişilik ve onun özünü oluşturan benlik gelişiminde, arkadaş çevresi de önemli bir etken konumundadır. Gerek çocukluk,gerekse ergenlik çağı gelişimi,arkadaş çevresinin de önemli izlerini taşımaktadır.

Benlik Gelişimi

Benlik, “bireyin ne olduğu, ne olmak istediği ve çevresince nasıl tanındığı konularındaki bilinçliliği”denmektedir. (Enç, 1980). Kişinin kendi iç dengesini kurmasında olduğu gibi,başka kişilerle başarılı ilişkiler geliştirilmesinde de en etkili öğe, kişiliğin özünü oluşturan benliktir.

Bugün,kişilik uyumsuzluklarını giderme ve ruhsal sağaltımı gerçekleştirme çalışmalarında ana sorun olarak,benliğin güçlendirilmesi ele alınmaktadır. Çünkü kişiyi ayakta tutan,onun benliğidir. Bu nedenle,aile ve okulda,bireyin kişiliğini geliştirme çabası sırasında da benliğin güçlendirilmesi baş amaçtır. Benliği güçlendirdikçe,kişi, çevresindeki sorunlarla daha kolay baş edebilmektedir. Benlik, en az, ergenlik dönemi sonuna değin süren bir çaba ile güçlenebilmektedir.

Güçlü bir benlik geliştirebilmek için birey;bebeklik,çocukluk ve ergenlik dönemlerinin her birinde duyduğu gereksinimlerini,doyurucu düzeyde ve dengeli bir biçimde gidermiş; bu dönemlere ilişkin sorunlarını, başarıyla çözmüş olmalıdır. Kişinin,çevre olanaklarından yararlanıp gizil güçlerini geliştirebildiği,kendini gerçekleştirdiği oranda benliğini güçlendirmiş olacağı söylenebilir.

Bireyin benlik gelişimi yeterli olup olmadığını, kendine soracağı “be kimim?” “nereye yönelmeliyim?” ve “neden?” sorularına vereceği yanıtlar belirlemektedir.(Geçtan, 1981). Bu sorulardan en zor olanı,”ben kimim?” sorusudur.

Bu soruya;ailesi ve içinde yaşadığı toplumun,kendisine gerekli gelişim koşullarını sağlamış olduğu kişi olumlu yanıt verebilir. Yoksulluk, kusurlu anne baba tutumları vb. olumsuzluklar,kişinin kendisini eksik ve güçsüz görmesine;çevresindekileri,birer düşman olarak algılamasına yol açabilmektedir. Bu ilk sorunun yanıtlamasını zorlaştıran ikinci bir neden, kişinin,sürekli olarak değişen bir çevrede yaşamak zorunda kalması ve çevrede,kimliğinin tutarlılığını koruyabilmede güçlük çekmesidir. Üçüncü bir nedeni ise,kişinin,bağımsızlığı değil bağımlılığı seçmesi oluşturmaktadır. Bağımsız davranabilecek bir gelişim göstermek üzere ise,dayanıklı duygusal yapıya sahip olmayı;girişilen eylemlerin sorumluluklarını yüklemekten kaçınmamayı sağlayacak bir bilinç gücünü gerektirmektedir.

Ergenlik dönemi,bağımsızlık kazanma konusunda en yoğun çabanın gösterildiği dönemdir. Ergen,çaba sırasında,birçok tutarsız davranış sergilemektedir. Bir yandan,benliğine kendi kararıyla yön vermek isterken öte yandan bağımsızlığın gerektirdiği sorumlulukları taşımakta güçlük çekmektedir. Bu çaba sonucunda,kimi ergenlerin,öz kimliklerinden vazgeçme pahasına,topluma bağımlı kaldıkları da görülmektedir.

Benliğini güçlendiren herkes,geliştirilmiş olduğu kendine özgü gerçeklik,olanaklık ve değer varsayımları ile varlığına ve dünyasına anlam kazandırmaktadır. Kişi,bu varsayımların yeterliliği oranında,gerçekçi yollar seçme olanağı bulmaktadır. Özellikle,hızlı değişen toplumlarda kişi,toplumsal değişmelerin gerektirdiği esnekliği göstermek zorundadır. Toplum içinde dengesini koruması,buna bağlıdır (Gençtan, 1981)

Eş duyumsal Gelişim

Eş duyum (empati), başak kişilerin ne duyduklarını ve ne yaptıklarını,onların açısından anlamak,onların kişisel dünyalarına girmek ve bu dünyalarını,onlara göründüğü biçimde duyumsamaktır.

Bir kişinin başka bir kişi ile eş duyuma girebilmesi,kendini,o kişi imiş gibi tasarlayabilmesine bağlıdır. Eş duyum sağlamada bu “gibi” koşulu,hiçbir zaman savsaklanmamalıdır. Çünkü kişi,eş duyumu gerçekleştirdiği sırada kendini iç göre kazanırken,karşıdakiyle özdeşleşmekten,onun sorunlarını kendi sorunu durumuna getirmekten de sakınmakta;kendi kimliğini ve bağımsızlığını karıştırmadan,karşısındakini anlamaktadır.

Kişi,toplumsal uyumunu büyük ölçüde,eş duyumla sağlıyor. Eş duyuma dayalı toplumsal etkileşimde kişiler,birbirleri içim anlamlı duruma geliyor. Bu nedenle eş duyum; “toplumsal algı”, “toplumsal duyarlılık” sözcükleriyle de karşılanmaktadır. Öğretmenlikte,rehberlik ve psikolojik danışma uzmanlığında ruhsal sağatımla ilgili iş ve meslek seçiminde bu yetenek,mutlaka aranmalıdır.

Başka kişilerin doğrudan gözlemleyemediğimiz iç yaşayışlarını, düşünce ve duygularını,çıkarsama,rol oynama ve duygu yayılması yoluyla anladığımız ileri sürülmektedir. (Ünal,1973)

Çıkarsama kuramına göre,bedensel anlatımlarımız,iç yaşamımızın birer işretidir. Kendi iç dünyamızı dışa vuran bedensel belirtileri başka kişilerde gördüğümüz zaman,bunlara bakarak,o kişilerin ruhsal durumlarına ilişkin yargılara varmaktayız. Örneğin,öfkelendiğimizde, kaşlarımızı çattığımızı,bağırıp çağırdığımızı,elimizi masaya vurduğumuzu;sevindiğimizde,bunu yüz çizgilerimizle yansıttığımızı,geçmiş yaşantılarımızdan biliyorsak,başkalarına gördüğümüz aynı belirtileri,bu doğrultuda yorumlarız. Yani,karşımızdakinin bize kapalı olan ruhsal (iç) yaşantılarını, kendi yaşantılarımıza göre yorumlamaktayız. Ne var ki kişiler ve kültürler arasında var olan pek çok ayrılıklar, böyle bir genellemenin,her zaman doğru olamayacağını göstermektedir.

Rol oynama, ya da rol alma,kuramcılarına göre,başka kişileri taklit ederek ya da kendimizi onların yerine koyarak,onların görüş açılarını kavrayabilir,onlardan beklenebilecek davranışları kestirebiliriz. Çocuklukta bedensel olarak oynanan roller,çocuk olgunlaştıkça karmaşıklaşmakta ve bilişsel olarak da oynamaya başlanmaktadır. Bu davranış,giderek simgesel bir nitelik kazanmaktadır. Oynanan rollerin sayısı arttıkça,genelleştirmelere çocuk,başkalarının kendisini nasıl gördüğüne,kendisine nasıl davrandığına ilişkin genel kavramlara ulaşmaktadır.

Çıkarsama ve rol oynama kuramlarını birleştirici bir yaklaşıma göre de kişi rol yoluyla,benliğini oluşumunu ve güçlenmesini sağlamaktadır. Sonra, buna dayanarak,çıkarsamada bulunmaktadır. Çıkarsamanın yetersiz kaldığı durumlarda ise, ya yeniden etkinliğine girişilmekte ya da gerçek bozulmaktadır.

Eş duyumu,duygu yayılması olarak görenlerden sullivan göre,çocuk ile ona bakan kimse arasında bir tür duygu geçişi ya da duygu kalıtımı anlamında duygusal bir bağ oluşmaktadır. Bu anlamdaki eş duyum, çocuk ile ona bakan yetişkin arasında bir iletişim sağlamaktadır. Sullivan,eş duyum en çok,çocuğun 6.ayı ile 27.ayı arasında önem taşıdığını ileri sürmüştür.

Yine bu görüşte olanlara göre,bir kişinin duygu ya da coşkusunun dış belirtilerini algıladığımız zaman aynı duygu ya da coşku,bizimde içimizde uyanabilmektedir. Örmeğin, acı çeken bir insanın haykırışları,içimizde üzüntü;korkan birisini,bizde de korku uyandırmaktadır. Gülen bir çocuk,bizi de güldürmektedir. İşte, nedenini de bilmek koşuluyla, başkasının duygu ya da coşkusunu yakalayıp kendimizde anlattığımız zaman, onunla eş duyum içinde olduğumuzu söylemekteyiz.

Eş duyumun niteliği,şimdiye değin deneysel olarak,yeterince araştırılmamıştır. Bununla birlikte,eş duyumun niteliğine ve ölçülmesine ilişkin var olan araştırma sonuçlarına dayanarak,bu konuda insanların,bir ölçüde eğitilebileceği söylenebilir. Bu amaçla yapılması duyarlık ve ayırt edicilik geliştirmek,ona kişiler arası ilişkilerin devingenliğine ilişkin bilgi ve deneyim kazandırmaktadır.

Her düzeydeki okulda, kendi düzeyine uygun olarak koşuluyla, etkin yöntemler kullanılmalıdır. Continue reading

rehberlik_hizmeti

Rehberlik Hizmetlerinin İşlevleri

Özellikleri ve sorunları farklı olmasına karşın normal bireylere götürülen temel rehberlik hizmetleri özürlü bireyler için de geçerlidir. Ancak kişisel, eğitsel ve mesleki rehberlik alanlarında yapılan bazı değişiklikler özürlü bireylerin gereksinimlerini daha iyi karşılamaktadır. Özürlü bireylere götürülecek rehberlik hizmetlerinin temel işlevleri aşağıda belirtilmiştir.1. Özürlülerin “ ilgilerinin” ve “yeteneklerinin” geliştirilmesine yardımcı olacak ve bireyi bu doğrultuda en fazla çabayı göstermesi için güdüleyecek etkinlikler, geziler, grup tartışmaları, kişisel görüşmeler vb. başlatmak ve artırmak. Continue reading

ozurlu_cocuklar

Özürlü Çocukların Rehberlik Gereksinmeleri

Özürlü Çocukların Rehberlik Gereksinmeleri
Her öğrencinin yeterlik ya da yetersizlikleri ne olursa olsun bireysel ve yaşam amacına erişebilmesi ve gizilgüçlerini kullanabilmesi, geliştirilebilmesi için yardıma gereksinimi vardır. Özürlü bireylerin farklı niteliklerinden dolayı onlara götürülecek rehberlik hizmetleri de normal bireylerden biraz farklı olacaktır.

Özürlü Çocukların Genel Nitelik ve Sorunları
Özürlü çocukların özürlerinden ve özürlü olmalarına karşı çevresindeki kimselerin aldığı tutumlardan dolayı daha sistemli, sürekli ve çeşitli alanlarda özürlü olmayanlara göre rehberliğe daha çok gereksinimleri vardır. Continue reading

Özel Eğitim Alanında PDR

Özel eğitim, bireyin bazı özelliklerinde meydana gelen zedelenme, normalden sapma, yetersizlik gibi özür ve engelleri nedeniyle, genel eğitimden yararlanamayan çocukların özel olarak geliştirilmiş program ve yetiştirilmiş personel ile özür ve özelliklerine uygun bir ortamında sürdürülen eğitim çalışmalarıdır. Continue reading