ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ 

Öğretmen, bir eğitim kurumunda bilgi, görgü ve yaşantıları ile çocukların veya gençlerin öğrenme yaşantılarına rehberlik eden veya yön veren kişi olarak tanımlanabilir. Öğretmen, öğrenmeyi kılavuzlayan kişidir. Çeşitli yöntem ve tekniklerden yararlanarak öğrenme yaşantıları düzenler ve öğrencilerin istendik davranışları kazanıp kazanmadığını değerlendirir.

 

Öğretmenlik, bazı özel yetenek ve yaratıcılığı gerektirdiği için bir sanattır. Aynı zamanda, öğretme metotları, psikoloji, sosyoloji, felsefe, eğitim psikolojisi gibi disiplinlerin bulgularının kullanılması açısından da bir bilimdir. Dolayısıyla öğretmen hem bir sanatçı, hem bir bilim adamıdır.

    B- ÖĞRETMENÖĞRENCİ  İLİŞKİSİ

        1- Öğretmen – Öğrenci  İlişkisinin  Önemi

Eğitim sistemimizin en stratejik parçası olan okul örgütünün önemli iki parçası öğretmen ve öğrencidir. Anaokulundan üniversitenin bitimine kadar süren eğitim hayatında, zamanın büyük bölümünü birlikte geçiren öğretmen ve öğrenci arasında dinamik bir ilişki vardır.

Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki, öğrencinin;

  1. Akademik başarısını,

  2. Mesleki tercihleri ve mesleki gelişimini

  3. Psiko-sosyal gelişimi ve ruh sağlığını büyük ölçüde etkilemektedir.

 

Öğrenciden beklenen, başarılı olmasıdır. Başarısızlık söz konusu olduğunda birçok sebep sıralanabilmektedir. Fakat başarısızlığın temelinde, öğretmenlerin mesleki tutum ve davranışlarının yattığını belirtmektedir. Öğretmende başarı beklentisi varsa öğrenciler daha başarılı olmaktadır. Karamsar ve öğrenciden beklentisi az olan bir öğretmenin sınıfında genel başarı düzeyi düşmektedir.

Öğretmenle öğrenci arasındaki ilişkiye bağlı olarak yön kazanan diğer bir konu da mesleki tercihlerdir. Öğretmenin gerek ders içi, gerekse ders dışında öğrenciyle olan duygu ve bilgi alışverişi, öğrencinin bilinçli ya da bilinçsiz olarak çeşitli mesleklere karşı ilgisinin yönelmesine, sempati duymasına yol açabilir.

 

Öğretmen öğrenci ilişkisinin, öğrenciye dönük etkilerinden en önemlisi psiko-sosyal gelişim ve ruh sağlığıyla ilgili olanıdır. Bugün birçok psikolog, histeri, cinsiyet sapıklıkları, gelecek hakkında duyulan korku ve endişe halleri, sabit fikirlilik,, ruhsal depresyonlar ve buna benzer birçok davranış bozukluklarını hep çocukluk yıllarındaki anormal şartlara, üzüntülere, endişelere bağlanabileceğini iddia etmektedirler. Çocukluk yıllarının okulda geçtiğini kabul edersek, onların ruhsal bozukluklarında öğretmenlerinde sorumlu olduğunu kabul etmek gerekir.

Öğrenciyi çok yönlü olarak etkileyen öğretmen, öğrenciyle ilişkilerine zarar verecek bazı davranışlar içinde bulunabilir. Bu davranışlar;

 

       

a-) Kendi barış ve huzuru için anlamsız kural ve sınırlılıklar koymak,

b-) Çocuklara karşı reddedici ya da aşırı koruyucu davranışlar geliştirmek,

c-) Onlara değer vermemek, aşağılamak,

d-) Haksız yere eleştirmek, başkalarıyla karşılaştırmak, alay etmek,

e-) Notu baskı aracı olarak kullanmak,

f-) Bütün ağırlığı öğretime vermek,     

g-) Mesleğini sevmemek,

h-) Davranış ve tutumlarıyla çocuklara uygun bir model olmamak.

 

Öğretmenden beklenen, öğrenciyle ilişkilerini geliştirmeye yönelik davranışlar sergilemesidir.

 1-İyi Öğretmen Öğrenci İlişkisinde Bulunması Gereken Özellikler

1-     Açıklık ve saydamlık

2-     Önemsemek

3-     Birbirine gereksinim duymak

4-     Birbirinden ayrı davranabilmek

5-     Gereksinimlerini karşılıklı olarak giderebilmek,

Özelliklerini içerirse, iyi bir öğretmen öğrenci ilişkisi kurulmuş demektir.Birçok öğretmen bu özellikler için hepsi güzel de, ben kendi sınıfımda bu tip ilişkiyi geliştirebilir miyim?, diyerek tepki göstermiştir. Yanıt büyük bir “Evet” dir. İnsan ilişkileri hiçbir zaman tam kusursuz olmayacağına göre her öğretmen gençlerle ilişkisini geliştirebilir. Böylece birbirilerine gerekli olduklarını anlarlar, ayrı ayrı hareket edebilirler ve ilişkileri böylece daha doyurucu olabilir. Tüm sınırlı olanaklara karşın  “okul” denilen sosyal kurum,  “eğitim”in yapılabileceği yaşamsal önemi olan bir yer olabilir. Bunun için öğretmenlerin etkili iletişim yöntemlerini öğrenmeleri gerekir.

Lindgren, öğrenci ve öğretmen arasındaki iletişim biçimini dört şekilde ele almaktadır.

 

1-tür ilişki biçiminde öğretmen öğrencilerle tek yönlü bir ilişki sürdürmeyi tercih etmektedir. Lindgren bu etkileşim biçimini “çok az etkili olan” iletişim biçimi olarak nitelendirmektedir.

2-tür iletişim biçiminde ise, öğretmen sınıftaki öğrencilerle teker teker karşılıklı olarak etkileşime girmektedir. Bu tür iletişim “kısmen etkili” olarak değerlendirilmektedir.

1-tür iletişim biçimi “etkili” olarak tanımlanmaktadır. Bu iletişim türünde, öğretmen öğrencilerle karşılıklı olarak etkileşime girmekte ve buna ilave olarak öğrencilerin de birbirleriyle etkileşime girmelerine imkan tanımaktadır.

ve son iletişim biçiminde ise, öğretmen kendisini öğretmenden ziyade sınıfın bir üyesi olarak görmekte ve üyeler arasında karşılıklı etkileşimi cesaretlendirmektedir.

Geleneksel okullarda öğretmenin tüm dikkati, işlediği konu, kullandığı yöntem ve sağlayacağı sınıf disiplini üzerinde yoğunlaşmakta, öğrencinin kendisi ve yaşadığı duygular öğretmenin dikkat merkezinin dışına çıkmaktadır.

Buna bağlı olarak, öğretmen-öğrenci ilişkilerinde formel bir yapı ortaya çıkmaktadır. Geleneksel tutum içindeki öğretmen, sınıf içerisindeki hakimiyetini kaybedeceği düşüncesiyle, öğrencilerle olan münasebetini asgariye indirmektedir, böylece görünüşte problem çıkmasını önlemiş olmaktadır. Öğrenmenin büyük ölçüde öğretmenin şahsi başarısına ve öğretmen-öğrenci arasındaki duygu bağının  kurulmasına bağlı olduğu düşünülürse, geleneksel tutumun yanlışlığı apaçık ortaya çıkmaktadır.

Yapılan araştırmalar ülkemizde öğretmen öğrenci ilişkilerinin daha çok geleneksel bir eğilim taşıdığını göstermektedir. Gökçe (1984) tarafından lise öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada öğretmenlerin öğrencilerle yeterli düzeyde ilgilenmedikleri ve ders haricinde öğrencilerle herhangi bir surette görüşmedikleri tespit edilmiştir. Kılıççı (1989) yaptığı araştırmada lise öğretmenlerinin öğrencileriyle sağlıklı ilişki kurma yönünde girişim azlığı gösterdiklerini bulmuştur. Selçuk ( 1989) tarafından yapılan bir başka araştırmada, öğretmen-öğrenci ilişkileri öğrencilerin duygu ve düşüncelerini öğretmenlerine açmaları açısından ele alınmıştır. Sonuç olarak, öğrencilerin duygu ve düşüncelerini öğretmenlerine açma düzeyleri çok düşük bulunmuştur.

REHBERLİK HİZMETİNDE ÖĞRETMENİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI

1-Öğrencilerini duruma alıştırır.

İyi bir öğretmen ders yılı başında hemen derse başlamaz. Örneğin bir öğretmen dersine ilk başladığı gün öğrencilerine kendisini tanıtabilir ve onların kendilerini tanıtmalarını sağlayabilir. Ders yılının ilk günlerinde  ders saatlerinin  bir sohbet şeklinde geçmesi ,öğrencilerle öğretmenin  birbirlerini  daha yakından tanımaları  ve derse alışmaları açısından çok yararlıdır.                     

 

2-Öğrencileri tanımaya çalışır.

İyi bir öğretmen her öğrencisinin farklı özellikleri, yetenekleri ve ilgileri olduğunu bilir ve buna göre davranır.

3-Öğrencilerin gelişimini sağlayan bir ortam hazırlar.

          İyi bir öğretmen öğrencileriyle ilişkilerinde karşılıklı saygıya, düşünce ve duyguların içtenlikle ortaya konulmasına özen gösterir. Kusurları da olsa, her öğrenciyi değerli birer varlık olarak görür.

 

              4-Öncelikleri ders konularına değil, öğrencinin kişilik gelişimine verir.

          Ders konularını öğrencinin kişilik gelişimini sağlamada bir araç olarak görür.

 

               5-Öğrencilerine bilgi verir.

          Bir öğretmen ders konularıyla günlük yaşam arasında bağlantı kurar.

 

               6-Öğrencilerin yalnız derse ilişkin sorunlarıyla ilgilenmez, diğer sorunlarıyla da ilgilenir.

          Lise son sınıf öğrencisi Kaan, devamsızdır. 12 yaşındaki Melisa derste hep pencereden etrafı seyretmektedir. Mehmet en ufak uyarıya bile çok kızar. Yavuz tartışmaya bayılır. Çok güzel bir kız olan Rana, birden bire okula bakımsız ve kirli giysilerle gelmeye başlar. İşte tüm bu davranışlar ve bunun gibi niceleri öğrencilerde bazı sorunların olgusunu belirten bir şeylerin yanlış gittiğini gösteren ipuçlarıdır. Bir öğretmen bu durumlarla karşılaştığın da öğrencilerini dinleyerek boşalmalarına, gereksinmelerinin azalmasına yardımcı olabilir. Genellikle öğrenciler böyle sıcak, yumuşak ve içten davranan öğretmenlerine karşı güven duymakta ve içlerini açarak yardım ve tavsiyelerini beklemektedirler.

 

              7-Özel yardıma gereksinim duyan öğrencilerle ilgilenir.

          İyi bir öğretmen, özel yardım gereksinen öğrencileri sorunları derinleşmeden yardım görmeleri için rehberlik uzmanına ya da başka ilgililere yollar.

 

               8-Öğrencinin ailesi ile görüşmeye isteklidir.

         Görevinin bilincinde olan öğretmen öğrencinin kendisine tanıtılması amacıyla tanınması ve gelişen sorunlarının çözülmesi için, öğrencinin ailesi ile görüşmenin, öğrenciyi aile içinde gözlemenin yaralarına inanır.

 

               

               9-Sınav sonuçlarına göre öğrenciyi değerlendirmez.

         Öğrencinin başarısını değerlendirirken geçmişteki başarısını, gelişimini ve olanaklarını da göz önünde tutar. Bireysel ayrılıklara karşı duyarlılık gösterir.

 

              10-Rehberlik görevlileriyle işbirliği yapar.

         İyi bir öğretmen, eğitimin okuldaki tüm görevlilerin ortak bir görüş ve anlayışla sağlayacaklarını, işbirliği sonucu gerçekleştirilebileceğini bildiği için öğrencileriyle ilgili bilgileri rehber öğretmen ve rehberlik uzmanıyla paylaşır.

SINIFTA DİKKAT SORUNLARI OLAN ÇOCUKLARLA ÇALIŞMANIN YOLLARI

 

1-     Çocuğun o gün neler yapılacağını önceden bilmesini sağlayacak ve hep uyulan bir sınıf düzeni geliştirin.

2-     Çocuğun öğretmenin gözü önünde, pencereden uzak ve tahtaya yakın bir yerde oturmasını sağlayın.

3-     Kendi başına yapılabilecek ödevleri, diğer çocuklardan ayrı bir köşede dikkati dağılmadan yapmasına izin verin.

4-     Çocuğun ödevlerini yaparken gerektiğinde ara vermesine olanak tanıyın. Bu aralara diğer çocuklardan daha sık ihtiyaç duyacaktır.

5-     Oyun saatlerini azaltma ve teneffüs iptalinden kaçının. Oyun saatleri çocuğun fazla enerjisinden kurtulması için iyi bir fırsattır.

6-     Farklı aktivite düzeyleri gerektiren dersleri gün içinde dağıtın. Müzik, Beden Eğitimi, Resim gibi yardımcı dersleri daha çok dikkat gerektiren Türkçe, Matematik gibi derslerin arasına koyun.

7-     Dikkat sorunları olan çocuklara serbest bir sınıf ortamı yerine kesin kuralları olan düzenli bir sınıf ortamı sağlayın.

8-     Ders çalışırken belli alışkanlıklar edinmelerini sağlayacak ve istenmeyen davranışlarını kontrol edecek  etkin bir sistem geliştirin. Ödül puanları, çocuğun başarısını grafikler ile göstermek, çocuğu çıkartmalar veya yıldızlar ile ödüllendirmek, çocuğu istenilen davranışları göstermesi için heveslendirecektir.

9-     Yeni şeyler öğretip, yanıtlar istemeden önce çocuğa sözel ya da görsel bazı ipuçları verin. Örneğin çocuğa yalnızca onun anlayacağı bir işaret vermek onu utandırmadan dikkatini anlatılana vermesini sağlar.

10- Uzun sürebilecek ödevleri küçük parçalara bölün. Böylece çocuğa bir işi tamamlamış olma duygusunu tattırmış olursunuz.

11- Çocuğun her zaman aynı performansı göstermesini beklemeyin. Çocuğun çabalarını sonuç mükemmel olmasa bile destekleyin.

12- Mümkünse derste işlediklerinizi ve ödevleri yazılı hale getirin. Bu bilgiler yazılı olursa çocuk ders sırasında dikkati dağılıp dinleyemediği konuları sonradan defterinden okuyabilir.

13- Çocuğun fiziksel aktivitesini uzun süreli (10-15 dk.’dan uzun ) kısıtlayan cezalar vermekten kaçının.    

DİKKAT SORUNLARI OLAN ÇOCUKLARA ÖĞRETMENLER NASIL YARDIMCI OLABİLİR?

 

          Dikkat sorunları olan çocuklarla çalışmak eğitimcilerin zamanını alır ve sabır sınırlarını zorlar. Öğretmenlerin bu çocuklardan neler bekleyebileceklerini bilmeleri gereklidir. Bunun yanında dersi nasıl işlemeleri ve bu çocuklarla nasıl çalışmaları gerektiği konusunda bilgi sahibi olmaları ve çocuk davranışları konusunda  danışabilecekleri bir uzmanın varlığı öğretmene önemli kolaylık sağlar.

 

 Öğretmenlerin dikkat eksikliği olan çocuklara yararlı olduğunu belirttiği birkaç yöntem şöyle sıralanabilir.

 

1- Çocuğun çabalarını ufak da olsa ödüllendirin ve ona cesaret verin. Böylece çocuğun kuvvetli yönlerini pekiştirmiş olursunuz.

 

2- Dikkat toplama, iyi davranışlar edinme ve yaptığı işleri tamamlama konusunda öğrencileri heveslendirecek davranış düzeltme yöntemleri uygulamayı öğrenin.

 

3- Çocuğun ebeveyniyle görüşüp evde kullandıkları, daha önce işe yaramış olan yöntemleri öğrenin.

 

4- Eğer çocuk ilaç kullanıyorsa, sık sık çocuğun ebeveyni ve doktoru ile görüşün. Böylece kullandığı ilaç ve ilacın dozu ile ilgili gerekli değişiklikler yapılabilir.

 

5- Sınıf düzeninde çocuğun dikkatini toplamasına yardım edecek bazı değişiklikler yapın. Örneğin kısa ödevler vermek, çocuğu ön sırada ve öğretmene yakın oturtmak, derslerde ilgi çekici nesneler kullanmak, dersi anlatırken resimler göstermek ve çocuğun başarılarını sık sık takdir etmek gibi.

 

6- Bu konudaki fikirlerini almak için rehber öğretmen, okul psikoloğu ve çocuğun psikiyatristi ile yakın bir işbirliği sürdürün. 

ÖĞRETMEN DANIŞMANLIK YAPABİLİR Mİ?

       Öğretmen, öğrencilerine iyi alışkanlıklar kazandırmak, görgüsünü ve bilgisini arttırarak etkinlik alanını genişletmek, yetenek ve ilgilerini geliştirmek, iş olanakları ve meslekler hakkında bilgi vermek suretiyle yaptığı yardımlarla bir tür rehberlik yapmış olmaktadır. Öğretmen, öğrencisi ile sevgi ve anlayışa dayalı bir ilişki kurmakla onun öğretimden maksimum yararı sağlamasına ve kendini gerçekleştirmekle bunalımının derinleşmesini önlemekte ve koruyucu sağlık hizmetleri yapmaktadır.

        Bir öğretmenin rehberlik ilkeleri ile tam bir tutarlık halinde olan hümanistik eğitim ilkelerini benimsemesi halinde en üst düzeyde başarı sağlayacağı muhakkaktır. Ancak, öğretmenin görevini çağdaş, eğitim anlayışına uygun bir biçimde yürütmesine bakarak onun, bir danışmanın rolünü üstlendiğini ya da üstlenebileceğini düşünmek yanlış olur. Rehberlik ve psikolojik danışma ayrı bir uzmanlık alanı olup kendine özgü kavram ve teknikleri vardır. Grant (1960) bir öğretmenin hem iyi bir danışman hem de iyi bir öğretmen gibi yetişmeye ve bu iki görevi aynı anda yürütmeye kalkışma halinde iki görevin de aksayacağını belirtmektedir. Grant’a göre öğretmenin, öğrencisinin ilgi ve yeteneklerini bilmesi yeterlidir. Bu bilgiyi de, gerek öğrencinin performansını gözleyerek, gerekse danışmanların uygulayacakları test ve envanter gibi araçlardan elde edilen bulgulardan yararlanarak edinmesi mümkündür. Ancak, bir öğretmenin, öğrencisinin mahrem yönlerini öğrenmesi gereksizdir, hatta bazı hallerde sakıncalı da olabilir. Grant, bir öğretmenin öğrencisinin aile hayatına ilişkin sırları, arkadaş edinmedeki güçlüklerini, kronik korku ve kaygılarını bilmeye vakti olmadığı gibi, derindeki duyguları ortaya çıkaracak teknikler konusunda bilgisi yetersizdir. Ayrıca öğrencinin mahrem hayatına bu derece girmek öğretmenin öğrencisi ile birincil ilişkilerini geliştirmek bir yana engelleyebilirde. O halde denebilir ki, bir öğretmenin öğrencisine karşı saygı ve kabul ile karakterize edilen hümanistik bir tutumla yaklaşması, öğretim faaliyetlerinden yaralanmak üzere rehberlik hizmetlerinden yardım alacak kadar bu hizmetlerin tekniklerinden haberli olması ve yine rehberlik çalışmalarının destekleyici bir tutum içinde olması gerekli ve yeterli sayılmalıdır.  

SINIF ÖĞRETMENLERİNİN REHBERLİK SAATİ GÖREVLERİ

             Eğitim sistemimizde uzun zamandır uygulana gelmekte olan sınıf öğretmenliğinin amacı, öğrenci ile yönetim arasındaki iletişimi sağlamak ve öğrencilerin sorunları ile ilgilenmektedir. Sınıf öğretmeni olarak atanmış olan herhangi bir dersin öğretmeni o sınıfın öğrencileri ile zaman zaman yaptığı toplantılarda onlara çeşitli konularda bilgi verme, eğitici kollara öğrenci seçme, özel kutlama günlerini planlama ve katılacak öğrencileri belirleme gibi faaliyetleri yürütmektedir. Sınıf öğretmenleri öğrencilerde görülen başarısızlık ve uyumsuzluk gibi sorunlarla da ilgilenmekte ve bu konuda danışmanlarla işbirliği yapmaktadırlar.

1-     İşbirliğine dayalı sistematik bir program uygulanmalıdır. Programın amaçları belirlenmeli,bu amaçların hangi öğrenme yaşantıları,hangi malzeme ve araçlarla gerçekleştirilebileceği bir dereceye kadar belirlenmeli ve sonucun değerlendirilmesi yapılmalıdır. Aksi taktirde aşırı tekrarlar ve grubun ihtiyacına uygun olmayan etkinlikler öğrencilerde bıkkınlık yaratabilir.

2-     Grup rehberliği konusunda öğretmenin iyi yetişmiş olması gerekmektedir. Çünkü bu işi yapmaya çalışan öğretmenler rehberlik konusunda yetişme ihtiyacı duymaktadırlar.

3-     Grup rehberliği psikolojik danışmaya zemin hazırlar, ama onun yerini alamaz. Grup rehberliği etkili bir biçimde uygulandığı taktirde danışmana başvuran öğrenci sayısı artabilir. Grup saatlerinde rehberlik hizmetleri hakkında bilgi edinen öğrenciler,bazı sorunlarını danışmanla konuşmak isteyebilirler. Grup öğretmeni de öğrencilerini daha iyi tanıdıkça,bazılarını danışmana havale edebilir.

4-     Grup saatleri demokratik liderlik gerektirir. Lider durumundaki öğretmen, öğrencilerin en üst düzeyde katılımını sağlamalıdır. Lider demokratik olursa,öğrenciler grup kararlarına ve planlarına katılarak,bir gruba ait olma,grup içinde önemli kişi olma,grup tarafından benimsenme gibi ihtiyaçlarını giderebilirler.

5-     Grup saatlerinde öğrencilere karşı bir anlayış,kabul edici bir atmosfer yaratmak gereklidir. Öğretmenin psikolojik süreçler,uyum mekanizmaları,grup dinamikleri konularında bilgi sahibi olması beklenir.

6-     Grup saatlerinde rahat bir iletişim sağlanmalıdır. Grup öğretmeninin de grup danışmanı gibi,kendisine yöneltilen eleştirileri hoşgörü ile kabul etmeyi bilmesi gerekir.

              On yılı aşkın bir zamandır süregelmekte olan sınıf öğretmenleri ile grup  rehberliği uygulamaları başarıya ulaşamamış ve çok çeşitli kesimlerden eleştirilere hedef olmuştur. Öğrenciler bu saatlerde ya boş oturduklarını ya da yarım kalan ödevlerini tamamladıklarını  ifade etmektedirler. Öğretmenlerin çoğu bu saatlerde ne yapacaklarını bilemediklerini ve bu yüzden öğrencileri kendi hallerine bıraktıkları ya da bitiremedikleri konuları işlediklerini belirtmektedirler.

             Grup rehberliğinin verimli olabilmesi için her şeyden önce bu alanda yetişmiş elemanlar tarafından yürütülmesinde zorunluluk vardır.

 

BİR SINIF ÖĞRETMENİNE TAVSİYELER

 1.                  Ders yılı başında dersinize ilk girdiğiniz zaman hemen ders konusuna başlamayınız. Kendinizi sınıfınıza dostça takdim edip, öğrencilerin de kendilerini tanıtmalarına zaman ayırınız.

2.                  Öğrencilere okutacağınız dersin genel sınırları, özellikleri, ileriki hayatta nasıl kullanılabileceği hakkında bilgi veriniz.

3.                  Çocuklara, dersinize nasıl çalışacakları hususunda yardım ediniz. Dersinizle ilgili olarak karşılaştıkları güçlüklerde onlara rehberlik ediniz.

4.                  Dersinizi, mümkün mertebe bireyselleştiriniz. Her öğrenciden aynı başarı derecesini beklemeyiniz.

5.                  Öğrencilerinizin genel yetenekleri, yani zeka durumları ile dersteki başarılarını karşılaştırınız. Çalışmaları ile zeka durumları arasında bir denge olup olmadığına bakınız. Zekası seviyesinden çok üstün bir başarı gösteren çocuk, zekasının çok altında başarı gösteren çocuk kadar  problemdir. Çünkü bu aşırı başarı, bir psikolojik eksikliğin telafisi olabilir.

6.                  Öğrencilerinizin okuma, oyun ve boş zaman ilgilerini saptamaya çalışınız.

7.                  Öğrencilerinizde gözlemlediğimiz davranımların niçin ve nasıllarını araştırınız.

8.                  Bir problem karşısında, evvela öğrencinin durumu nasıl gördüğünü ve bu durum için ne gibi hal çareleri düşündüğünü kendi ağzından dinledikten sonra lüzumlu aydınlatmalara geçiniz.

9.                  Sınıfınızda demokratik bir hava yaratınız. Grup çalışmalarına önem vererek onlarda “bir gruba ait olma duygusu” yaratın. Her öğrencinin bir faaliyette katılmasına yardım ediniz.

10.              Öğrencilerinizde görülecek bedensel ve psikolojik arızaların belirtilerine karşı uyanık bulununuz.

11.              Mümkün olan her fırsatta velilerle temas ederek çocuğun gelişmesinde onların işbirliğini sağlayınız.

12.              Her öğrenci ile her dönem hiç değilse bir defa mülâkat yapınız;dersinizde karşılaştığı güçlükleri, hoşlandığı konuları vs. sorunuz. 

 

KAYNAKÇA

 1-     YAZGAN Yankı, 1997

2-     MERTOL Şengül, ARSOY Saniye, ERGİN Hatice, Rehberlik ve Psikolojik Danışma, Özen Fotokopi ve Dizgi, İstanbul, 1998