rehabilitasyon

Rehabilitasyon


Fransızca’dan dilimize geçmiş olan “rehabilitasyon” sözcüğü, bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını veya yetersizliğini gidermek anlamında kullanılmaktadır. Rehabilitasyon kavramı, literatürde daha geniş ve ayrıntılı olarak, doğuştan veya sonradan olan çeşitli sebeplerden dolayı beden, zihin, duygu ve sosyal özelliklerinde belirli oranda ya da sürekli olarak görev kaybına uğrayarak yetersiz kalan normal yaşam gereklerine uymayan, engellenmiş kişileri normal seviyeye getirmek amacıyla yapılan tedavilerin tümüdür.
Rehabilitasyon ve
Rehabilitasyon ve özel eğitim, özürlü ve sakat bireylerin “”, “yetersizliği”, “engelleri”, “özürleri” ile ortaklaşa ilgilenirler. Rehabilitasyonda ağırlık kişinin durumu olmak üzere yetersizliği ve özrü üzerinde durulur ve kişinin yetersizliğinin niteliği dikkate alınır.
Özel eğitime muhtaç çocuk çoğunlukla yetersizliği olan çocuktur. Görmesinde, işitmesinde, konuşmasında ve benzeri özelliklerinde güçlüğü olan çocukları, bu güçlüklerinden dolayı düştükleri yetersiz durumdan kurtarma çalışmaları özel eğitim alanını meydana getirir. Özel eğitim ve rehabilitasyon alanlarının kendine özgü özel nitelikleri olsa da bir yerde benzer özellikleri olan alanlardır.

Rehabilitasyon Çalışmaları
Rehabilitasyon çalışmaları veya sakatlığı olan bireylerin incelenerek, kayıp düzeyine göre gruplaştırılması, onlar için uygun rehabilitasyon ortamlarının düzenlenmesi, uygun yöntemlerin seçimi, seçilen yöntem için gerekli araç-gereçlerin belirlenmesi ve sağlanması, yöntemin uygulanması, araçların kullanılması gibi değişik, ama birbirine bağlı bir dizi çalışmalardan meydana gelir.
Rehabilitasyona alınacak yetişkin ya da öğrenciler incelenirken bireysel olarak zedelenme durumları, yetersizlikleri, yeterli olduğu durumlar, karşılaştığı güçlük ve engellerin neler olduğu belirlenir. Bireylerin ihtiyaçlarına göre “rehabilitasyon grupları” oluşturulur.


Özürlü bireylerin kişilik gelişimi, günlük yaşama, işe, çevreye uyum ve meslek seçme gibi sorunlarına yardımcı olmak üzere gelişen psikololjik danışma alanına “Rehabilitasyon danışmanlığı” adı verilmektedir. Rehabilitasyon danışmanının çalışma alanına giren konular aşağıda özet olarak belirtilmiştir.
1-      Özürlüleri özel türlerine göre sınıflandırma, derecelendirme, teşhis araçları ve yöntemlerini kullanarak bilgi toplama.
2-      Özürlü bireyleri ilgilerine, meslek değerlerine ve yaşam hedeflerine ilişkin konularında test ya da test dışı teknikler kullanarak değerlendirme.
3-      Doğuştan olan veya sonradan oluşan özürlere uygulanabilecek farklı eğitim ve mesleki gelişim modelleri geliştirme.
4-      Toplumda özürlülere karşı olumsuz tutum ve kalıp yargıların özürlülerin benlk tasarımları üzerindeki etkilerini inceleme ve önlemler alma,
5-      İş yaşamı, iş kanunu, yasaların sakatlara tanıdığı haklar ve sorumluluklar konusunda bilgi toplama ve sakat kişileri bilgilendirme,
6-      Çeşitli türden özrü olan bireylere iş piyasası, olanaklar ve koşullar hakkında araştırma yapma, bilgi toplama, iş bulma ve yerleştirmede rehberlik yapma,

Aile Danışmanlığı ve Ana-Baba Eğitimi
Ülkemizde ve genelde yaygın olan “Çekirdek aile” tipi, anne baba ve çocuklardan oluşan bir birimdir. Toplumun en küçük birimi olan ailede herkesin üzerine düşen görev ve sorumlulukları vardır.

Aileye Yapılacak Rehberliğin Önemi
Özel eğitimde aileye yapılacak rehberlik ve danışmanlık hizmetleri, normal okullarda yapılan aile danışmanlığı ve ana-baba eğitimi hizmetlerden daha çok önem taşımaktadır.

Ailelerin Merak Ettikleri Bazı Temel Sorular
Özürlü çocukları olan ana babalar, okul rehberlik ve danışma hizmetinden bazı beklentileri olmakla birlikte bazen açık olarak dile getiremeyebilirler. Ana babalar özürlü çocuklarından dolayı başkaları tarafından suçlanmaya razı olamazlar ve bundan hoşlanmazlar. Bu bakımdan danışmanların aile ile olan rehberlik çalışmalarında bu hususa  dikkat etmeleri gerekir.

Özürlü Çocuk Ailelerinin Tepkileri
Çocuğunun özürlü olduğunu öğrenen her anne-baba duruma hazır olmaktan ve ne yapacağını bilememekten bir bocalama dönemi geçirir ve kendisine özgü davranışlar ve tepkiler gösterir. Her anne-baba çocuğunun özürlü oluşunu kabulleninceye kadar “reddetme”, kızgınlık”, “uzlaşma”, “depresyon” ve “kabul” gibi duygusal aşamalardan geçer. Bazı anne-babalar bu aşamaları daha kısa sürede yaşayıp kabul aşamasına ulaşırken bazı aileler bir aşamadan diğerine geçebilmek için daha uzun bir süreye gereksinim duyarlar. Bazıları ise kabul aşamasına hiç ulaşamayabilirler.

Aile Danışmanlığı
Aileler, hangi aşamada olursa olsunlar çocuklarının yaşamındaki çeşitli gelişim dönemlerinde ve hem de kendi kişisel ve duygusal yaşantıları yönünden çoğu kez profesyonel psikolojik danışma ve rehberlik yardımına gereksinim duyarlar.
“Aile danışmanlığı” altında toplanabilen bu danışmanlık hizmetleri anne ve babaların kendilerine ve çocuklarına ilişkin duygu ve düşüncelerini anlamalarına yardım eder. Aile danışmanlığı hizmetleri çocuğun özrü, özellikleri, nedenleri ve çeşitli gelişim alanları hakkında bilgi veren “anne ve baba eğitimini” de kapsar.

Aileye Psikolojik Danışma
Anne ve babalar psikolojik danışma sürecinde kendilerine ve çocuklarına ilişkin duygularını paylaşır. Psikolojik danışma süreci içinde anne ve babaların anne-baba-çocuk arasındaki duygusal problemlerin sebep olduğu çatışmaları anlamalarına, anne-babaların kaybettikleri güveni tekrar kazanmalarına yardım edilir. Kendi becerilerine inanmaya başlamaya ve sosyal çevre ile daha fazla iletişime girmelerine yardımcı olma psikolojik danışmanın hedefleri arasındadır.
Ayrıca, diğer özürlü çocukları olan ailelerle birlikte “grup” çalışmaları yapılarak anne-babaların yalnız olmadıklarını anlamaları, kendi sorunlarına benzer sorunları olan daha pek çok anne-baba olduğunu öğrenerek onlarla duygu ve düşüncelerini paylaşmaları sağlanır. Aile üyelerinin uyum kapasitelerinin normal şekline dönüştürülmesi üzerinde odaklaşılan grupla psikolojik danışma çalışmalarında “yansıtma” “açıklama” “özetleme” gibi etkileşim teknikleri kullanılarak grup üyelerinin uyarılara daha sağlıklı tepkiler göstermeleri ve iletişim kurmaları için çaba harcanır.
Özürlü ailelerle yapılacak toplu görüşmeler, konferanslar, gösterilecek filmler, kendi çocuğunun adını ve aileyi açığa çıkarmadan genel olarak özrün mahiyetini, alınması gereken tedbirleri ve bu konuda aileye düşen görevlerin neler olduğunu, ailenin okul ve sınıf ile nasıl işbirliği yapması gerektiğini açıklama fırsatları vermektedir. Ayrıca veliler arasında yapılacak küçük grup toplantıları onların birbirlerine yardımcı olmalarına fırsat hazırlamakta ve çok verimli olmaktadır.

Ana-Baba Eğitimi
Anne-baba eğitimi programlarında, anne-babalara, çocukları ile etkili ilişki kurma yollarını ve çocuklarının davranışlarını kontrol etmeyi öğretmede yardımcı olunur. Anne-baba-çocuk ilişkisi ve belli becerilerin kazandırılması üzerinde yoğunlaşılır. Anne-baba eğitimi programları, çocuğun okul ortamında öğrendiklerini ev ortamına ve gündelik yaşama genelleştirebilmesi, eğitim süreci içinde ev ile okul arasında davranış hedefleri yönünden paralelliğini sağlama açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, çocuğun problemlerine ve uygun olmayan davranışlarına yönelik bilgi ve özel becerilerin öğretilmesi ile anne-babaların kaygılarının azaltılması sağlanabilir.

Ana-Baba Eğitiminin Temel Konuları ve İlkeleri
Ana-baba eğitiminin yoğunlaştırılacağı konular, ilkeler ve izlenecek yollar aşağıda özet olarak belirtilmiştir.
1-Özürlü çocukların öğretmenleri ile ana-baba arasında içten bir ilişki kurulması ve etkileşim içinde olmalarında büyük yarar vardır.
2-Ana babaya çocuğunun durumu davranışları gösterilmeli, özrünün sebepleri anlatılmalı ve sorularının cevabı açıklanarak durumu, gerçeği görmesi sağlanmalıdır.
3-Ana baba ile ihtiyaca ve duruma göre mümkün olduğu kadar çok görüşme yapılmalı ve problemi hakkında konuşularak kaygı ve suçluluk duygusunu atması, teselli olması sağlanmalıdır. Bu durumla ilgili sıkıntıları, üzüntüleri giderilmelidir.
4-Anne ve babalar okulda toplanarak çocukları faaliyet içinde iken görmeleri sağlanmalı, ailelerin problemler üzerinde kendi aralarında bireysel ve grupça konuşmaları uygun çözüm yolları bulmalarına olanak vermelidir.
5-Ana babaya okulda çocuğa yaptırılan uygulama ve faaliyetlerin ve kazandırılmaya çalışılan beceri ve alışkanlıkların evde de devam ettirilmesi gerektiği, belirtilmelidir.
6-Öğretmenler ve danışmanlar mümkün olduğu kadar aileleri ziyaret etmeli, çocuğun ev şartları ve eğitim olanakları görülmeli, aile ile işbirliği arttırılmalı, okulda başlatılanların evde devam edilip edilmediği gözlenmelidir.
7-Çocuğun evdeki herkes tarafından içten kabul görmesi, ailede çocuğa karşı olumlu, ılımlı tutum ve davranışlar sağlanmalıdır.
8-Aile bireyleri çocuğun temel ihtiyaçlarının, uygun şekilde karşılanmasında yeterli anlayış bilgi ve beceriye sahip kılınmalıdır. Özürlülerin normal çocuklardan farklı olmadıkları temel ihtiyaçlarının karşılanmasında belki biraz daha başkalarının anlayış ve yardımlarına gereksinimleri olacağı belirtilmelidir.

Bilgi Verici Danışmanlık
Psikolojik danışma ve anne-baba eğitimi olarak iki alanda sürdürülen aile danışmanlığı çalışmalarına her iki alanı da kapsayan “Bilgi Verici Danışmanlık” adı ile yeni bir yardım şekli eklenmiştir.
McDowell, aile danışmanlığı çalışmalarının, 1)Bilgi Verici Danışmanlık, 2)Psikoterapi, 3) Ana-baba Eğitimi Programları olmak üzere 3 ana başlık altında gruplanabileceğini belirtmiştir.
Bilgi verici danışmanlığın niteliği, özürlü çocukların anne-babalarına çocuklarının özrüne ilişkin “tanı”nın bildirildiği tek yönlü bir süreçten, uzman-anne-baba arasındaki çift yönlü dinamik bir ilişkiye kadar değişmektedir. Bilgi verici danışmanlıkta belli bir özür hakkında, ne olduğu, nedenleri, özellikleri, gelişim alanları, çocuğun ihtiyaçları hakkında aileye bilgi verilir. Bu süreç içinde ailelerin çeşitli duygu ve tepkilerini yaşamaları sağlanmalıdır.
Bilgi verici danışmanlığın bir “grup ortamı” içinde yapılması, ailelerin birbirleriyle ve danışmanla karşılıklı bilgi, duygu, düşünce ve deneyim alışverişi yapmalarını ve sorular sormalarını sağlamaktadır. Anne-babalar arasında böyle bir etkileşimin olması yalnız olmadıklarını fark etmelerine ve farklı çözüm yollarını öğrenmelerine de olumlu etki yapmaktadır.
Bütün bunların yanı sıra, bilgi verici danışma süreci içinde aileye her türlü konu ile ilgili sorular sorabilmesi için fırsat verilmeli ve bilgi verme düzeyinde her türlü yardım sağlanmalıdır. Bilgi verme, çocuğun özrünü, çeşitli kurumları, ailenin ve çocuğun sahip olduğu yasal hakları da kapsamalıdır. Çocuğa belli becerilerin kazandırılması, davranış problemlerinin kontrol edilmesi ve çocuk ile etkili ilişki kurma yolları üzerinde durulmalıdır. Anne-baba eğitimi, ailelerden gelen istek ve ihtiyaçlar doğrultusunda yönlendirilmektedir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Comment spam protected by SpamBam